Tarih

14 Eylül 1460

Fatih Sultan Mehmed, Trabzon İmparatorluğu'na son vermek için Trabzon Kuşatması'na başladı

14 Eylül 1460

14 Eylül Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 257.  günü

 

Olaylar

  • 1460 - Fatih Sultan Mehmed, Trabzon İmparatorluğu'na son vermek için Trabzon Kuşatması'na başladı.
  •  

    Trabzon'un Fethi Bizans-Osmanlı savaşları
    Apollonio di Giovanni di Tomaso tarafından resmedilen, Trabzon'un Fethine ait çağdaş bir tasvir Tarih 14 Eylül 1460 -15 Ağustos 1461 Bölge

    Trabzon, Trabzon İmparatorluğu

    Sonuç Mutlak Osmanlı zaferi;
    Trabzon Rum İmparatorluğu'nun düşüşü Taraflar  Osmanlı İmparatorluğu  Trabzon İmparatorluğu Komutanlar ve liderler  II. Mehmed
     Veli Mahmud Paşa  David Komninos Çatışan birlikler 60,000 süvari,
    80,000 piyade,
    200 kadırga, 10 savaş gemisi Bilinmiyor

    Osmanlı İmparatorluğu'nun, Trabzon İmparatorluğu başkenti Trabzon'u 15 Ağustos 1461 günü başarı ile sonuçlanan kuşatmasıdır. Kuşatma, eş güdümlü ama bağımsız manevralar yapan büyük bir Osmanlı ordusu ve donanmasının uzun bir seferinin doruk noktasıydı. Trabzonlu savunucular, Osmanlılar kuşatmaya başladıklarında onlara destek ve insan gücü sağlayacak bir ittifaklar ağına bel bağlamışlardı, ancak İmparator David Megas Komnenos'un en çok ihtiyaç duyduğu anda başarısız oldular.

  • II. Mehmed'in ilerleyişi

    Bir Osmanlı kadırgası, y. 17. yüzyıl

  • 1461 ilkbaharında, Mehmed 200 kadırga ve on savaş gemisinden oluşan bir filo oluşturdu. Aynı zamanda Mehmed Rumeli Ordusu ile birlikte Çanakkale'yi geçip Bursa'ya geldi ve Asya Ordusu ile bir araya getirdi; Bir kaynak, 80.000 piyade ve 60.000 süvari oluşan ortak kuvveti tahmin eder. Dukas'a göre, Sultan'ın hazırlıkları, Osmanlı egemenliğini kabul etmiş ya da etmemiş olsalar da hedefin kendileri olduğu endişesiyle, Tuna'nın ağzında Lykostomion (ya da Chilia Veche), Kırım'da Kefe, Trabzon ve Sinop ve en güneydeki güneyde Sakız, Midilli ve Rodos dahil Ege Denizi'nin adaları gibi yerlerin sakinlerine ulaştı. Bunun Mehmed'in amacı olduğu anlaşılıyor, çünkü daha sonra bir sırdaşı bu gücün hedefini sorunca, Sultan kaşlarını çattı ve şöyle dedi: "Sakalımın bir telinin sırrımı bildiğimi bilirsem, onu çeker ve alevlere gönderirim."

  • Kasım Paşa Trabzon'u kuşatıyor

    Bu arada, Amiral Kasım Paşa'nın yönetimindeki ve Yakub adlı bir usta denizci tarafından desteklenen filo Sinop'tan ayrıldı ve Trabzon'un görüşüne girdi. Dönemin genel uygulaması olduğu gibi, gemilerin mürettebatı silahlı adamlardan oluşurdu ve gemiler bir kez bu silahlı denizcileri karaya indirdiğinde, şehri kuşatmaya başlarlardı.

    Halkokondilis'e göre, denizciler banliyöleri ateş verdiler ve şehri kuşatmaya başladılar. Ancak Dukas, günlük saldırılara rağmen, duvarları aşacak "hiçbir yol yapılmadığını" belirtmektedir. Kasım Paşa'nın filosu, sadrazam Veli Mahmud Paşa yönetimindeki Sultan'ın ordusunun ilk birlikleri Zigana Geçidi'ni geçip Skylolimne'de mevzi alana kadar 32 gün boyunca Trabzon surlarını kuşattı.

