Coğrafi Yapı
İlin Konumu: Elazığ ili Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Toplam alanı 9151 km2 yi bulan ve bu alanı ile Türkiye topraklarının % 1,2 sini meydana getiren il sahası, 40º 21 ile 38º 30 doğu boylamları, 38º 17 ile 39º 11 kuzey enlemleri arasında kalmaktadır. Bu çerçeve içinde şekil olarak kabaca bir dikdörtgene benzeyen Elazığ ili topraklarının D-B doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık 150 km, K-G yönündeki genişliği ise yaklaşık 65 km civarındadır. İli, doğudan Bingöl, kuzeyden Keban Baraj Gölü aracılığıyla Tunceli, batı ve güneybatıdan Karakaya Baraj Gölü vasıtasıyla Malatya, güneyden ise Diyarbakır illerinin arazileri çevrelemektedir.
Elazığ, doğusundan, batısından ve güneyinden, Güneydoğu Torosların batı uzantıları ile çevrili olup, Güneydoğu Toroslar, Malatya ili sınırları içinde doğuya doğru uzanarak Elazığ dan geçer. Van gölünün güneyine doğru kıvrımlar halinde devam ederek ülkemizin sınırlarını terkederler. Bu dağların en yüksek noktasını İl in batısındaki Hasan Dağları (2118 Mt) oluşturur.
Ulaşım: Elazığ İli, Doğu Anadolu Bölgesi nin geçiş merkezi konumundadır. Elazığ Türkiye nin dört bir yanına ana karayollarıyla bağlı olup, ayrıca demiryolu ve havayolu ulaşımına da sahiptir. Keban Barajı nın yapımıyla Elazığ ın bazı ilçeleri ve komşu illere bağlı ilçeleriyle Keban Baraj Gölü nden feribotla yapılmaktadır.
Nehirler:
Elazığ, akarsu havzası açısından İlin güney kesimi dışında bütünü ile Fırat Havzası içinde kalmaktadır. Fırat Doğu Anadolu nun en önemli akarsuyudur. Keban ilçesine kadar olan bölümü başlıca iki ana koldan oluşur. Bunlar Karasu ve Murat Nehirleridir. Elazığ ilinin sularını ise Murat ve onun kolları boşaltır. Murat nehrinin Palu İlçesi civarında Keban Baraj Gölü ne karıştığı noktaya kadar olan uzaklığı yaklaşık 500 Km.dir. 42000 km2 lik akaçlama havzasıyla, Fırat ın en önemli koludur. İlk kaynaklarını İl sınırları dışından, Van Gölünün kuzeyindeki Aladağ ın kuzey eteklerinden alır.Sürekli batı yönünde akarak Palu ilçesine ulaşır ve Keban Baraj Gölüne dökülür. Fırat nehrinin kolları olan Murat Irmağı ile Karasu, Keban İlçesinin kuzeyinde birleşir. Bu noktadan sonra oluşan Fırat Nehri, önce güneybatı yönünde akar. Keban İlçesinin Dummu yöresinden sonra Elazığ-Malatya İl sınırlarını oluşturacak şekilde geniş bir yay çizer ve Elazığ-Diyarbakır sınırına kadar gelir. Toplam uzunluğu 2800 Km. dir. Hazar Gölü nün Güneydoğusundan süzülen sular, Dicle Havzasının üç deresinden biri olan Behremaz Deresi ile birleşerek Dicle Nehrinin ilk kaynağını teşkil eder. Maden dağlarından ve Behramaz ovasının ortasından kuzeydoğu yönünde akan nehir, önce doğuya, sonra güneydoğuya yönelerek Maden İlçesini geçer ve İl sınırları dışına çıkar.
GÖLLER
Hazar Gölü (Gölcük): İlimizin Güneydoğusunda bulunan ve İl merkezine 25 Km. uzaklıkta, Elazığ-Diyarbakır karayolu na paralel olan Hazar Gölü, tektonik bir göldür. Güneyinde Hazarbaba Dağı bulunan göl, Uluova dan Mastar Dağlarıyla ayrılır. Denizden 1250 mt. yükseklikteki gölün uzunluğu yaklaşık 22 Km. en geniş yeri ise 5-6 Km. dir Yüzölçümü 86 Km2. yi bulan gölün derinliği 200-250 metre arasında değişmektedir. Hazar Gölünden turistik ve ekonomik olarak yararlanılmaktadır.
Keban Baraj Gölü: Keban Baraj Gölü Türkiye nin en büyük yapay gölüdür. Doğal Göller arasında 675 km2 lik alanıyla 3. sırada yer almaktadır. Baraj Gölünün Murat vadisi boyunca uzunluğu 125 km.dir. Genişliği yer yer değişmektedir. Keban baraj gölünde elektrik üretiminin yanısıra su avcılığı yapılmakta ve balık üretimi de gerçekleştirilmektedir. Enerji açısından Türkiye nin ilk büyük yatırımlarındandır.-1965 yılında yapımına başlanılmıştır.1974 yılında ilk 4 büyük tribünü,1981 yılında da diğer 4 tribünü devreye girdi - Barajın toplam kurulu gücü 134 Megawatt olup yıllık enerji üretimi 7,5 Milyar KW/Saat dir.-Kurulduğunda Türkiye de
üretilen elektriğin %20 sini tek başına karşılayan santral şu an tüketilen toplam elektriğin % 8 ini karşılamaktadır.
