24 Mayısıs Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 144. günü
Olaylar
- 1218 - Beşinci Haçlı seferi'nde Haçlılar, Akka şehrini Eyyubiler'e bıraktılar.
Dimyat'ın Haçlılar tarafından kuşatılması Tarih 1213 - 1221 Bölge
Mısır
Sonuç Mutlak Eyyubi zaferi TaraflarHaçlılar
Latin Krallığı
Kıbrıs Krallığı
Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu
Avusturya Arşidüklüğü
Tapınak Şövalyeleri
Töton Şövalyeleri
Hospitalier Şövalyeleri
Macaristan Krallığı
Hollanda Kontluğu
Fransa Krallığı
Papalık Devleti
Portekiz Krallığı
Müslümanlar
Komutanlar ve liderlerKutsal topraklarda (1095–1291)
- Birinci
- 1101 Haçlı Seferi
- Edessa Kuşatması (1146)
- Norveçli
- Venedik
- İkinci
- Üçüncü
- 1197
- Dördüncü
- Beşinci
- Altıncı
- Baronlar
- Yedinci
- Sekizinci
- Dokuzuncu
1291 sonrası
Kuzey Haçlı Seferleri (1147–1410)
Ortodokslara karşı
Reconquista (718-1492)
Beşinci Haçlı Seferi, 1217–1221 yılları arasında Katolik kilisesine mensup Avrupalılar tarafından gerçekleştirilen haçlı seferidir. Avrupalılar, Mısır'daki Eyyubiler'i yenerek Kudüs ve diğer kutsal toprakları ele geçirmek istemişlerdir ancak amaçlarına ulaşamamışlardır.
Kutsal Şehir Kudüs'ün anahtarlarının Mısır'ın elinde olduğuna inanan Papa III. Innocentius 1213'te yeni bir Haçlı Seferi çağrısında bulundu. Bu çağrı 1215 Dördüncü Laterano Konsili'nde kabul edildi; bu Haçlı Seferi organizasyonu kendisinden sonraki Papa III. Honorius tarafından da devam ettirildi. İtalyanlar bu projeye karşı çekimser, Batılılarsa kararsızdı. Avrupa'dan önce Macaristan Kralı II. András ve Avusturya Arşidükü Habsburglu VI. Leopold sefere katılmaya karar verdiler. Daha sonra 1218'de Oliver Kölnlü komutasında bir Alman ordusu ve Hollanda Kontu I. William komutasında Hollandalı, Flandralı ve Frisyalı askerlerden oluşan bir ordu da sefere katıldı. Bu seferde Haçlı orduları denizden Doğu Akdeniz kıyılarında, Haçlı devletlerin bulunduğu Filistin ve Suriye'ye; özellikle Kudüs Krallığı'nın başkenti olan Akka'ya yöneldiler. Macar ordusu Eyyubilerle yaptığı tek bir muharebeden sonra ülkesine geri döndü. Diğer Haçlı orduları birlikte 1217-1220'de Kudüs Kralı John de Brienne komutasında Nil Nehri deltasına doğru bir sefere çıktı. Bunu eski Kudüs krallığını ihya etmek için bir koz olarak kullanmak istedi. Mısır'a hücum eden Haçlı ordusu Dimyat kalesi 1219'da düşünce Temmuz 1221'de Haçlılar Kahire üzerine yürümeye başladılar. Fakat yeterli tedarik sağlayamadığı ve Nil Nehri suları yükselmesi ile Haçlı ordusu Dimyat'a geri dönmek kararı verdiler ve bu dönüş Haçlılar için bir felaket oldu. Fakat Eyyubiler öncülerinin Nil Nehri kenar duvarlarını yıktıkları için ada şeklini alan bir yüksek arazide mahsur kaldılar. Eyyübiler Sultanı Kamil bin Adil bir gece hücumu ile suyu geçip Dimyat'a geri dönmek isteyen Haçlı ordusuna büyük zayiat verdi. Açlık tehlikesi geçiren bu ordu teslim olmak zorunda kaldı. Dimyat kalesinde kalan Haçlıların da Eyyubiler tarafından etrafı sarılmıştı. 1221'de yapılan bir antlaşma ile Haçlılar Dimyat'ı da kurtuluş fidyesi olarak Eyyubilere iade ettiler ve Eyyubilere teslim olan Haçlılar ordusu askerleri serbest bırakıldılar. Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil Avrupalı haçlılarla 8 yıl süreli bir barış antlaşması yapmayı kabul etti.