  • Neticeleri

    Şehrin ele geçirilmesinden sonra Sultan Mehmed, yeniçerilerini Trabzon'un imparatorluk kalesine yerleştirdi; Kritobulos garnizonun 400 olduğunu söyler. İmparator Davut'u, ailesini ve akrabalarını, memurlarını ve onların ailelerini, tüm varlıklarıyla, Konstantinopolis'e giden Sultan'ın triremelerine yerleştirmiştir. Bununla birlikte, Trabzon sakinlerinin geri kalanı daha az misafirperver bir muamele görmüştür. Pseudo-Halkokondilis'e göre, bunlar üç gruba ayrıldı: bir grup, Trabzon'dan ayrılmak ve Konstantinopolis'e yeniden yerleşmek zorunda kaldı; sonraki grup, padişahın ya da onun yüksek memurlarının köleleri oldu; ve son grup, Trabzon'u çevreleyen ama duvarlarının içinde olmayan kırsalda yaşamak için ayrıldı.[Kritobulos, "şehrin en etkili insanlarından bazılarının" Konstantinopolis'e yerleşmeye zorlandığını söylerken, halkın geri kalanı hakkında hiçbir şey olmadığını belirtir. Sultan ayrıca yüzlerce çocuğu da kendi kişisel köleleri haline getirdi: Kritobulos, Mehmed'in her iki cinsiyetten 1500 çocuğunu köle olarak aldığını söylerken, Pseudo-Halkokondilis sadece 800 erkek çocuğu alıp İslam'ı kabul etmenin gerektiği seçkin Osmanlı ordu birliği yeniçerilere asker olarak alındığını yazar.

    Halkokondilis'e göre, Mehmed, Kasım Paşa'yı Trabzon valisi atadı ve Hızır, şehir çevresindeki köylerin ve Kabasite klanının yurdunun bulunduğu Mesohaldia'nın teslim edilmesini kabul etti. Her ne kadar Halkokondilis bu toplulukların Osmanlı yönetimine çabucak boyu eğdiğini ima etse de, Anthony Bryer, bazı grupların 10 yıldan uzun bir süre yeni Müslüman efendilerine direndiğine dair kanıtlar bulmuştur. Mehmed karadan Konstantinopolis'e geri döndü. Kritobulos, dönüş yürüyüşü hakkında kısa bir açıklamada bulunuyor: Sultanın çıkış ilerleyişiyle ilgili zorluklarını ayrıntılı olarak açıklayan Kritobulos, Sare Hatun'u Uzun Hasan'a "birçok hediye ve onurla" geri göndermiş olduğunu yazıyor.; Halkokondilis dönüş yolculuğunda "güçlü bir korunan ve çok erişilemez topraklardan" geçildiğine dikkat çeker.

    Petrarch'ın Afrika'sının bir kopyasındaki yayıncı künyesine göre, Sultan'ın filosu Ekim 1461 yılında geri döndü, silahları ve malzemeleri neredeyse kullanılmadı.

    Papa II. Pius, Trabzon'u kurtarmaya çalıştı, ancak 1464'teki ölümüyle, hiçbir Hristiyan ulus, Osmanlılara karşı bir Haçlı Seferi gerçekleştirmedi.

  • 1812 - Fransa İmparatoru Napolyon, ordularının başında büyük bir yangının sürdüğü Moskova'ya girdi.
  • 1829 - Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasında Edirne Antlaşması imzalandı.
  • Edirne Antlaşması  ( 1829 )

    Edirne Antlaşması'na göre sınır ve toprak düzenlemeleri

    Tür Barış antlaşması İmzalanma 14 Eylül, 1829 Yer Edirne, Osmanlı İmparatorluğu Taraflar Rus İmparatorluğu Rus İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Diller Rusça, Osmanlıca  

    Edirne Antlaşması, 14 Eylül 1829 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Edirne şehrinde imzalanan barış antlaşması.

    Antlaşma, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nı sona erdirirken, Yunanistan bağımsızlığını kazandı.