Cip Baraj Gölü: İlimizin 10 km. batısında bulunan Cip Barajı, Murat Nehri ile birleşen Cip
Çayı üzerinde ve Cip Köyünün güneyinde yer almaktadır. Baraj ın yapımıyla oluşan göl sularıyla , 800 hektar alan sulanmaktadır.Göl çevresi ise mesire yeri olarak kullanılmaktadır.
Platolar: İl alanı daha çok dağlar ve platolarla kaplıdır. İl toplam alanının çoğunu platolar oluşturur. Platolara Elazığ ın kuzeyinde Harput çevresinde Murat Nehrinin kuzey kesimlerinde ve Ağın yöresinde rastlanır. Hayvancılık faaliyetinin yoğunluk kazandığı alanlar, İl in doğusunda Bingöl ile sınır oluşturan Karaboğa Dağlarında Gökdere ve Akdağ üzerindedir. Urfa yöresinde kışlayan göçerler, Mayısıs sonu ve Haziran ayı başlarında Siverek ve Ergani üzerinden
Palu çevresine gelirler. Bir bölümü yöredeki yaylalarda kalır, bir bölümü ise Bingöl dağlarındaki yaylalara göçerler.
Ovalar: Elazığ'da bulunan başlıca ovalar: Elazığ Ovası,Uluova,Kuzova,Behremaz Ovası,Palu (Yarımca) Ovası 'dır.Elazığ ilinde bu ovaların dışında, Harput un kuzeyinde genellikle üzüm bağlarının yaygınlık kazandığı , meyve ve sebzeciliğin yapıldığı Mürüdü Ovası ile Harput un kuzeyinde yaz aylarında suyu kuruyan Çakıl Deresi çevresinde Zahini Ovası vardır. Bu ovalarda nohut, arpa, buğday ve burçak ekimi yapılmaktadır. Elazığ İlindeki ovalar genellikle depresyon alanlarına karşılık gelmektedir. Bu çöküntü alanlarının akarsuların taşıdığı maddelerle dolması sonucu oluşmuşlardır. Genellikle alüvyal topraklarla kaplı bu verimli ovaların, İl tarımında önemleri büyüktür.
Dağlar: Elazığ, doğusundan, batısından ve güneyinden, Güneydoğu Torosların batı uzantıları ile çevrili olup, Güneydoğu Toroslar, Malatya ili sınırları içinde doğuya doğru uzanarak Elazığ dan geçer. Van gölünün güneyine doğru kıvrımlar halinde devam ederek ülkemizin sınırlarını terk ederler. Bu dağların en yüksek noktasını İl in batısındaki Hasan Dağları (2.118 Mt) oluşturur. Hasan Dağının güneyinde Bulutlu Dağı (2.004 Mt.) , Karga Dağı (1.925 Mt.) ve Kamışlık Dağı (2.016 Mt.) yer alır. Elazığ ovasının güneyinde bulunan Meryem Dağının yüksekliği 1.490 metredir. Sıra dağlar Elazığ ovasının kuzeyinde, yeniden yükselir. Beydoğmuş yöresinde 1.724 metreye çıkarak, Keban Barajı çöküntü alanına dek sürer. Çöküntü alanından sonra doğuya doğru, önce Asker Dağını, sonra Palu İlçesinin doğusunda Gökdere Dağını oluşturur. Kuzeye doğru açılarak İl in Bingöl ile olan sınırını çizer. Burada bulunan Karaboğa dağlarının en yüksek noktaları, Elazığ İl sınırları içinde kalır. Hazar Gölünün kuzeyinde 2.140 metre yüksekliğindeki Mastar Dağı yer alır. Güneyinde ise en yüksek dağ silsileleri Hazarbaba (2.230 metre) dağını meydana getirir. Bu dağ silsilelerinden başka Elazığ ın etrafında sıralanan bazı küçük tepeler vardır. Bunlar güneyde sırası ile, Boztepe, Rıdvantepe, Yalavuz tepeleridir. Bu tepelerin uzantıları Meryem Dağına kadar uzanmaktadır. Sonra Yemişlik (Miyadun) in üstünde Karababa tepesi, Altınçevre (Etminik) sırtları ile Akçakiraz (Perçenç) gediğine buradan da karşı tarafa geçicince Beyyurdu, Karakaya, Hoş ve Kıraç Tepeleri, Hasret Dağı eteklerine yaslanır.
İklim Verileri: İlimizde karasal iklim egemen olup, kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir. Ancak ilimizin çevresinde oluşturulan baraj gölleri, iklimde kısmen sapmalar göstermektedir.
Bitki Örtüsü: İlimiz topraklarının % 50 si çayır ve meralar, % 28 i tarım arazisi, % 12 si orman arazisi, % 10 u su yüzeyi (Baraj ve göller) ile kaplıdır. Tarım arazisinin % 87 si sulanabilir tarım arazisidir.İlimizde 123.043 hektarlık orman alanı vardır. Bölgenin yüksek
yerlerinde dışbudak, kızılağaç, ceviz, çitlenbik ve ardıç türlerine rastlanmaktadır. Dere ve nehir boylarında ise kavak ve söğüt ağaçlarına rastlanır.
Yeraltı Zenginlikleri: Yeraltı kaynakları bakımından zengin sayılabilecek olan İlimizde çıkarılan madenlerin başlıcaları; bakır, florid, bakırlı pirit, çinko, kurşun, krom, mangenez, molibden, demir ve volfram dır.

