Tarih

29 Eylül 1804

Sadık Paşa, Polonya asıllı Türk asker (Polonezköy'ün Polonyalı kurucularından) (ö. 1886)

29 Eylül 1804

29 Eylül Tarihte Bugün  Miladi takvime göre yılın 272. günü

 

Olaylar

 

  • 1227 - Kutsal Roma imparatoru II. Friedrich, Papa IX. Gregorius tarafından aforoz edildi.
  • 1555 - Damat Rüstem Paşa, ikinci kez Osmanlı Sadrazamı oldu.
  • 1808 - Sened-i İttifak imzalandı.
  • Sened-i İttifak

  • Makale serilerinden Türkiye'de anayasal süreç
    Meclis-i Umûmî'nin açılışı, 1877.

    Tarihçe

    Anayasa metinleri

    Anayasa referandumları

    Değişiklikler

    Önemli isimler

    Önemli kuruluşlar

    Sened-i İttifak (Osmanlıca: سند إتّفاق, romanize: Sened-i ʾİttifâḳ; 29 Eylül 1808), Osmanlı Sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa tarafından hazırlanan, Rumeli ve Anadolu âyanlarının İstanbul'da toplanarak katılım sağladığı, anayasal nitelikler taşıyan bir antlaşmadır.

    Anayasa hukukçuları, Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle 'Sened-i İttifak'ı kabul etmekte ve Türkiye'deki anayasacılık hareketlerinin bu belgeyle başladığını belirtmektedirler. Bazı tarihçilere göre bu belge, devlet iktidarını sınırlandırmayı amaçlayan bir girişim olarak 1215 yılında İngiltere'de kabul edilen Magna Carta ile karşılaştırılmaktadır. Ancak Shaw ve Berkes gibi önemli tarihçiler, Sened-i İttifak'ın Türkiye'deki anayasal düzenin ve demokrasinin gelişiminde iddia edilen kadar belirleyici bir rol oynamadığını ifade etmektedirler.

    Sened-i İttifak'ı hazırlayan şartlar

    1807 yılında meydana gelen Kabakçı Mustafa İsyanı'yla III. Selim tahttan indirilmiş ve yerine IV. Mustafa geçirilmiştir. III. Selim'in ıslahat düzenlemeleri kaldırılmış, özellikle de Nizam-ı Cedid ordusu dağıtılmıştır. Bunun üzerine, Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim'i tekrar tahta çıkarmak amacıyla İstanbul'a yürümüştür. Alemdar'ın askerleri sarayı kuşatmışken, tahtını kurtarmak isteyen IV. Mustafa, III. Selim'i öldürtmüştür. Kardeşi veliaht Şehzade Mahmud'un idamını da emretmiştir. Fakat Şehzade Mahmud, Cevri Kalfa'nın yardımıyla cellatlardan kaçMayısı başarmıştır. Bunun üzerine Alemdar, askerleriyle saraya girip Şehzade Mahmud'u tahta geçirmiştir. Şehzade, Sultan II. Mahmud olurken Alemdar Mustafa Paşa da Osmanlı Devleti'nin sadrazamı olmuştur.

    Bu devirde, Osmanlı Devleti'nin merkezî otoritesi taşrada büyük ölçüde etkisizdir. Rumeli, Anadolu ve Mısır gibi eyaletlerde Âyanlar kendi aralarında âdeta bağımsız idareler kurmuşlardır. Bununla birlikte, 18. yüzyılın başından beri zenginleşen Rumeli topraklarında nüfuzlu toprak beyleri ortaya çıkmıştır. Bu şartlarda, Alemdar Mustafa Paşa, padişahın ve merkezî devletin otoritesini sağlamak için güçlü âyanlarla bir anlaşma yapmayı ilk çare olarak görmüştür.[6]

    Alemdar Mustafa Paşa bu maksatla valileri ve meşhur âyanları başkentte "meşveret-i ammeye" davet etmiştir. Âyanların pek çoğu davete icabet etse de Arnavutluk'taki Tepedelenli Ali Paşa gibi bazı büyük âyanlar bu davete gelmemişlerdir. 29 Eylül 1808'de merkezî devletin ileri gelenleriyle âyanlar arasında yapılan meşveret sonucunda Sened-i İttifak denilen belge ortaya çıkmıştır. Bu belgeyi imzalayanlar arasında vezirler, diğer üst düzey devlet yöneticileri, askerî ocak temsilcileri ve bazı âyanlar vardır. Belge, II. Mahmud tarafından onaylanmıştır.