    Osmanlılar ayrıca, Rumeli'de Tuna deltası ile Kafkasya'da Çerkesya, Kuban Nehri ile Bzıb Irmağı arasındaki Karadeniz liman ve kaleleri (Anapa, Soğucak, Gelincik, Sohum, Anakara ve Faş başta olmak üzere), Ahıska ve Ahılkelek'i Rusya'ya terk etti ve savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

    1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı

    Ana madde: 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı

    Rusya, Sultan II. Mahmud'un Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması ile sonuçlanan olaylardan dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı savaş açtı. Sultan II. Mahmud bu arada Yeniçeri Ocağını kaldırmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni bir askeri teşkilat kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış olan bu ordu Rus kuvvetleri karşısında önemli bir varlık gösteremedi. Eflak ve Boğdan'ı işgal eden Ruslar, Tuna'ya kadar indiler. Balkanları aşan Rusya, batıda Edirne, doğuda ise Erzurum'a kadar ilerledi.

    Bu gelişmeler üzerine Osmanlı İmparatorluğu barış istedi. Edirne Antlaşması, 14 Eylül 1829 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içinde yer alan Edirne şehrinde imzalandı.[1] Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonra imzalanmış şartları en ağır antlaşmalardan biri olan Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Yunanistan Devleti'nin kurulmasını kabul etti.

    Antlaşma metni

    Asıl antlaşma metni ile ona ekli birer "Sözleşme" ve "Senet"ten oluşan 16 maddelik olup Antlaşma Antlaşma önemli koşulları şunlardı:

    Antlaşmanın süresi: Antlaşma süresizdi. İki devlet arasında ebedi sulh tesis ediliyordu (1. madde).

    Osmanlı-Rus sınırı (Rumeli): Prut ve Tuna nehirleri boyunca Hızırilyas Boğazı'nda Karadeniz'e ulaşıp, Yılan Adasını (tahkimat yapılmaması kaydıyla) Rusya'ya bırakıyor, Tuna'nın sağ kıyısı ise iskân edilmemek şartıyla Osmanlı Devleti'nde kalıyordu (2. madde).

    Osmanlı-Rus sınırı (Kafkasya): Osmanlı İmparatorluğu, Rusya İmparatorluğu'nun (İran'la imzaladığı 10 Şubat 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması uyarınca) Revan ve Nahçıvan hanlıklarını ilhakını tanıyor (3. madde), daha kuzeydeki sınır ise Rusya'nın ilhak ederek ortadan kaldırdığı Guria Prensliği'nin güneyinden başlayarak Ahıska ve Ahılkelek'i Rusya'ya bırakacak şekilde çiziliyordu (4. madde). Bu maddeyle Osmanlı İmparatorluğu, Çerkesya üzerindeki tüm haklarını ve Kuban Nehri ile Bzıb Irmağı arasındaki Karadeniz liman ve kalelerini (Anapa, Soğucak, Gelincik, Sohum, Anakara ve Faş başta olmak üzere) Rusya'ya devrediyordu.

    Eflak ve Boğdan Prenslikleri: Osmanlı İmparatorluğu iki prensliğe de geniş özerklik veriyor, Rusya da bu statünün garantörlüğünü üstleniyordu (5. madde). Antlaşmaya ekli Senet uyarınca; Voyvodaın yerli Boyarlarca seçilmesi ve görevlerinin ömür boyu sürmesi, ancak istifa edebilecekleri gibi suçlu görüldüklerinde Bâb-ı Âli tarafından görevden alınabilmeleri karara bağlandı. Ayrıca, Tuna'nın sol yakasındaki adalar ile Müslümanlarla meskun yerler Eflak ve Boğdan'a bırakılırken, bu iki ülke halkı, Rus ordusunun bölgeyi tahliye etmelesini müteakip iki yıl boyunca bütün vergilerden muaf tutuldu.

    Sırbistan Prensliği: Osmanlı İmparatorluğu, Akkerman Antlaşması'nın (7 Ekim 1826) Sırbistan'la ilgili hükümlerini uygulamayı taahhüt ediyor, ayrıca Sırbistan'dan ayrılan altı kasabayı iade ediyordu (6. madde).