Eyyûbîler
1171-1260/1341Selahaddin Eyyubi'nin 1193'teki ölümü sırasında Eyyûbî Sultanlığı'nın siyasi alt bölümlerini ve şehirlerini gösteren harita. Özellikle Yemen ve Batı Arabistan'daki sınırlar yaklaşık olarak verilmiştir.
Tür Egemen devlet(1171-1260) Başkent Kahire
(1171-1174; 1218-1250)
Şam
(1174-1218)
Halep
(1250-1260)
Hama
(1341 yılına kadar) Yaygın dil(ler)
- Arapça (nüfusun çoğunluğu, şiir, nümismatik)
- Kürt dilleri (yönetici hanedan, aristokrasi, askeri oligarşi)
- Farsça (bazı sultanlar tarafından konuşulur)
- Türkçe
• 1174-1193
Selahaddin Eyyubi (ilk)• 1193-1198
Aziz Osman• 1198–1200
Mansur• 1200-1218
I. Âdil• 1218-1238
Kâmil• 1238-1240
II. Âdil• 1240-1249
Sâlih Necmeddin• 1249-1250
Muazzam Turanşah• 1250-1254
Eşref Musa (son) Tarihçe• Kuruluşu
1171• Dağılışı
1260/1341 Yüzölçümü y. 1190 2.000.000 km2 y. 1200 1.700.000 km2 Nüfus• 12. yüzyıl
7.200.000 Para birimi Dinar, dirhem Öncüller Ardıllar
Fâtımîler
Zengîler
Kudüs Krallığı
Gürcistan Krallığı
Ahlatşahlar Beyliği
Artuklu Beyliği
Memlûk Devleti
Resûlîler
Hasankeyf Emirliği
Hoy Hanlığı
Şirvan beyliği
Kilis Emirliği
Suveydi Emirliği
Eyyûbîler,[6] Eyyûbîler Devleti veya Eyyûbî Sultanlığı (Arapça: الأيّوبيّون, Eyyûbîyûn; Kürtçe: ئەیووبییەکان, Dewleta Eyûbiyan), Zengî Devleti'nin komutanı ve daha sonradan Fâtımî Devleti'nin veziri olan Selahaddin Eyyubi'nin 1171 yılında kurduğu Eyyûbî Hanedanı'nın Mısır ve Suriye'de egemen olduğu Sünni Müslüman bir devlettir. En güçlü olduğu dönemde Mısır, Suriye, Irak, Hicaz, Filistin, Libya, Yemen ve Levant bölgelerini egemenliği altında tutmuştur. 1171'de Selahaddin Eyyubi tarafından Mısır'daki Şii Fâtımî Hâlifeliği'nin ortadan kaldırılmasının ardından doğan bir iktidar boşluğuyla tarih sahnesine çıkan devlet, 1187'de Hıttin Muharebesi ile Kudüs'ü Hristiyanlardan geri almış ve Orta Doğu'da önemli bir güç hâline gelmiştir. Hanedanlık, bölgedeki hâkimiyetini 13. yüzyılın ortalarına kadar sürdürmüştür.
Eyyûbî Hanedanı, nispeten kısa görev süresine rağmen bölgede, özellikle de Mısır'da dönüştürücü bir etkiye sahip oldu. Daha önce Şii bir hâlifeliğin egemenliğinde olan Mısır, Eyyûbîler döneminde baskın Sünni siyasi ve askerî güç ile bölgenin ekonomik ve kültürel merkezi hâline geldi. Saltanatı boyunca Eyyûbî yönetimi, ekonomik bir refah çağını da başlattı ve sağlanan kolaylıklar, İslam dünyasında entelektüel faaliyetlerin yeniden canlanmasına yol açtı. Aynı zamanda bu dönemde, büyük şehirlere çok sayıda medrese inşa edilerek bölgedeki Sünni Müslüman egemenliğini şiddetle güçlendirmeye yönelik bir süreç de etkili oldu.