    İçeriği

    Bir giriş, yedi şart ve bir zeyil bölümü bulunan Sened-i İttifak'ın giriş bölümünde, Osmanlı devlet düzeninin bozulduğu, devlet otoritesinin sarsıldığı ve bu durumun taraflarca gözlemlendiği, devletin kuvvetlenmesi gayesiyle bu toplantının yapıldığı ve sonunda bu anlaşmaya varıldığı yazılmıştır

    Sened-i İttifak, Osmanlı tarihinde merkezî otoritenin yetkilerini sınırlayan ve anayasal nitelik taşıyan ilk belge olarak kabul edilmektedir. 1808 yılında, II. Mahmud döneminde, âyanlar ile devletin merkezî yöneticileri (vükela ve rical) arasında imzalanan bu belge ile meşrutiyet anlayışına geçiş sürecinde önemli bir adım atıldığı genel çevrelerce kabul edilmektedir.

    Belgeye göre, âyanlar, sadrazamdan gelen emir ve yasaklara, padişahın mutlak vekili sıfatıyla uymakla yükümlüdür. Ancak sadrazamlık makamından kaynaklanan kanun dışı, rüşvet ve yolsuzluk içeren ya da devlete zarar verecek uygulamaların ortaya çıkması hâlinde senedi imzalayan âyanlar, bu tür işlemlere karşı durma ve müdahalede bulunma hakkına sahiptir.

    Sened-i İttifak, taraflar arasında karşılıklı kefalet esasına dayanmaktadır. Âyanlar ile merkezî yöneticiler, birbirlerinin şahıslarını ve ailelerini güvence altına almayı taahhüt etmişlerdir. Belgeye aykırı bir durum ispat edilmedikçe, herhangi bir âyana yönelik devlet veya taşra görevlilerince gerçekleştirilecek saldırılara karşı, tarafların birlikte hareket etmesi ve saldırıyı bertaraf etmesi öngörülmüştür.

    Ayrıca, Sened-i İttifak'ta halkın (reaya) korunması temel ilkeler arasında yer almakta, zulüm yapanların cezalandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Taşradaki hanedanlar, kendi idareleri altındaki âyanları ve ileri gelenleri korumakla yükümlü kılınmıştır. Bununla birlikte, âyanların, yönetimleri altındaki bölgelerde halkın güvenliğini sağlama, vergi toplarken adaletten sapmama ve aşırılıklardan kaçınma sorumluluğu da açık bir biçimde hükme bağlanmıştır.

    Sened-i İttifak, bir zeyil ile sona ermektedir. Burada, senedin devamlı olarak uygulanabilmesi için bundan sonra sadrazam ve şeyhülislam olacak kişilerin makamlarına geçer geçmez bu senedi imzalamaları öngörülmektedir. Ayrıca Sened-i İttifak'ın içerdiği koşulların sürekliliğini bizzat padişahın denetleyeceği öngörülmüştür.

    Sened-i İttifak-Magna Carta karşılaştırması

    Sened-i İttifak, 1808 yılında II. Mahmud döneminde, merkezî otorite ile taşra âyanları arasında imzalanmış bir belgedir. Her ne kadar içeriğinde merkezî yönetimin yetkilerini sınırlayan bazı hükümler bulunsa da, ortaya çıkış koşulları, uygulanma biçimi ve uzun vadeli etkileri dikkate alındığında, Türkiye'deki anayasal ya da demokratik gelişmeler açısından kalıcı ve köklü bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesi zordur.

    Belge, II. Mahmud ve âyanlar tarafından içtenlikle benimsenmemiştir. II. Mahmud, Sened-i İttifak'ı dönemin siyasi konjonktürü ve Alemdar Mustafa Paşa'nın baskısı sonucu geçici olarak kabul etmiş, ancak kısa süre sonra Yeniçeriler tarafından Alemdar'ın ortadan kaldırılmasına kayıtsız kalmıştır. İktidarını pekiştirdikten sonra ise Sened-i İttifak'ı ve taşradaki âyanları tasfiye etmeyi amaç edinmiş, bu doğrultuda önemli ölçüde başarı sağlayarak merkezî otoriteyi yeniden tesis etmiştir.

    Âyanlar açısından değerlendirildiğinde Sened-i İttifak, kolektif bir talep ya da siyasi baskı sonucu ortaya çıkmamıştır. Aksine İstanbul'a çağrılan âyanların büyük bölümü belgeyi imzalamadan geri dönmüş, yalnızca dört âyan tarafından imzalanabilmiştir. Bu durum, belgenin taşra güçleri tarafından da geniş kabul görmediğini ortaya koymaktadır.