    Boğazlar: Osmanlı İmparatorluğu, Boğazların Rus ticaret gemilerine ve Osmanlılar'la savaş halinde bulunmayan devletlerin Rus limanlarına giden ticaret gemilerine açık tutmayı taahhüt ediyordu (7. madde).

    Ticaret Tazminatı: Osmanlı İmparatorluğu, Rus tüccarlarının savaştaki zararlarına karşılık 18 ay içinde ve dört taksitte 1.500.000 Macar altını ödeyecekti (8. madde).

    Savaş tazminatı: Osmanlı İmparatorluğu; (4. maddede mezkur) Ahıska, Ahılkelek, Anapa ve Poti kalelerini terk etmeyi ve 10.000.000 Macar altını ödemeyi kabul ediyordu (9. madde).

    Yunanistan: Osmanlı İmparatorluğu, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Londra'da 6 Temmuz 1827'de ve buna dayalı olarak yine Londra'da 22 Mart 1829'da aralarında yaptıkları, Yunanistan Krallığı'nın kurulmasını ve bağımsızlığını öngören anlaşma ve protokolü kabul ediyordu (10. madde).

    Rus ordusunun Osmanlılarda kalan topraklardan tahliyesi: Rusya, (8. maddedeki) ticaret tazminatının ilk taksidi olan 100.000 altın ödendikten, Eflak Prensliği'ne bırakılan Yergöğü Kalesi teslim edildikten ve Antlaşmanın onaylı nüshaları teati edildikten bir ay sonra Edirne, Kırklareli ve Lüleburgaz’dan, Eflak ve Boğdan dışındaki işgal bölgelerinden ise ticaret tazminatı ödendiğinde çekiliyordu. Buna mukabil, Eflak ve Boğdan ile Silistre'deki Rus birlikleri (9. maddedeki) savaş tazminatı ödemeleri bitinceye kadar kalacaktı. Kafkasya tarafında Osmanlılara bırakılan topraklardan ise çekilmeleri ise onay belgelerinin (tasdiknâme) teatisinden üç ay sonra başlayacak ve beş ayda tamamlanacaktı (11. madde ve Ek Sözleşme).

    Antlaşmanın onaylanması: Antlaşmanın onaylı nüshalarının en geç altı hafta içinde teati edilmesi öngörüldü.

    Antlaşmanın ardından yapılan ilave düzenlemeler

    Yunanistan

    Edirne Antlaşması'ndan beş ay sonra, 3 Şubat 1830 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan yeni bir "Londra Protokolü" ile bağımsız Yunanistan Devleti'nin kurulduğu ilan edildi. Osmanlı Devleti de 24 Nisan 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı. Yunanistan devletinin hamileri İngiltere, Fransa ve Rusya Mayısıs 1832'de Yunanistan'a son şeklini veren bir anlaşma yaptılar. Bununla, Yunanistan'ın kuzey sınırı olarak "Arta-Volos hattı" kabul edildi. Böylece, Yunanistan'a Attika ve Mora yarımadaları bırakılmış oldu. Ayrıca bu yarımadaların çevresindeki tüm adalar, Kiklad Adaları, Şeytan Adaları ve Ege'nin ikinci büyük adası Eğriboz dahil, yüzlerce ada Yunanistan'a bağlandı. Kurulan Yunanistan Krallığı'nın başına Bavyera Kralı Louis'in oğlu Otto getirildi.

    Bu arada 3 büyük devlet, Yunanistan adına Osmanlı İmparatorluğu ile İstanbul'da son antlaşmaları doğrultusunda görüşmelere başladılar ve 21 Temmuz 1832'de taraflar arasında bir protokol imzalandı. İstanbul Hükûmeti yeni Yunan sınırını ve statüsünü kabul etti. Yeni Yunan Devleti de topraklarındaki Türk mallarının bedeli olarak, Osmanlı İmparatorluğu'na belli bir tazminat ödemeyi yüklendi.