Elazığ, tarihi eserleri, doğal güzellikleri, son derece gelişmiş ulaşımı, haberleşme imkanları, sağlık merkezleri, ülkemizin önemli barajları arasında yer alan Keban Barajıyla, Hazar Gölüyle, doğa harikası Buzluk Mağarasıyla, dini turizm açısından önem taşıyan türbeleriyle, Sağlık ve kaplıca turizmine uygun kaplıcalarıyla ve zengin folkloruyla, Türkiye'nin Turizm Sektörüne katkıda bulunabilen Doğu Anadolu'nun gelişen en büyük şehirlerinden biridir.
Elazığ İl Merkezi, 1879 yılında eski yerleşim merkezi olan Harput'tan şimdiki yerleşim merkezine "Mamurat-ül Aziz" ismi ile nakledilmiş, 1937 yılında Ulu Önder Atatürk'ün ilimize teşrifleri sırasında "Elazığ" ismini almış olup, İlin tarihi incelenirken de belirtildiği gibi bugün bir "Açık Hava Müzesi" özelliğine sahip olan tarihi Harput şehrinin turizm potansiyelinden başlamak gerekir.
ELAZIĞ İL SINIRLARI İÇERİSİNDE BULUNAN KÜLTÜR VARLIKLARI ENVANTERİ
- Harput Süryani Kilisesi: M.Ö. IV. YY. 30.05.1985’te tescil edilmiştir. Kalenin doğusunda yer almaktadır. Kapı üzerindeki Süryanice yazıt sökülmüş olup Elazığ Müzesine kaldırılmıştır.
- Harput Arslanlı Camii (Esadiye Camii): 30.05.1985’te tescil edilmiştir. Artuklu çağı eseridir.
- Harput Meydan Camii: 30.05.1985’te tescil edilmiştir. Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Dabakhane Mescidi: Aynı tarihte tescilli Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Hoca Hamamı: Klasik Osmanlı Hamamları tipidir.
- Harput Kale Hamamı: Kalenin kuzeybatısındadır. Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Kızıl Hamam: Kaya Üzerine oturtulan dikdörtgen planlı klasik Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Yeni Hamam (Arslaniye Hamamı)
- Harput Ulu Camii Çeşmesi
- Harput Kurşunlu Camii Çeşmesi
- Harput Yarıçavuş Çeşmesi: Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Meydan Çeşmesi: Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Üçlüleli Çeşmesi: Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Alaaddin Bey Çeşmesi
- Harput Zeynep Çeşmesi: Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Dua Mezarlığı: Osmanlı çağı.
- Harput Ahi Musa Mescidi ve Türbesi: Osmanlı çağı eseridir.
- Harput İmam Efendi Türbesi
- Harput Murat Baba (Şeyh Şerafeddin) Türbesi: Osmanlı çağı eseridir.
- Harput Uryan Baba türbesi
- Harput Meteris Mezarlığı: İki taş sanduka dikkat çekicidir. A – Sandukası Hicri 1283 tarihli, B – Sandukası Hicri 1202 tarihi vardır.
- Elazığ IV. Sultan Murad Camii: Yapım tarihi 1635 Miladidir. Osmanlı Dönemi eseridir.
- Elazığ Korgeneral Abdullah Alpdoğan 4. Müfettişlik binası: yapım tarihi 1938 – 39 olan erken Cumhuriyet dönemi eseridir.
- Elazığ hükümet Konağı: 1896’da Vali Enis Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı dönemi eseridir.
- Elazığ Aslanpınarı Mekteb – i İdadi – i Hamidiye – i Mülkiye – i Şahane (Mülkiye İdadisi ve Sultaniye): Yapım tarihi 1885’tir. Osmanlı dönemi eseridir.
- Elazığ Şehitliği
- Elazığ Süryani Kilisesi: 19. YY. sonu yapılmış Süryani sanatını gösterir. Daha sonra un fabrikası olarak ta kullanılmıştır. Bugün restorasyonu beklemekte olan tescilli bir kültürel tarihi eserdir.
- Baskil Katırhan: Kızıluşağı köyü sınırları içindedir. Tunç, Demir ve Ortaçağ kemik parçaları çıkmıştır.
- Baskil Teslim Abdal Mezarlığı ve Türbesi: Tabanbükü (Şehhasan) köyündedir. Ahmet Yesevi soyundan gelen Teslim Abdal ve oğlu Seyit Kalender’in mezarı vardır.
- Baskil Tabanbükü (Şeyh - Hasan) Köyü Garipler (Ahmet Yesevi) Mezarlığı: Selçuklu mimari üslubundandırlar köyün en eski mezarlığıdır. Mezarlığın ortasında Ahmet Yesevi ve onun soyundan gelen Derviş Ali’ye ait yan yana kare planlı iki türbe bulunmaktadır. Mezar taşında Hz. Ali oğlu Celal Abbas neslinden “Horasanlı Hoca Ahmet Yesevi” yazısıs bulunmaktadır.
- Palu Eski Palu Kalesi: Urartu mimarisi üslubunda kral Manuas (M.Ö. IX. YY) yaptırdığı kaledir. Manias’a ait çivi yazıtı bir kaya kitabesi de kale de vardır.
- Palu Alacalı Mescit: Osmanlı dönemi eseridir.
- Palu Eski Palu Cemşit Bey Türbe ve Mescidi: XVI. YY. Osmanlı yapıtıdır.
- Palu Eski Palu Merkez Camii: Osmanlı yapıtıdır.
- Palu Eski Palu Köprüsü: 13. YY. başı Selçuklu – Artuklu eseridir. Fırat nehri üzerinde kalenin eteğindedir.
- Palu Kilise: Orta çağ yapısıdır.Yalnız Naos kısmı ayaktadır.
- Palu Küçük Camii
- Palu Hamam: Yapım tarihi Hicri 1070 klasik oymalı hamam tipidir.
- Keban Denizli Kervansarayı: Selçuklu dönemi eseridir.
- Keban Sarkıt Dikit Mağarası
- Keban Yusuf Ziya Paşanın Kızının Türbesi: Osmanlı dönemi eseridir.
- Keban Çeşme: Osmanlı eseridir.
- Keban Kilise: Orta çağ yapısıdır.
- Elazığ Merkez Bağlarca Köyü, Kurcebe Mevki tarihi yerleşim ve Kaya Mezarı. Kalkolikten Osmanlı dönemine kadar.
- Elazığ Merkez: Vali Tevfik Gür’ün yaptırdığı eski Halkevi Binası (Mehmet Akif Ersoy Lisesi) yapım tarihi:1933
- Elazığ Merkez Hacıseli Köyü kaya mezarı Urartu çağı Konglomera kayaya oyulmuş, tek odalı küçük ve basit kaya mezarıdır.
- Elazığ Merkez Harput – Kürdemlik Köyü Kaya mezarı, Urartu dönemi yapısıdır.
- Elazığ İçme – Genefik (Korucu) Köyü Kalesi: Urartu dönemi yapısıdır.
- Hankendi Haroğlu (Sarıgül) Köyü Haroğlu Höyüğü: Keramik buluntuları yoğun Ortaçağ Kültürünü gösterir.
- Hankendi Haroğlu (Sarıgül) Köyü Haroğlu Kalesi: Urartu – Roma ve yoğun Ortaçağ yerleşmesini gösterir.
- Hüseynik Aslanpınarı Altı 8. Kolordu 1002 Akaryakıt Bölüğü: Yapım tarihi 1870 Osmanlı dönemi.
- Hüseynik Aslanpınarı Altı Çeşmesi: Kitabelidir. Osmanlı Dönemi
- Elazığ Merkez Tadım Köyü Kalesi.