    Sonuç olarak, Sened-i İttifak, tarihsel bağlamı içinde önemli bir girişim olarak kabul edilse de, anayasal düzene geçiş veya demokrasi tarihinde kalıcı bir temel oluşturma işlevi görmemiştir. Belge, daha çok dönemin geçici güç dengeleri çerçevesinde şekillenmiş sınırlı bir siyasal uzlaşma olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, sonraki yıllarda Arnavutluk'ta Tepedelenli Ali Paşa, Suriye'de Genç Yusuf Paşa, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa gibi güçlü yerel liderlerin merkezden bağımsız hareket etmeye yönelmeleri, taşrada merkezî otoriteye direncin sürdüğünü göstermektedir. Sonuç olarak, Niyazi Berkes'in (1978) ifadesiyle "İttifak Senedi ölü doğmuş bir belge" olarak kalmıştır. Ayrıca, Sened-i İttifak'ın, Osmanlı döneminin daha sonraki meşrutiyetçilik hareketleri üzerinde de doğrudan bir etkisi olmamıştır. Dolayısıyla Sened-i İttifak'ın, tarihsel olarak çok sınırlı bir etkisi ve önemi olmuştur.

    Yalçın Küçük ise, Aydın Üzerine Tezler kitabının birinci cildinde şunu yazmıştır: "Sened-i İttifak'ın gerici niteliğine ilk dikkati çeken, benim saptamalarıma göre, Doğan Avcıoğlu oluyor. Türkiye'nin Düzeni'nde şöyle yazdı: 'Ne var ki, bazı hukuk otoritelerimiz, herhâlde Batı örneklerinin etkisi ile, Sened-i İttifak'ı despot padişahın yetkilerini sınırlayan ‘Türkiye'deki ilk amme hukuku kaidesi' saymaktadırlar. Kanımızca, bu belge için ‘eşkıyalığın meşrulaştırılması' deyimini kullanmak hiç de aşırı bir görüş değildir."

    Sened-i İttifak'ın insan hakları açısından önemi

    Sened-i İttifak, Osmanlı tarihinde devletin merkezî otoritesinin yetkilerini sınırlama yönünde atılmış ilk adımlardan biri olarak kabul edilmekte ve bu yönüyle önemli bir siyasal belge niteliği taşımaktadır. 1808 yılında imzalanan bu belge, her ne kadar halkın veya toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla hazırlanmış olmasa da, iktidarın denetlenmesi ve sınırlandırılması fikrinin ilk kez yazılı olarak kayda geçmesi açısından dikkat çekicidir.

    Belge, doğrudan halkı ya da halkın temsilcilerini değil; merkezî yönetim ile taşra eşrafı olan âyanları taraf kılmıştır. Bu yönüyle, modern anlamda katılımcı bir anayasal gelişme sayılması mümkün değildir. Ancak, mutlak monarşi anlayışı çerçevesinde şekillenmiş Osmanlı yönetim geleneği içinde iktidarın keyfî kullanımını sınırlamaya yönelik maddeler içermesi, belgenin tarihsel değerini artırmaktadır.

    Sened-i İttifak, ayrıca Osmanlı hukuk tarihinde bir başka ilke bakımından da öne çıkmaktadır: Devletin uygulamalarında işkencenin yasaklanması yönünde hükümler içermesiyle, bu alanda yazılı düzenleme yapan ilk belge olarak önemlidir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve bireysel hakların korunması fikrinin Osmanlı düşünce yapısında ilk kez sınırlı da olsa ifadesini bulması açısından kayda değerdir.

    Özetle, Sened-i İttifak, halkın doğrudan iradesine dayanmayan, sınırlı katılımlı bir belge olmakla birlikte; iktidarın sınırlandırılması, hukuki güvencelerin oluşturulması ve keyfî uygulamaların önlenmesi açısından Osmanlı devlet geleneği içinde önemli bir kırılma noktasıdır.

    Sened-i İttifak'ın biçimi

    Sened-i İttifak, hukuki açıdan bir sözleşme anayasası (pacta conventa) niteliği taşımaktadır. Devletin merkezî otoritesi ile taşradaki güç odakları olan âyanlar arasında imzalanmış olması, onu maddi anlamda anayasa olarak değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır. Zira, birden fazla iktidar odağının yetkilerini karşılıklı olarak sınırlandırdığı, sorumluluk ve hakları belirlediği bir belge niteliğindedir.

    Maddi anlamda anayasa, bir devletin temel iktidar yapısını, yetki paylaşımını ve yönetim ilişkilerini fiilen düzenleyen her türlü kurallar bütünü anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, Sened-i İttifak, merkez-taşra ilişkilerini düzenleyen, yürütme gücünü belirli ölçüde sınırlayan ve yönetime karşı bazı denetim mekanizmaları öngören hükümleriyle, maddi anlamda anayasa özelliği taşımaktadır.