    Savaş ve ticaret tazminatı

    Osmanlı İmparatorluğu'nun 8. ve 9. maddelerle ödemeyi kabullendiği 11.500.000 Macar altını, hazinesi açısından çok ağır bir yüktü. Rusya, 26 Nisan 1830 tarihinde imzalanan bir Senetle bunu 8 milyon Felemenk altınına indirdi ve Osmanlıların Yunanistan Krallığı’nın tam bağımsızlığını kabul etmesi şartıyla 1 milyondan daha vazgeçti. 1834 Ocak ayındaki yeni bir düzenlemeyle, savaş tazminatı 5 milyona, yıllık taksitler de 500.000’e indirildi.

    Rus ordusunun tahliyesi

    Bununla birlikte Rus ordusunun Osmanlı idaresine bırakılan topraklardan çekilme takvimi de 11. madde uyarınca tazminatın ödenmesine bağlandığından, Rusların Eflak ve Boğdan’ı tahliyesi 1834’te gerçekleştirildi. Silistre'den çekilmelerine ilişkin Sözleşme ise 8 Nisan 1836’da imzalanabildi.

    Çerkesler için önemi

    1763'te Rusya Çerkesya'yı işgal etmeye başladı ve Rus-Çerkes Savaşı patlak verdi, o zamandan beri Çerkesler Rusya'ya karşı bir savunma savaşı yürütüyordu. 14 Eylül 1829'da Edirne Antlaşması imzalandı.Bu  antlaşmaya göre, Osmanlı İmparatorluğu Çerkesya dahil olmak üzere Kafkasya'yı Rus toprağı olarak tanıyordu. Çerkesler bu antlaşmanın gerçekliğine inanmadılar, çünkü Osmanlı İmparatorluğunun "dost ve dindaş" bir milleti Rusya'ya terk edeceklerini düşünmüyorlardı. Bizzat padişahla durumu görüşmek için bir delegasyon oluşturuldu. Çerkes bayrağının tasarımcısı olan Seferbiy Zaneqo bu delegelerden birisiydi. Delegasyonun görevi, halife ile durumu görüşmek ve desteğini almaktı. Fakat delegeler İstanbul'a vardıklarında Rus sefiri tutuklanmalarını talep etti ve delegeler Çerkesya'ya dönmek zorunda kaldı, sadece Seferbiy Zaneqo kalabildi, çünkü onun Osmanlı vatandaşlığı vardı. Daha sonra Zaneqo Samsun'a yerleşti ve burada Çerkesya davasının savunuculuğunu sürdürdü.

  • 1867 - Karl Marx'ın yazdığı Kapital'in ilk cildi yayımlandı.
  • 1908 - Osmanlı Ahrar Fırkası kuruldu.
  • 1919 - Sivas'ta İrâde-i Milliye gazetesi yayınlanmaya başlandı.
  • 1922 - Bursa'ya bağlı Karacabey ilçesi düşman işgalinden kurtuldu.
  • 1922 - İzmir'e bağlı Bergama ilçesi düşman işgalinden kurtuldu.
  • 1923 - Lozan Antlaşması uyarınca Edirne'ye bağlı Karaağaç Tren İstasyonu Yunanlardan teslim alındı.
  • 1930 - Son Posta gazetesi Sorumlu Müdürü Selim Ragıp Emeç tutuklandı.
  • 1933 - Türkiye ile Yunanistan Dostluk Antlaşması imzaladı.
  • 1936 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, ilkokullarda okutulacak "Alfabe" kitabını kabul etti. Alfabe'nin yazarları: Murat Özgün ve İlhan Gökçe.
  • 1940 - Macar askerleri Romanya'yı ilhak ettikleri sırada Ip Katliamı'nı gerçekleştirdi.
  • 1944 - Radyo istasyonlarının kurulması ve genişletilmesi yasası çıktı.
  • 1954 - Fransa, Profesör Tevfik Remzi Kazancıgil'e Légion d'honneur nişanı verdi.
  • 1956 - Akis dergisi toplatıldı.
  • 1960 - Irak, İran, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela OPEC'i kurdu.
  • 1969 - Balkan Boks Şampiyonası'nda, Seyfi Tatar ile Celal Sandal şampiyon oldu.
  • 1972 - Aşık Mahsuni, Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı.
  • 1974 - Sinema oyuncusu ve yönetmeni Yılmaz Güney, Adana ilinin Yumurtalık ilçesi yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürdü.
  • 1980 - Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş teslim oldu ve Uzunada'ya gönderildi.
  • 1980 - Sıkıyönetim Komutanlıkları'nca, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin teslim olması istendi.
  • 1980 - Adana'da sol görüşlü militan Serdar Soyergin, fraksiyon ayrılığından dolayı sol görüşlü Erdoğan Polat'ı öldürdü. Kaçmaya çalışırken Tank Yüzbaşı Bülent Angın'ın da içinde bulunduğu güvenlik güçleriyle çatıştı, Yüzbaşı Angın öldürüldü.
  • 1980 - Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde 12 Eylül Darbesi hakkında, "Devlet, devlet olmaktan çıkar; parlamento, on beş gün içinde seçilmesi gereken cumhurbaşkanını seçmez ve ülke baştan başa örtülü bir iç savaşın kanlı arenasına dönüşürse Silahlı Kuvvetlerin yönetime el koymasından doğal ne olabilir ki?" yazdı.