Nüfusunun çoğunu Kürtlerin ve Arapların oluşturduğu Eyyûbîler Devleti, topraklarını Hicaz'a ek olarak, Levant bölgesinin çoğunu kapsayacak şekilde, Mısır sınırlarının ötesine hızla genişletti. Yemen, Kuzey Nübye, Trablusgarp, Sirenayka, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak'a hükmetti. İslam dünyasının iki önemli kutsal şehri olan Mekke ve Medine'yi de elinde bulunduran devlet, "İki Kutsal Caminin Koruyucusu" ünvanına sahip oldu ve bu ünvan, bizzat devletin kurucusu Selahaddin Eyyubi tarafından da kullanıldı.
Kudüs'ün, Haçlıların 1099 yılında şehri ele geçirmelerinden 88 yıl sonra Selahaddin komutasındaki Eyyûbîler tarafından geri alınmasından dolayı Selahaddin, bugün başta saltanat sürmüş olduğu birçok ülkede ulusal bir kahraman olarak anılmaktadır. Günümüzde, saltanatının birer parçası olmuş olan Mısır, Suriye, Filistin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Yemen ve doğum yeri olan Irak, devletin ulusal arması olan hanedan kartalını kendi armalarında bulundurmaktadırlar.
İsim
Devletin adı olan "Eyyûbîler" Selahaddin Eyyubi'nin babası Necmeddin Eyyûb'un isminden türemiştir ve 'Eyyûb'un soyundan gelenler' anlamına gelir. Eyyûbîler Devleti ayrıca "Kürtlerin hanedanı/devleti" (Arapça: دولة الأکراد, romanize: Dawlat al-Akrād) olarakta Orta Çağ İslam kaynaklarında geçmiştir.
Hanedanın etnik ve devlet yapısı
Devletin kurucusu olan Selahaddin Eyyubi, Tikrit'te Kürt bir ailede doğmuştur. Selahaddin Eyyubi'nin babası Necmeddin Eyyûb, o dönemde bir Kürt hanedanlığı olan Şeddâdîler'in hüküm sürdüğü Divin şehrinde, Ecdenakan isimli, ahalisinin tamamının Kürtlerden oluştuğu bir köyde doğmuştur ve babasının adı Şâdi (veya Şâzi) el-Kürdî'dir.
Eyyubi ailesi, Hezbaniyye Kürtlerinin Revvâdîler aşiretindendir. Revvâdîlerin soyunun ise, Ezd adında Yemenli bir Arap kabilesine dayandığı söylenmektedir. Buna göre Revvâdîler aşireti, Abbâsî hâlifesi tarafından 758 yılında Basra'dan alınarak Azerbaycan'a yerleştirilmişlerdir. Kabileye adını veren Revvad bin Müsenna el–Ezdî, Azerbaycan valisi Yezid bin Hatim tarafından güvenliği sağlama amacıyla Tebriz civarında vazifelendirilmiştir. Daha sonra, onun soyundan gelen torunları, 8. ve 9. yüzyıllarda Abbâsîlerin Tebriz valisi olarak vazife yapmışlardır. Revvâdîler, 10. yüzyılın başından itibaren Azerbaycan'da baskın hale gelen Kürt varlığıyla, özellikle de Hezbaniler aşiretiyle karışmışlar, asimile olmuşlar ve giderek Kürtleşmişlerdir. Ancak Revvâdîlerin kökeni belirsizdir ve Arap kabileleriyle bir bağlantıları olup olmadığı açık değildir.
Tarihçi İbn Haldun'a göre Selahaddin Eyyubi'nin ataları, aslı Arap olan Yemen'in Himyeri vilayeti eşrafından, Hezbaniyye Kürtlerinin Revvâdîler aşiretine mensupturlar. Ancak İbn Haldun, Tarihî İbn Haldun isimli eserinde Selahaddin Eyyubi'den Arap değil, Kürt olarak bahsetmektedir.