Elazığ
Şehir
![]()
Elazığ
Ülke23000
Alan kodu 0424 Plaka kodu 23Resmî site
elazig.bel.tr
Elazığ[a], Türkiye'nin Elazığ ilinin merkezi olan şehir ve bölgenin en eski şehirlerinden biridir. Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır.
Etimoloji
Elazığ ili, MÖ 4000'li yıllarda kurulan Harput kentinin ovadaki devamı niteliğindedir. Bu nedenle Elazığ, uzun yıllar Harput adıyla anılmıştır. Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun hâkimiyetinin Anadolu'ya yönelmesiyle, Harput'un Türk yurdu olmasında en önemli savaşın Malazgirt Meydan Muharebesi olduğu konusunda şüphe yoktur. Nitekim Harput ve çevresi, Malazgirt Muharebesi'nden sonra Türklerin eline geçmiş ve yörede 1085 yılında Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na bağlı olarak Çubukoğulları Beyliği kurulmuştur. Harput, Türkler tarafından alınana kadar yalnızca sağlam bir kale niteliğinde iken, Türklerle birlikte gelişen bir şehir hâline gelmiştir. Çubukoğulları Beyliği'nin ömrü uzun sürmemiş, ardından 1110 yılında Artukoğulları Beyliği dönemi başlamıştır. Bir süre sonra, Harput Artukluları olarak bilinen bağımsız bir beylik kurulmuştur. Harput, 1230 yılında Moğolların eline geçmiş, 1234 sonrasında ise Anadolu Selçuklu İmparatorluğu'nun hâkimiyeti altına girmiştir. 1507 yılında Safevî Devleti'nin eline geçen Harput, 1514 yılındaki Çaldıran Savaşı'nın ardından Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Ağavat mezrası olarak bilinen bugünkü yerleşim yerine 1834 yılında taşınan Elazığ'a, 1862'de Sultan Abdülaziz'in tahta çıkışının beşinci yılında, Kütahyalı Ahmet İzzet Paşa döneminde görev yapan Vali İsmail Paşa'nın önerisi üzerine Ma'mûretü'l-Azîz Vilayeti adı verilmiştir. Ancak telaffuzu güç olduğundan, halk arasında kısaca El-Azîz olarak söylenegelmiştir. Elaziz'in adı, 17 Aralık 1937 tarihli ve 3785 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 10 Aralık 1937 tarihli ve 7806 sayılı kararname ile Elazığ olarak değiştirilmiştir.
Coğrafya
Harput'tan Elazığ görünümü
Elazığ ili, Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneybatısında, Yukarı Fırat Bölümü'nde yer almaktadır. 9.153 km²'yi bulan yüzölçümü ile Türkiye topraklarının %1,2'sini oluşturmaktadır. 38°30' ile 40°0'21'' doğu boylamları, 38°0'17'' ile 39°0'11'' kuzey enlemleri arasında kalan il; doğudan Bingöl, kuzeyden (Keban Baraj Gölü aracılığıyla) Tunceli, batı ve güneybatıdan (Karakaya Baraj Gölü aracılığıyla) Malatya ve güneyden ise Diyarbakır illeriyle çevrilidir.
İlin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.067 metredir. İl, merkez ilçe ile birlikte toplam 11 ilçe, 537 köy ve 709 mezradan oluşmaktadır.
İklim
Geçmişte karasal iklimin hüküm sürdüğü Elazığ, yapılan ve yapılmakta olan barajların etkisiyle ılıman iklime geçmiştir. Bu sürecin sonucunda, geçmişte çok soğuk ve yoğun kar yağışlarının görüldüğü kışlar artık nispeten daha ılıman geçmektedir. İlde, bölgenin iklim koşullarına göre hava daha ılımandır.
Elazığ’da Tatmanız Gereken 25 Yöresel Lezzet
Elazığ mutfağının, Türkiye’nin lezzet haritası çalışmasına göre çeşitlilik bakımından Gaziantep’ten sonra en zengin mutfağa sahip olduğunu biliyor muydunuz? Ankara Ticaret Odası ve Ankara Patent Bürosu’nun yaptığı çalışmaya göre Elazığ’a ait 154 çeşit tescillenmiş yemek var.
Aslında Elazığ‘a gidip Elazığ’ın yöresel yemekleri ile tanışana kadar benim de bu durumdan haberim yoktu. Yeme-içme işlerinden laf açılınca aklıma Antep, Urfa ve Hatay gelirdi. Pek çok kişinin de bu durumdan habersiz olduğuna eminim.
Elazığ’a ilk gidişimde şehrin mutfak kültürüne hayran kaldım. Ana yemekleri, çeşit çeşit çorbaları, hamur işleri bağımlılık yapan tatları ile gerçek bir hazine.
Kirlenmemiş yemyeşil meraları, düz ovalar boyu uzana üzüm bağları, gece ile gündüz arasındaki yüksek sıcaklık farkının yüksek olduğu iklimi ve Elazığ’ın kendine has kültürünün de Elazığ’ın lezzetlerindeki katkısı büyük.
Fırat Elazığ’ın mutfağı öyle zengin ki öyle bir iki günde birkaç restoran gezip bu mutfağı tanımak zor. En azından 1 hafta kalıp hem şehri gezin hem de Elazığ’ın yöresel yemeklerinin tadına bakın. Hakkını vererek yapılmış bir Elazığ lezzet turunun kilo aldıracağını da unutmayın. Gelmeden bir kaç kilo verip bünyeyi hafifletin bir de kemerinize bir delik daha ekleyin:)
Elazığ Yöresel Yemekleri
1. Harput Köftesi