    Buna karşın, şekli anlamda anayasa, bir devletin temel hukuk normlarını düzenleyen, belirli bir yasama süreciyle kabul edilmiş, halk iradesine veya temsilî bir kurula dayanan ve genellikle yazılı, sistemli bir metin olan anayasa türüdür. Sened-i İttifak, bu niteliklere sahip değildir. Ne halkın temsilcileri aracılığıyla oluşturulmuş ne de anayasal bir meşruiyet sürecinden geçmiştir. Dolayısıyla şekli anlamda anayasa olarak kabul edilmemektedir.

    Sonuç olarak Sened-i İttifak, hukuken sözleşme anayasası niteliğindedir ve maddi anlamda anayasal özellikler taşımaktadır. Ancak, şekli anlamda anayasa değildir. Bu yönüyle, Osmanlı'da anayasal düşüncenin ilk izlerinden biri sayılmakla birlikte, modern anlamda anayasal bir belge olarak değerlendirilmesi sınırlıdır.

  • 1885 - Dünyanın ilk elektrikli tramvay hattı, Birleşik Krallık'nın Londra kentinde faaliyete geçti.
  • 1911 - İtalya Krallığı, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etti ve Trablusgarp Savaşı başladı.
  • 1913 - II. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı ile Bulgaristan Krallığı arasında İstanbul Antlaşması imzalandı.
  • 1918 - Bulgaristan Krallığı, Selanik Ateşkes Antlaşması'nı imzalayarak I. Dünya Savaşı'ndan çekildi.
  • 1920 - Kazım Karabekir komutasındaki Türk Ordusu, Ermenistan ile yaptığı savaş sonucunda Sarıkamış'ı ele geçirdi.
  • 1923 - Birleşik Krallık Filistin Mandası oluşturuldu.

 

Doğumlar

 

  • 1804 - Sadık Paşa, Polonya asıllı Türk asker (Polonezköy'ün Polonyalı kurucularından) (ö. 1886)
  • Michał Czajkowski

  • Michal Czajkowski. Bu portrede Sultan Kazakları komutanı üniformasıyla görülmektedir.

    Michał Czajkowski veya Mehmed Sâdık Paşa (29 Eylül 1804 – 18 Ocak 1886), Polonyalı-Kazak asker ile yazar ve Osmanlı generalidir. İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan Polonezköy'ün kurucularından biridir.

    Hayatı

    Michał Czajkowski, birkaç kuşaktır Ukrayna topraklarına yerleşmiş bir szlachta âilesine mensup olarak 29 Eylül 1804'te Halchyn (Halczyniec) kasabasında doğdu. Babası Stanisław Czajkowski, annesi ise Petronela Głębocka idi. Czajkowski âilesinin kökeni, Mazovya bölgesindeki Czajki yerleşimine dayanırken; Głębocki âilesi ise Kuyavya'nın eski ve köklü âilelerinden biriydi. Aynı zamanda anne tarafından, 1663-1668 yılları arasında hüküm süren Ukraynalı Kazak Hetmanı İvan Briukhovetski'nin soyundan gelmekteydi.

    Polonya'daki (1830-1831) Kasım Ayaklanması'nda teğmendi ve Virtuti Militari Nişanı ile ödüllendirildi. Muhacerette roman yazarlığı yaptı ve siyasetle ilgilendi. 1841 senesinin yazında Hotel Lambert'in Şark Misyonu Basajansı'nı kurma görevi ile İstanbul'a gitti. Rusya'nın baskıları sonucunda sınır dışı edilme tehlikesi karşısında Osmanlı Devleti'nde kalmaya karar verip Aralık 1850'de İslam'ı kabul etti.

    Kırım Savaşı sırasında Mehmed Sâdık Paşa Osmanlı ordusunda Kazak Birlikleri'ni kurdu. Aleksander Wereszczyński (Prens Adam Czartoryski'nin diğer temsilcisi) ile birlikte 1841-1842 yıllarında Boğaziçi yakınında Polonyalılar için bir köy kurulmasıyla ilgili müzâkerelerde bulundu; eşi Ludwika Śniadecka ile beraber yerleşimcilere ilk zor yıllarda arka çıktı. 1842-1850 yıllarında Prens Adam Czartoryski adına Adampol'un ilk müdürü oldu. 1872'de, Rus hükûmeti kendisine bir af teklif etti ve kısmen üçüncü eşinin (genç bir Yunan kızının) etkisi altında, Rus teklifini kabul ederek Osmanlı Devleti'nden ayrıldı, Hristiyanlığı kabul etti, Ukrayna'ya döndü ve Kiev'de yaşamayı seçti. Bu dönemde çok kapsamlı anılarını yazdı. 18 Ocak 1886'da 81 yaşındayken hayatını kaybetti.

  • 1882 - Nuri Conker, Türk asker ve siyasetçi (ö. 1937)
  • 1936 - Bilal İnci, Türk oyuncu (ö. 2005)

 

Ölümler

Tatiller ve özel günler

 

 

 

 

Vikipedi

 

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.