Arap tarihçi El–Hazrecî'nin Eyyubileri anlatan eseri, Târihu Devleti'l–Ekrâd (Türkçe: Kürd Devletinin Tarihi) ismini taşımaktadır. Selahaddin'in uzun süre inşa kâtipliğini yapmış olan bir diğer Arap tarihçi İbn-i Şeddad, Memlûk dönemi tarihçisi Ebu Hamid el–Kudsi ve Osmanlı tarihçisi Ahmed Vasıf Efendi gibi şahsiyetler de eserlerinde Selahaddin'den ve onun hanedanından "Kürt" diye bahsetmişlerdir.
Tüm bu etnik köken tartışmaları ve araştırmalarından sonra Eyyûbîler Devleti, genel olarak bir Kürt hanedanlığı ve Kürt devleti olarak kabul edilir.
Bazı tarihçilere göre, siyasi yapısı bakımından Eyyûbî konfederasyonunun yönetim tutumları kendi yurdunun siyasi kurumları ile alakalı olabilir. Fakat bu kurumları çağdaş Türk devletlerinin temel yapısıyla önemli ölçüde farksızdı ve Eyyûbîler birçok yönden Selçukluların bir halefi olarak anlaşılabilir.[6][45] İngiliz tarihçi Andrew Peacock, Türk askerî yapısına dayandığı için Eyyûbîlerin zaman zaman Guz (Oğuz) olarak bilindiğini söylemektedir.
- 1844 - Amerikalı mucit Samuel Morse, ABD Senatosu üyelerinin de hazır bulunduğu bir deneyle, ABD Kongre binasından Baltimore'da bir tren istasyonuna kendi icadı olan Mors alfabesiyle ilk mesajı gönderdi.
- 1924 - Yabancı şirketlerce işletilen Osmanlı Anadolu Demiryolları (CFOA) Şirketi'nin millileştirilmesi için Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdiriye-i Umumiyesi kuruldu.
- 1983 - Bulvar gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye Güzeli seçilen Hülya Avşar'ın evli olduğu ortaya çıkınca, ikinci güzel Dilara Haraççı Kraliçe ilan edildi.
- 1989 - Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göç başladı.
- 2014 - Ege Denizi'nde Semadirek adası açıklarında 6.5 şiddetinde bir deprem oluştu.
Doğumlar
- MÖ 15 - Germanicus (Julius Caesar Claudianus), Romalı general (ö. 19)
-
Germanicus
Doğum
MÖ. 24 Mayısıs 15
Roma, İtalya, Roma imparatorluğu, (Günümüz İtalya) Ölüm MS. 10 Ekim 19
Antakya, Suriye, Roma imparatorluğu (Günümüz Türkiye) Defin Augustus Anıt Mezarı Eş(ler)i Yaşlı Agrippina Çocuk(lar)ı Nero Caesar
Drusus Caesar
Caligula
Julia Agrippina
Julia Drusilla
Julia Livilla Tam adı Germanicus Julius Caesar Hanedan Julio-Claudian hanedanı Babası Nero Claudius Drusus
Tiberius (Evlat edinen) Annesi Antonia (Marcus Antonius'un kızı)Germanicus Julius Caesar Claudianus, (MÖ. 24 Mayısıs 15 – MS. 10 Ekim 19) Roma İmparatorluğu'nun başlangıcında etkin bir hanedan olan Julio-Claudian Hanedanı mensubu Romalı general. Ayrıca Nero Claudius Drusus ya da Tiberius Claudius Nero olarak da bilinir ve genellikle çağrıldığı adı olan agnomeni (lâkabı) "Germanicus", MÖ 9 yılında babasının Cermanya'da kazandığı zaferlerin onuruna verilmiştir.