Harput köftesi, Elazığ yöresel yemeklerinin mührü gibi. Elazığ’a gidilecek ve Harput köftesi mutlaka yenilecek. Hem doyurucu bir ana yemek hem de leziz ve geleneksel bir tat. Harput köftesini yerken Harput müzikleri de dinlerseniz, artık kendinizi yarı Elazığlı gibi hissedebilirsiniz.
Harput köftesi temel malzemesi bulgur ve kıyma. Görüntüsü salçalı suyun içine atılmış küçük içli köfteleri andırıyor. Tabi ki bu kadar basit değil yapılışı. Yağ ve salça dışındaki malzemeler 25-30 dakika kadar su ile karıştırılarak yoğruluyor. Yoğurma işlemi bitince küçük ve yuvarlak köfteler yapılıyor.
Tencerede salçayla yağ kavrulur bu karışıma su, kuru reyhan, tuz da eklenir. Kaynamaya başlayınca köfteler bu karışıma ekleniyor. Benzer bulgurlu köfteler diğer yörelerde de var ama Elazığ’daki reyhanla piştiği için tat olarak farklı.
2. Harput Kebabı

Elazığ mutfağının temelini Harput yemekleri oluşturuyor. Harput yemekleri denilince de Harput Kebabı başı çekiyor. Harput kebabı parça etlerden yapılıyor. Kuzu ve çebiç etinden yapılanı makbul.
Izgara veya mangalda pişirilen filetoların yanına közlenmiş domates, ve közlenmiş kırmızı biber eklenip servis edilirken üstüne hafif yanmış tereyağı dökülüyor. İsterseniz tereyağsız da yiyebilirsiniz. Etler pişmeden kekikle marine edildiği için et kokusu baskın değil. Tek başına bir gün boyunca insanı tok tutacak kadar doyurucu. Üstüne çay içip dolanger tatlısı yemek şart.
3. Sırın

Sırın, bir nevi Elazığ mantısı. Hamur işi yemekleri içinde çok popüler. Ana yemek gibi düşünebilirsiniz. Aynı öğün içinde et yemeği ile birlikte yemek ağır gelebilir. Tepsideki sunumu da çok estetik. Sarımsaklı yoğurt eklendiği için sırın yedikten sonra uykum gelmişti. Üzerine ayılmak için çay ya da kahve içmek şart.
Malzemeleri yufka, yoğurt, sarımsak. Bildiğimiz yufkanın biraz daha incesinden yapılıyor. Yufkalar masa üzerinde şerit şerit kesilip rulo haline getiriliyor. Rulolar tepsiye yan yana dizilip fırında 200 derecede pişiriliyor. Fırından çıkınca da üzerine sarımsaklı yoğurt ve tavada kızdırılmış tereyağı dökülüyor.
4. Küncülü Köfte (Susamlı Köfte)
Küncülü köfte, Elazığ mutfağının en afili yemeklerinden. Zahmetli bir yemek ve malzeme çeşidi olarak da zengin. Yöresel yemek yapan restoranlar dışında Küncülü Köfteyi bulmak biraz zor. Şansınıza bir yerde denk gelirseniz mutlaka tadın bakın.
Elazığ’da susama küncü deniyor. Küncülü köfte: ince köftelik bulgur, susam, un, yumurta, soğan, kıyma, karabiber, tereyağı ve ceviz içinden yapılıyor. Zaten malzemeleri öyle baştan çıkarıcı ki tüm bunlar bir araya gelince lezzetsiz bir yemek ortaya çıkması imkânsız. Yoğurması, dinlendirilmesi, hazırlanması zaman alan Küncülü’ye ben bayıldım. Ekmeksiz yiyip doyabileceğiniz nefis bir yöresel yemek.
5. Soslu Bonfile

Soslu Bonfilenin ününü Elazığ’a gelmeden duymuştum. Biraz da merak içindeydim, soslu bonfileyle tanışmadan önce. Kesinlikle ününün hakkını veren bir yemek. Elazığ’da tattığım en lezzetli yemeklerin başında geldiğini söyleyebilirim rahatlıkla. Soslu fileto, Fileto şiş de denilen bu yemek et sevenleri kalbinden vuracak bir lezzet.
Etle aranız çok iyi değilse yine de tadına bakın çünkü yemeğin içindeki sebze de var ve sebzeler ağır et tadını hafifletiyor. Tabak önüme geldiğinde etlerin sosta bekletildiğini düşündüm ama aslı böyle değil. Közlenmiş domates, közlenmiş kırmızı biber ve salça ile nefis bir sos yapılıyor. Mangal ateşinde pişen şişler bu sosun içine ekleniyor. Hem görüntüsü hem lezzeti nefis.
6. Haşlanmış İçli Köfte

İçli köfte benim en sevdiğim yemeklerden. Haşlanmışını da kızarmışını da çok severim. Bence Türk mutfağının en önemli yemeklerinden. Elazığ’ın eti güzel, yemek kültürü zengin haliyle içli köftesi de harika. Mardin, Diyarbakır, Urfa ve daha pek çok şehirde içli köfte yapılıyor ama Elazığ’dakini muhakkak deneyin.
Elazığ içli köftenin içerisine kıyma, soğan, ceviz, maydanoz ve baharatla hazırlanıyor. Hazırlanan harç bulgurdan yapılan içi boş köftenin içine dolduruluyor. İçleri doldurulan köfteler kaynar salçalı suda haşlanıp üzerine tereyağı dökülerek servis ediliyor.
Bazı yörelerde kızartılan İçli köfte Elazığ’da haşlanarak yeniyor. Daha eskiden özel gün yemeği olarak bayramlarda yapılırmış. Elazığ’da çoğu restoranın menüsünde yer alan bu yöresel tadı denemeyi unutmayın.
7. Patlıcan Söğürme

