Soykırımcı Netanyahu Lübnan'da!
İsrail devlet televizyonuna göre Netanyahu İsrail ordusunun saldırılarını sürdürdüğü Lübnan'ın güneyine gitti.
Soykırımcı Netanyahu'nun, berberindeki bir heyetle İsrail ordusunun saldırılarını sürdürdüğü Lübnan'ın güneyine gittiği belirtildi.
İsrail devlet televizyonu KAN'da yayımlanan haberde, İsrail ordusunun hava ve kara saldırılarıyla hedef aldığı Lübnan'ın güneyine giden Netanyahu'ya Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in eşlik ettiği aktarıldı.
Netanyahu'nun Lübnan'ın güneyinde Katz ve Zamir ile bölgede sürdürdükleri işgal ve saldırılara ilişkin durum değerlendirmesi toplantısı yaptığı kaydedildi.
Savunma Bakanı Katz daha önce yaptığı açıklamada, Lübnan'da Litani Nehri'ne kadar olan bölgede "güvenlik kontrolünü sürdüreceklerini" söyleyerek kalıcı işgale işaret etmişti.
İsrail'in Lübnan'a saldırısı
İsrail ordusundan 2 Mart'ta yapılan açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.
Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut'u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 2 bin 55 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
Lübnan hükümeti de ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıklamıştı.
Gazzeliler yeniden aç bırakılıyor!
Hamas, İsrail’in Gazze’de insani yardım girişlerini kısıtlayarak "sistematik bir aç bırakma politikası" uyguladığını ve ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürdüğünü açıkladı.
Hamas Sözcüsü Hazim Kasım yaptığı açıklamada, İsrail’in özellikle un ve temel gıda yardımlarının girişini geniş ölçüde kısıtlayarak Gazze’de yeniden "aç bırakma stratejisi" yürüttüğünü ifade etti.
İran: ABD bizim mantığımızı anladı
Kasım, bu uygulamaların Gazze Şeridi’nde ekmek fiyatlarının sürekli artmasına ve derinleşen yoksulluk koşullarına yol açtığını belirtti.
İsrail’in insani yardım girişlerini engelleyerek ateşkes anlaşmasını açık şekilde ihlal ettiğini vurgulayan Kasım, anlaşmada belirlenen yardım miktarlarının yalnızca yaklaşık üçte birinin girişine izin verildiğini ifade etti.
Hamas Sözcüsü Kasım, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını sürdürdüğünü ve ateşkes yükümlülüklerine uymadığını da belirtti.
Kasım ayrıca, bazı uluslararası açıklamalarda yardım girişlerinin anlaşmaya uygun şekilde gerçekleştiğine dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade ederek bu beyanları reddettiklerini aktardı.
Son olarak da Kasım, arabuluculara ve ateşkesin garantörlerine çağrıda bulunarak İsrail’in "aç bırakma politikası"na karşı net bir tutum alınmasını ve insani yardım akışının güvence altına alınmasını talep etti.
İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybı 72 bin 328'e, yaralı sayısı da 172 bin 184'e yükseldi.
Gazze Şeridi'nde enkaz altında halen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.
Katil Netanyahu'ya tepki yağdı: Dünya gündeminde zirveye oturdu
İsrail'in soykırımcı başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı alçakça hedef alan açıklamaları kamuoyunda büyük tepki uyandırdı. Sosyal medyada “#GenocidalNetanyahu” etiketi gündemin ilk sırasında yer aldı.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla tepki çeken Netanyahu’ya, Türkiye’den resmi kurumlardan ve siyasi isimlerden art arda açıklamalar geldi.
Çin’den uydu interneti hamlesi
Dışişleri Bakanlığı ve İletişim Başkanlığı başta olmak üzere birçok kurum, söz konusu ifadeleri kınadı.
Tepkiler yalnızca resmi açıklamalarla sınırlı kalmazken, sosyal medyada da kısa sürede geniş bir karşılık buldu. Kullanıcılar, “#GenocidalNetanyahu” etiketi altında binlerce paylaşım yaparak Netanyahu’nun açıklamalarına tepki gösterdi.

[#GenocidalNetanyahu etiketi Türkiye ve dünya genelinde en çok konuşulanlar arasında ilk sıraya girdi.]
Söz konusu etiketin Türkiye’nin yanı sıra dünya genelinde de gündeme girdiği, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok konuşulan başlıklar arasında ilk sıraya yükseldiği görüldü.
Uluslararası kamuoyunda da yankı bulan gelişmeler kapsamında, çok sayıda kullanıcı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek mesajları paylaşırken, Netanyahu’ya yönelik eleştirilerin yoğunlaştığı dikkat çekti.
Uzmanlar, sosyal medyada oluşan bu geniş çaplı etkileşimin, kamuoyunun bölgedeki gelişmelere ilişkin hassasiyetini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor.
Soykırımcı İsrail'in Bakanı Gvir Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi
Soykırımcı İsrail'in Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Filistin topraklarını gasbeden bir grup İsrailli ile işgalci polis eşliğinde Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan habere göre, aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir, sabah saatlerinde polis koruması altında Aksa'ya geldi.
Aşırı sağcı İsrailli Bakan, beraberinde bir grup fanatik Yahudi ile İsrail'in İran'a saldırıları bahane ederek ibadete kapattığı ve 41 gün sonra tekrar açılan Mescid-i Aksa'ya provokatif bir baskın düzenledi.
Basına yansıyan görüntülerde, beraberindeki fanatik Yahudilerle Aksa'nın avlusunda Talmudik dualar okuyan Ben-Gvir'in, Yahudilere has ritüeller yaptığı ve alkış tuttuğu görüldü.
Kudüs Valiliği, Mescid-i Aksa'nın zaman ve mekan olarak bölünmesi amacına yönelik bir adım niteliğindeki bu provokatif baskının, Kudüs'teki İslam ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik ihlallerin bir parçası olduğunu ifade etti.
Yahudilerin Mescid-i Aksa baskınları statükoya aykırı
Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994'te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.
Yahudiler, 2003'ten bu yana İdarenin izni olmadan İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabede giriyor. Bu girişleri "baskın" olarak nitelendiren Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini vurguluyor.
İsrail yönetimi, Mescid-i Aksa'da "sadece Müslümanların ibadet edebildiği diğer dinlerin mensuplarınınsa sadece ziyarette bulunabildiği" yönündeki tarihi statükonun korunduğunu savunuyor.
Ancak fanatik Yahudilerin İsrail polisi korumasında Aksa'ya düzenledikleri baskınlarda dua etmeleri ve dini ritüelleri yerine getirmeleri sıkça kameralara yansıyor.
İsrail içindeki Ultra-Ortodoks Yahudi din adamlarının çoğunluğu ise Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girmesinin dinen yasak olduğunu vurguluyor.
Muhabir: Zülal Ceylan







Yorumlar
Yorum Yap