İlk yılları
Germanicus'un babası general Nero Claudius Drusus (İmparator Augustus'ın üçüncü karısı Livia Drusilla'nın oğlu) ve annesi Küçük Antonia'dır (triumvir Marcus Antonius ve Augustus'un kız kardeşi Küçük Octavia'nın kızı). Livilla ve İmparator Claudius kardeşleridir. Germanicus, Augustus'un torunu ve kendisine dokuz çocuk veren Yaşlı Agrippina ile evlenmiştir. İki çocuğu bebekken ölürken, Gaius Julius Caesar çocukken ölmüş diğer altı çocuğu hayatta kalmışlardır:
- Nero Caesar
- Drusus Caesar
- Gaius Caesar ya da Caligula, geleceğin imparatoru
- Genç Agrippina, İmparator Neron'un annesi
- Julia Drusilla
- Julia Livilla
-
Germanicus, tüm zaferlerini hevesle kutlayan Roma yurttaşları arasından çok popülerdi. Aynı zamanda büyük amcası ve karısının büyük babası Augustus'un da gözdesiydi ve çoğu zaman adı onun vârisleri arasından geçerdi. 4 yılında Livia'yı (Augustus'un karısı), ikna edebilmek için, Augustus Livia'nın ilk evliliğinden olan Tiberius'a lütufta bulundu. Augustus, Tiberius'u Germanikus'u evlatlığı ve vârisi olarak almaya mecbur bıraktı. (Tacitus, Yıllıklar IV.57).
Germanicus, Pannonia ve Dalmaçya'da birkaç askeri seferi komuta etti. Mükemmel bir asker, ilham verici bir lider olarak tasvir edilir ve Roma lejyonları tarafından çok sevilmiştir. 12 yılında, beş yıl vekaleten quaestor olarak görev yapmasının ardından konsül olarak atanmıştır.
-
- 1686 - Gabriel Fahrenheit, Alman fizikçi ve cıvalı termometrenin mucidi (ö. 1736)
- 1819 - I. Victoria, Birleşik Krallık Kraliçesi (ö. 1901)
- 1911 - Ne Win, Burmalı diktatör (ö. 2002)
- 1936 - Metin Sözen, Türk mimar (ö. 2025)
- 1946 - Ayten Uncuoğlu, Türk oyuncu
- 1946 - Tansu Çiller, Türk ekonomist, akademisyen ve siyasetçi (Türkiye'nin ilk kadın Başbakanı)
- 1959 - Emire Eren Keskin, Türk avukat
- 1967 - Tamer Karadağlı, Türk oyuncu
- 1968 - Emrah Yücel, Türk grafik tasarımcı
- 1970 - Gülay, Türk şarkıcı
- 1985 - Cemre Atmaca, Türk oyuncu
- 2000 - Abdülkadir Sünger, Türk futbolcu
Ölümler
- 189 - Eleuterus, Yaklaşık olarak 174 - 189 yılları arasında papalık görevinde bulunmuştur (d. ?)
- 1136 - Hugo de Payens, Tapınak Şövalyeleri'nin ilk büyük üstadı (d. 1070)
- 1408 - Taejo, Kore'nin Joseon Hanedanlığı'nın kurucusu ve ilk hükümdarıydı (d. 1335)
- 1524 - Şah İsmail, Türk Safevî İmparatorluğu'nun kurucusu (d. 1487)
-
I. İsmail
شاه اسماعیل یکم
Şah İsmail'in 17. yüzyılda Cristofano dell'Altissimo tarafından yapılmış portresi
Safevî Devleti'nin 1. Şahı Hüküm süresi Aralık 1501 - 23 Mayısıs 1524 Sonra gelen I. Tahmasb Doğum 17 Temmuz 1487
Erdebil, Akkoyunlular Devleti Ölüm 23 Mayısıs 1524 (36 yaşında)
Tebriz, Safevîler Devleti Defin Şeyh Safi Külliyesi, Erdebil, Erdebil Eyaleti, İran Eş(ler)i Taçlı Begüm
Bihrûze Hanım Çocuk(lar)ı Rüstem Mirza
I. Tahmasb
Sam Mirza
Elkas Mirza
Behram Mirza
Perihan Hanım
Mahinbanu Sultan
Şah Zeynep
Ferengis
Haneş Tam adıEbu'l-Muzaffer bin Haydar bin Cüneyd es-Safevî
Hanedan Safevî Hanedanı Babası Şeyh Haydar Annesi Alemşah Halime Begüm Dini Onikici Şii İslam15 Mart 1924 tarihli Resimli Gazete'de Şah İsmail'in tahtı
I. İsmail, bilinen adıyla Şah İsmail veya tam ünvanıyla Ebu'l-Muzaffer Bahadır el-Hüseynî[3] (Farsça: شاه اسماعیل; 17 Temmuz 1487, Erdebil - 23 Mayısıs 1524, Tebriz), Safevî Tarikatı'nın lideri, Safevî Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. Alevilik ve Bektaşilikte Yedi Ulu Ozan'dan birisi olarak kabul edilir.