Et yemeyenler ya da Elazığ’da ete doymuş bünyeler için nefis bir alternatif patlıcan söğürtme. Patlıcanlı yemek sevenler de ise bağımlılık yapacak kadar leziz, müthiş bir lezzet. Hatta Elazığ’da patlıcan söğürtmeden ilk çatalı aldığım da ayılıp bayılmaya başladığımı itiraf edeyim. Ana yemek olarak sadece bunu yesem bana yeterdi. Yok böyle bir lezzet.
Patlıcan söğürtmenin 4 malzemesi var: patlıcan, tereyağı, sarımsak ve tuz. Közlenen ya da haşlanan patlıcanları kabuğu soyulup küçük küçük doğranıp eziliyor (ben közlenmişini yedim) Havanda sarımsak ve tuz dövülüyor. Ezilmiş patlıcanlar tereyağında 5 dakika kavruluyor. Dövülmüş sarımsak patlıcana eklenip biraz daha kavrulup sıcak olarak servis ediliyor.
8. Salçalı Köfte-Ekmek

Elazığ’a gitmeden önce aldığım en çok tavsiye ‘Elazığ’a gidince mutlaka salçalı köfte ekmek ye’ oldu. Altı üstü köfte-ekmek ne kadar farklı olabilir diyor insan. Ama öyle değil işte. Daha önce yediğiniz köfte-ekmekleri unutun, Elazığ’ın köfte ekmeğini sadece Elazığ’da yiyebilirsiniz.
Köfteciler sokağına ilk gidişimde pek aç değildim salçalı köfte-ekmeğimi çeyrek ve salçası boydan yanmış olarak sipariş vermiş ve Elazığlı arkadaşlarımı epey şaşırtmıştım.
Köfteler ızgarada pişiriliyor istediğiniz boy bir ekmek seçiyorsunuz: çeyrek, yarım veya tam. Ekmeğin arasına kekikli salça sürülüyor. Köfteler ekmeğin arasına konuluyor maydanoz ve soğanla hazırlanmış salata da köftelerin üstüne eklenip tost makinasının arasında sıkıştırılıyor. Servis etmeden önce tekrar üzerine salça sürülüyor.
Salçası yanmış, salçası boydan yanmış ve salçalı olmak üzere 3 seçenek var. Salçası boydan yanmış isterseniz tavada kekikle pişmiş salça ekmeğin tamamına sürülüyor. Salçası yanmış da ise ekmeğin yarısına kadar salçaya sürülüyor. Sonuç nefis.
9. Palu Tava

Palu tava, Elazığ’a ayak basar basmaz ilk yediğim yemek oldu. Hem görüntüsü çok hoş hem de lezzeti. Yuvarlak bir tepside hazırlanan bu lezzet uzaktan bakılınca renkli sebzeleriyle Picasso tablosu gibi duruyor. İç içe geçmiş tatlar ve kokularıyla kendince bir kompozisyon oluşturan Palu Tava Elazığ mutfağının olmazsa olmazlarından.
Palu Tava 4 malzemeden yapılıyor. Temel malzemesi çebiç eti. 1 yaşındaki erkek ve dişi oğlağa çebiç deniyor. Oğlak da bildiğimiz keçinin yavrusu. Çebiç etinin kaburga kısmı pirzola gibi kesiliyor. Biberlerin içi temizlenip dört parçaya bölünüyor.
Biberlerin üzerine etler diziliyor. En üste de iç yağı küçük parçalara bölünerek eklenip, tuz atıldıktan sonra fırına veriliyor. Taş fırında birkaç saat pişiriliyor. Pişmesi zaman aldığı için Palu Tava’yı restorana gitmeden sipariş etmeyi unutmayın.
10. İşgene

İşgene, Elazığ mutfağının ana yemeklerinden İşkene olarak da biliniyor. Osmanlı Saray mutfağının menülerinde görebileceğiniz İşgene’nin kavurmalı ve tavuklu olmak üzere iki çeşidi var. Elazığ seyahatinde kırmızı ete doyduğum için tavuklusunu yemiştim ve çok sevdim tadını.
İşgene et yemeği olsa da bana ağır gelmedi. Tavuk eti, tandır ekmeği, yağ, salça, soğan ve maydanozdan yapılıyor. Yağ, salça ve soğan kavruluyor. Bu karışıma kavrulmuş tavuk eti ve su eklenip kaynatılıyor. Doğranmış tandır ekmeğinin üstüne bu karşım dökülüp en üste maydanoz serpilerek servis ediliyor.
11. Muhaşerli köfte
Muhaşerli köfte ya da Mukaşerli köfte Elazığ mutfağının ana yemeklerinden. Vejeteran yemekler seviyorsanız Elazığ mutfağının bu özgün yemeği tam size göre. Hem besin değeri yüksek hem de çok doyurucu tadı zaten harika.
Mukaşer veya Muhaşer denilen nohut türü, kara nohut (siyah nohut) diye geçiyor. Nohut, bulgur, soğandan bir iç malzemeden küçük köfteler yapılıp suda haşlanıyor. Haşlanan fındıktan biraz büyük köfteler üzerine tereyağında kavrulmuş salçalı biberli sos dökülerek servis ediliyor.
12. Balakgazi Böreği

Elazığ yemeklerinde hamur işleri de en az et yemekleri kadar çeşitli ve leziz. Eti ve hamur işini bir arada sunan bir lezzet Balakgazi böreği de Elazığ’da denenmesi gereken bir lezzet. Ben beş çayında yemiştim ve içinde et olduğu için çok doyurdu beni. Bence öğün olarak da yenilebilir.
Böreğin krep şeklindeki hamuru için un, yumurta ve sütten akışkan bir hamur hazırlanıyor ve tavada pişiriliyor. İç malzemesi için de yağda kavrulan soğanlara kıyma ekleniyor. Kreplerin içine iç harcı eklenerek sigara böreğinden daha kalın börekler hazırlanıp yumurtaya ve galeta ununa bulanıp yağda kızartılıyor. Yanında çay şart.
13. Gömme Börek (Kömbe)
Gömme ya da Kömme etin ve hamurun bir arada olduğu nefis bir lezzet. Elazığ sınırlarını aşMayısı hak ediyor hem de fazlasıyla. Kahvaltıda da yeniliyor beş çayında da. Kokusu zaten baştan çıkarıcı. Ben şanslıydım Elazığlı bir arkadaşımın evinde yedim. Elazığlı tanıdığınız varsa ısrarla isteyin.
Gömme için un, tuz, karbonattan bir hamur yapılıyor. Hamur dinlendirildikten sonra bezeler yapılıp ince ince açılıyor. Bir kata kavurma yağ bir kata yağ ceviz konarak hamur bitene kadar devam ediliyor. En son üstüne yağ sürülüp fırında kızarana kadar pişirilir. Sonuç muazzam.
14. Harput Çorbası