Doğumlar

  • 208 - Diadumenianus, Roma İmparatoru Macrinus'un oğlu (ö. 218)
  • 786 - Memun, Abbasi Halifesi (ö. 833)
  • Memun
    Ebu'l-Abbas Abdullah

    Halife Memun döneminde darpedilen altın sikke

    Abbâsî Halifesi Hüküm süresi 813 - 833 Önce gelen Emîn Sonra gelen Mutasım   Doğum 14 Eylül 786 Ölüm 9 Ağustos 833 Tam adı Ebû Abbâs el-Memûn Abdullâh bin Hârûn Reşîd Hanedan Abbâsî Hanedanı Babası Harun Reşid Annesi Marajil (Badgis yöresinden bir cariye) Dini Mu'tezile İslam

    Memun veya Abdullâh Memûn, Tam Adı: Ebû 'Abbâs el-Memûn Abdullâh bin Hârûn Reşîd (d. 14 Eylül 786, Bağdat - ö. 9 Ağustos 833, Tarsus yakınları), 813-833 arasında 7. Abbasi halifesi.

    809'da babaları Hârûn Reşîd'den sonra Abbâsî Hâlifesi ilan edilen kardeşi Emin'e karşı yaptığı bir iç savaştan sonra 813'te onu halifelik tahtından indirerek idam edilmesinden sonra 7. Abbâsî halifesi oldu. Memun'un Halifelik döneminde en önemli olaylar devam eden mütezile itikadi mezhep tartışmaları ve Bizans İmparatorluğu ile büyük çapta çatışmalar içeren savaşın 25 yıl süren bir sükunet döneminden sonra tekrar başlamasıdır.

    Me'mun Antik Yunan felsefesine ve pozitif bilime verdiği değerle de öne çıkmıştır. Bağdat'ta gökbilimleri için tahsis edilen bir gözlem evi bulunan Darülilim'i kurdu. Aristoteles'in felsefî eserleri ve Yunan doktor ve bilim insanı Galen’in (129–216) tıp kitabı Arapçaya çevrildi.

    Çocukluğu ve gençliği

    14 Eylül 786 (Hicri:15 Rebîülevvel 170) gecesinin ilk saatlerinde Bağdat yakınlarındaki Yaşıriye'de babası Harun Reşit'in 11 erkek oğlundan birincisi olarak muhtemelen Bağdiş (modern Afganistan) yöresinden Soğd asıllı bir cariyesi olan Marajil'den doğdu. 13 Eylül 786'yi 14 Eylül'e bağlayan gece sonradan "üç halifeler gecesi" olarak bilinmektedir çünkü o gece Abbasiler halifesi olan Hadi veya Mûsâ el-Hâdî ölmüştü ve yerine halife olarak o akşam yeni doğan Memun'un babası ve Hadi'nin yeğeni olan Harun Reşit 5. Abbasiler halifesi olmuştur.