İran coğrafyası, Şah İsmail tarafından 1501 yılında birleşik bir ülke haline gelmeden önce, yaklaşık sekiz buçuk yüzyıl önce Müslüman Araplar tarafından fethedilmesinden bu yana, yerel İran yönetimi altında birleşik bir ülke olarak var olmamıştı. Fakat bir dizi Arap halifesi, Türk sultanları ve Moğol hanları tarafından idare ediliyordu. Tüm bu dönem içinde yalnızca Büveyhîler döneminde İran coğrafyasının bir bölümü İranî bir yönetime kavuşmuştu.
I. İsmail tarafından kurulan Safevî Hanedanı, iki asırdan fazla bir süre hüküm sürdü, tarihteki en büyük İran imparatorluklarından biri oldu ve gücünün zirvesindeyken, günümüzdeki İran, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın çoğunu, Kuzey Kafkasya, Irak, Kuveyt ve Afganistan'ın yanı sıra, günümüz Türkiye, Pakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Suriye topraklarının bazı kısımlarına hükmederek kendi zamanının en güçlü devletlerinden biri oldu.Ayrıca, İran kültürünün Büyük İran'ın geniş bölgelerinde yeniden gelişmesini sağladı. Safevî İmparatorluğu'nun ortaya koyduğu miras, İran'ın Doğu ile Batı arasında ekonomik bir kale olarak yeniden canlanması, verimli bir devlet ve bürokrasinin kurulması, aynı zamanda mimari yenilikler ve güzel sanatların himaye edilmesiydi.
I. İsmail'in ilk eylemlerinden biri, Şii İslam'ın İsnâaşeriyye mezhebini yeni kurulan devletinin resmî dini olduğunu ilan etmesi oldu ve bu durum, İran'ın sonraki tarihi için büyük sonuçlar doğurdu. Dahası, bu sert dönüşüm ona büyüyen Safevî Devleti'ni Sünni komşularından batıdaki Osmanlı İmparatorluğu ve doğuda Şeybânîler'den ayrılma konusunda siyasi bir fayda da sağladı.
Şirvanşah Ferruh Yesâr'ın 20.000 süvari ve 6.000 piyadeden oluşan ordusunu 7.000 kişilik ordusu ile Cebanî savaşında perişan etmekle kalmamış, Şirvanşah'da öldürülmüştür. Şamahı ve Bakü bu gelişmeler üzerine teslim olmuştur. Burada Şah İsmail'in emri ile zengin Şirvan hazinesinden bir altın bile alınmaksızın tamamı nehre dökülmüştür. Bu zafer sadece İsmail'in gücünü artırmakla kalmamış, bir nevi kutsallaşmıştır. Daha sonra ise İran'da Şiilik mezhebini egemen kılıp, bölgede yaşayanları tek bir çatı altında birleştirerek Safevî Devleti'ni kurmuştur. Kurduğu devlette saray ve ordu dili olarak Azerbaycan Türkçesi, bürokrasi dili olarak Farsça kullanmıştır. Nüfus ve iktisadi gerekçelerle dönemin Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim ile hem siyasi hem askeri olmak üzere mücadele etmiş ve Çaldıran Muharebesi'nde Osmanlı'ya karşı büyük bir yenilgi yaşamıştır.
- 1957 - İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Türk yazar, tarihçi, müzeci ve mutasavvıf (d. 1870)
- 1973 - Selahattin Batu, Türk veteriner hekim, akademisyen, siyasetçi ve edebiyatçı (d. 1905)
- 1991 - İsmail Selen, Türk asker (suikast sonucu) (d. 1931)
- 2023 - Adil Serdar Saçan, Türk yazar, hukukçu ve eski polis (d. 1962)
![]()

Yorumlar
Yorum Yap