Harput çorbası Elazığ’ın özgün lezzetlerinden. Malzeme listesi kabarık ve içinde daha önce hiç duymadığım Haspir otu var. Haspir Papatyagiller familyasından yaz sonuna doğru sarı, kırmızı, turuncu gibi farklı renklerde açan bir çiçek. Kır safranı olarak da biliniyor.
Çorbayı hazırlanmak için nohut ve dövme buğday akşamdan ıslatılıyor. Yoğurt, yumurta, un ve tuz su ile özeniyor. Ayrı bir kapta yağ, soğan ve kıyma kavrulup haspir otu ve nane eklenir. Hazırlanan çorbanın üstüne bu karşım dökülür.
Eğer soğuk Harput Çorbası yapılacaksa et konmaz. Ben etsizini yemiştim. Elazığ’ı ziyaret ettiğimde hazirandı, havalar de epey sıcak olduğu için etsizini yedim. Bir daha gidersem etlisinin de tadına bakacağım.
15. Patila

Patila‘yı Elazığ’a özgü bir gözleme olarak tanımlayabiliriz. Ama bu bildiğin gözleme dersek de Elazığ mutfağına haksızlık olur. Hamuru gözlemeden daha ince açılıyor. Tavada da yapılıyor ama odun fırınından çıkanı makbul. Fırından çıkar çıkmaz üzerine tereyağ gezdirince de efsane bir Elazığ lezzeti ortaya çıkıyor.
Kıymalı, patatesli, peynirli, ıspanaklı olarak 4 çeşidi yapılıyor. Yuvarlak şekilde açılmış hamurun yarısına iç harcı konulup diğer yarısıyla kapatılıyor. Kapatılan hamurun kenarında bir parmak genişliğinde boşluk bırakılıyor. Kaşıkla ya da parmak ucuyla kenarlara bastırılarak ufak bir de süsleme yapılıyor.
Hamur işi sevenlerin gözdesi Patila benim için tam çay saati böreği, sabah kahvaltı da da peynirli ve patateslisini yedim nefisti. Kıymalı patila kahvaltı için biraz ağır ama seveni çok.
16. Tatlı Peynirli Pide

Elazığ yöresel yemeklerinin hepsi ayrı güzel ama benim için Elazığ’da yediğim en vazgeçilmez tat tatlı peynirli pide. ‘Elazığ’a gidersen mutlaka ye, aman yemeden dönme’ diye çokça nasihat aldım pideyle ilgili. Haklılarmış. Tatlı Peynirli Pide benim için tüm etli yemeklerin, böreklerin ve çorbaların önüne geçti.
Elazığ’da peynirli pideyi öğün olarak yiyorlar. Malzemeleri aslında basit hamur, peynir ve şeker. Bu kadar az malzemeyle bu lezzet nasıl oluşuyor bu kısmını anlamak zor. Tuzlanmamış peynir şekerlerle yoğrulup pidenin üstüne seriliyor.
Üzerine de çekilmiş Antep fıstığı. Peynirli pidenin coğrafi işareti için başvurusu da yapılmış. Umarım tez zamanda Elazığ markası olarak diğer şehirler de peynirli pideyi yiyebiliriz.
17. Vişneli Dondurma

Vişneli dondurma, Elazığlıların favori dondurması. Elazığ’da ne yenir ne içilir sorusuna en çok verilen cevap: vişneli dondurma. Meyveli dondurma sevdiğim için Elazığ’a gider gitmez denedim meşhur vişneli dondurmayı denedim.
Yoğun bir vişne tadı düşünün. Sanki büyük bir kase dolusu vişne yemişsiniz ve aroması boğazınıza yapışmış gibi. Yaz gelince sağda solda türeyen meyveli dondurma diye satılan ama içinde zerre meyve olmayan türevleri gibi değil. Gerçek bir tat, baştan çıkarıcı bir lezzet. Elazığ’da yetiştirilen vişnelerden yapılıyor. Sıcak Elazığ günlerine serpilmiş bir tutam mutluluk gibi Elazığ’ın vişneli dondurması.
18. Orcik

Orcik, Elazığ’ın cevizli sucuğu. Cevizli sucuk her yer de var, Elazığ’dakinin farkı nedir peki? Çünkü Elazığ üzüm diyarı, bin bir çeşit üzümün anavatanı. O halde Orciği Elazığ’da yemek farz. Üzüm ve üzümden yapılan her lezzeti bayılarak yediğim için Elazığ’da bolca Orcik yedim, kolay kolay bozulmadığı ve taşıması da kolay olduğu için eşe dosta da hediye götürdüm.
Orcik yapımı için belirli uzunluktaki iplere cevizler tek tek geçiriliyor. Unla birlikte kaynatılan üzüm ya da dut şırasına bu ipler batırılıyor ve bu işlem defalarca tekrar ediliyor. Her seferinde kalınlaşan orcik güneşte kurumaya bırakılıyor. Bağ bozumu döneminde yapılan Orcik genellikle şifoni üzümünden yapılıyor. Kış günlerinde çayla yenen orcik yüksek kalorisi ile hem enerji veriyor hem de çok besleyici.
19. Dolanger Tatlısı

Dolanger tatlısı, Elazığ’ın en meşhur tatlısı. Elazığlıların çok sevdiği dolanger hem evlerde hem restoranlarda yapılıyor. Dışarıdan bakıldığında baklava kategorisindeki şerbetli tatlılara benziyor. Benzerleri muhtemelen başka illerde de yapılıyor.
Elazığ yöresel lezzetlerinde tatlıların başına eklenmeli. Ben ilk kez Elazığ’da yedim ve çok beğendim. Yapması zor ama yemesi çok güzel. Şerbetli tatlılar genelde ağır olur ama dolanger kesinlikle çok hafif. Dolanger için hazırlanan hamur tek tek çok ince olacak şekilde açılıyor.
İçerisine dövülmüş ceviz ya da fıstık konulup yufka oklavaya sarıp yuvarlanıyor. Oklava üzerinde her iki taraftan yufkayı sıkıştırıp oklavadan ayrılıyor. Fırına verilen tepsiye dizilen dolanger kızardıktan sonra üzerine şerbeti dökülüyor.
20. Ağın Leblebisi