    Annesi Marajil çocuğunun doğumunda öldüğü için Memun 2. Abbasiler halifesi Mansur'un torunu ve halife Harun Reşit'in karısı olan Zübeyde tarafından, Zübeyde'nin Harun Reşit'ten olan ikinci oğlu olan (sonra Emin adı ile Abbasiler halifesi olan) Muhammed ile birlikte, yetiştirildi.

    Me'mun eğitimini babası halife iken Bağdat'ta sarayında özel hocalardan aldı. Arapça dili ve edebiyatının inceliklerini Ali bin Hamza el-Kisâî'den; hadis kural ve bilgilerini Hüşeym bin Beşîr, Abbâd bin Avvâm, Yûsuf bin Atiyye gibi hocalardan ve, fıkıh derslerini bazı diğer hocalardan okudu. Babası onu özel olarak yetiştirmek üzere İran asıllı Fazl bin Sehl'i saraya tayin etti. Eğitilip yetişmesinden Ca'fer b. Yahyâ el-Bermekî ve babası önemli rol oynadılar. Me'mûn'un sarayında bulunmuş olan Mu'tezile âlimlerinden Sumâme bin Eşres de hocası olarak kabul edilmektedir.

    Taberî tarihinde etraflı olarak anlatıldığı gibi, Halife Harun Reşit yaşamakta iken öldükten sonra ilk iki oğlu arasında muhtemel olan taht kavgalarını önlemek için devamlı tedbirler aldı. Memun'un annesi bir cariye olduğu için ve Harun'un ikinci oğlu Emin'in annesi Zübeyde hem bir eski halife torunu hem de İran'da asiller sınıfından olduğu için Harun Reşit ikinci oğlu olan Emin'i birinci veliaht olarak seçti ve Memun'u Emin'den öldüğünden sonra onun yerine halife olmak üzere ikinci veliaht olarak ilan etti. Memun'u devlet merkezi olan Bağdat'tan uzaklaştırmak için de doğu İran'da Horasan'dan Hemedan'a kadar uzanan arazilere "Horasan Valisi" olarak tayin etti. Memun bu valiliği altında olarak gayet otonom bir şekilde eyalet idareciliğine başladı. Harun Reşit iki oğlunun birbirlerine daha yakın ve babaları Harun Reşit'in veraset için kararlarına ikinci oğlu uygun hareketlerde bulunmalarını ve aralarında ihtilaf çıkmamasını sağlamak için onlara devamlı olarak telkin ve nasihatlerde bulundu. Hatta 802 (hicri:186) yılında her iki oğluna bunu açıkça gösteren ahitnameler imzalattı. Harun Reşit o yıl her iki oğlu ile birlikte Hicaz'a hac için gittiği zaman bu ahitnamelerin metinlerini Mekke'de Kabe duvarına astırdı.

    3 Cemâziyelâhir 193'te (24 Mart 809) Tûs'ta ölünce vasiyeti gereği birinci veliaht Emîn halife oldu. 

  • 1870 - Cevat Çobanlı, Türk asker ve siyasetçi (ö. 1938)
  • 1922 - Şükrü Gülesin, Türk millî futbolcu, teknik direktör ve spor yazarı (ö. 1977)
  • 1923 - Semahat Geldiay, Türk zoolog (ö. 2002)
  • 1945 - İskender Öksüz, Türk kimya profesörü, düşünür, yazar ve bilim adamı
  • 1965 - Hülya Gülşen Irmak, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu
  • 1966 - Can Kahraman, Türk oyuncu
  • 1968 - Yusuf Elgörmüş, Türk doktor ve iş adamı
  • 1969 - Faruk Korkmaz, Türk eski futbolcu
  • 1971 - İclal Aydın, Türk oyuncu, yazar, şair ve sunucu
  • 1975 - Gökhan Mumcu, Türk oyuncu
  • 1978 - Arda Öziri, Türk dizi ve sinema oyuncusu (ö. 2018)
  • 1978 Barış Özbek, Almanya doğumlu Türk eski futbolcu
  • 1987 - Emrah Tuncel, Türk futbolcu

Ölümler

Tatiller ve özel günler

 

Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.