Ağın Elazığ’ın ilçesi. Ağın leblebisi adını bu ilçeden alıyor. Kireçli bir toprak yapısına uyum sağlamış Ağın’a özgü tüylü, kabuğu kalın bir nohut cinsinden yapılıyor. Bu nohut türü hiçbir kimyasal ilaçlama ve gübrelemeye tabi tutulmadan doğal ortamlarda yetiştiriliyor. İşte ağın leblebisinin can alıcı noktası burası.
Ağın leblebisini diğer leblebilerden ayıran ise yetiştiği topraklar ve yapılış tekniği. Ağın yöresinde yetişen tüylü nohut kurulan ocaklarda meşe odunu küllü suyun içerisinde haşlanıyor. Diğer yörelerde haşlanma işlemi yapılmıyor. Haşlanan nohut karbonatlı bir kumda bir kez kavrulur. Kavrulduktan sonra kabuğu alınıyor ve bu şekilde satılıyor.
21. Şavak Tulumu

Şavak tulumu adını Şavaklardan alıyor. Erzincan, Tunceli ve Elazığ tarafında yaşayan çoğunlukla hayvancılıkla uğraşan göçebe yaşam tarzından tam olarak kopmamış bir aşiretin adı. Şavakların tulumu ise Elazığ’da yiyeceğiniz en leziz peynir, özellikle tulum peyniri sevenlerde bağımlılık yapacak bir lezzet.
Yapımı ise epey zahmetli. Genellikle koyun ve keçi sütü karışımıyla hazırlanan bu peynir içinde olgunlaştığı tulumun da kokusunu taşıdığından çok özel bir aromaya sahip. Bazı tulum peynirlerindeki acımsı tat ve koku yok. Elazığ’a giderseniz şavak tulumunu mutlaka deneyin.
22. Pestil

Pestil ya da bastık, Elazığ’ın üzümlerinden yapılan geleneksel bir lezzet. Bu kadar çeşit ve aromatik üzüm yetiştiği topraklarda Pestili denemeden Elazığ’dan ayrılmak olmaz. Orcikle aynı kategoride olan pestil gerçekten Elazığ’da ayrı güzel.
Pestil yapmak için bağ bozumu döneminde üzümler toplanıp kaynatılıyor. Kaynatılan şıraya biraz da un karıştırılarak ince bir üzerinde güneşte kurutuluyor. Yufka inceliğindeki pestilin içine bazen susam da konuyor. Temel de orcike benzeyen pestil kat kat börek gibi sarılıyor. Pestili yerken arasına ceviz sarınca da tadı daha da lezzetli oluyor. Duttan yapılanı da en az üzümden yapılanı kadar güzel.
23. Harput Dibek Kahvesi

Yine de döndük dolaştık kapı Harput’a çıktı. Kahveyi çok sevdiğim için kahveyle ilgili radarlarım açık. Elazığ’da da Harput Kahvesini denedim. Ben sevdim çünkü yumuşak ve aromatik kahveleri severim. Sert kahve sevenlere biraz hafif gelebilir.
Harput Dibek kahvesinin içinde ince çekilmiş, orta kavrulmuş türk kahvesi, kakao, kahve kremeası ve kakule bitkisi bulunuyor. Klasik türk kahvesi fincanının 3’de ikisi su kalan kısmı Harput Dibek Kahvesi ile dolduruluyor. İsteğe göre şeker de ekleniyor. Ben şekersiz içtim. Yumuşak bir tadı olduğu için şekersiz de gayet güzel. Türk kahvesinin acı tadı yok.
24. Üzüm
Üzüm Elazığ’da sadece bir lezzet değil, şehrin simgesi aynı zamanda. Geçmişten bugüne hem Elazığ ekonomisinin lokomotifi hem de sosyo-kültürel hayatın ayrılmaz parçası. Elazığ’ın hem iç piyasaya hem dış piyasaya sattığı en önemli tarım ürünü. Elazığ demek üzüm demektir diye özetlesem hiç abartmış olmam.
60 çeşit üzümün yetiştiği Elazığ’da yıllık ortalama ürün miktarı 85 bin ton üretim yapılıyor. Aslında daha fazla çeşit varmış ancak ilgisizlikten yok olup gitmiş bazı türler. İklimi ve coğrafyası üzüm üretimine çok elverişli olan Elazığ’da Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin coğrafi işareti alınmış. Diğer üzüm türlerinin geliştirilmesi ve tescillenmesi için de başvurular yapılmış.
25. Şarap

Şarap Elazığ’da çok tüketilmiyor ancak Elazığ’da şarap üretimine dair büyük bir potansiyel var. Şimdilerde çok ilgi görmeyen şarap üretimin tarihi ise Hititlere kadar dayanıyor. Türkiye’deki şarap üretiminin temel direği olan Öküzgözü Elazığ’ın tescilli tarım ürünü.
Elazığ‘da iki büyük üretici Kayra ve Eskibağlar Vineyards şarap üretimi ve üzümün geliştirilmesi için ciddi çalışmalar yapıyor. Yüksek kalitede şarap üretimi yapan bu iki firmanın şaraplarını Elazığ’daki bağ evlerinde deneyebilirsiniz. İçkiyle çok aram yok ama yarım kadeh Eskibağlar şarabının tadına bakmıştım.
Eskibağlar’ın Sivrice’de şarap mahzeni ve butik oteli çok güzel. Şık bahçesinde şarap içip şarap yapımını görebilirsiniz. Elazığ’a kadar gitmişken bu lezzeti yerinde deneyin hatta bağ bozumu döneminde üzüm toplama ve şarap yapım atölyelerine de katılabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum Yap