14 Eylül Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 257. günü
Olaylar
- 1460 - Fatih Sultan Mehmed, Trabzon İmparatorluğu'na son vermek için Trabzon Kuşatması'na başladı.
-
Trabzon'un Fethi Bizans-Osmanlı savaşları
Apollonio di Giovanni di Tomaso tarafından resmedilen, Trabzon'un Fethine ait çağdaş bir tasvir Tarih 14 Eylül 1460 -15 Ağustos 1461 BölgeTrabzon, Trabzon İmparatorluğu
Sonuç Mutlak Osmanlı zaferi;
Trabzon Rum İmparatorluğu'nun düşüşü Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu
Trabzon İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
II. Mehmed
Veli Mahmud Paşa
David Komninos
Çatışan birlikler
60,000 süvari,
80,000 piyade,
200 kadırga, 10 savaş gemisi BilinmiyorOsmanlı İmparatorluğu'nun, Trabzon İmparatorluğu başkenti Trabzon'u 15 Ağustos 1461 günü başarı ile sonuçlanan kuşatmasıdır. Kuşatma, eş güdümlü ama bağımsız manevralar yapan büyük bir Osmanlı ordusu ve donanmasının uzun bir seferinin doruk noktasıydı. Trabzonlu savunucular, Osmanlılar kuşatmaya başladıklarında onlara destek ve insan gücü sağlayacak bir ittifaklar ağına bel bağlamışlardı, ancak İmparator David Megas Komnenos'un en çok ihtiyaç duyduğu anda başarısız oldular.
-
II. Mehmed'in ilerleyişi
Bir Osmanlı kadırgası, y. 17. yüzyıl
-
1461 ilkbaharında, Mehmed 200 kadırga ve on savaş gemisinden oluşan bir filo oluşturdu. Aynı zamanda Mehmed Rumeli Ordusu ile birlikte Çanakkale'yi geçip Bursa'ya geldi ve Asya Ordusu ile bir araya getirdi; Bir kaynak, 80.000 piyade ve 60.000 süvari oluşan ortak kuvveti tahmin eder. Dukas'a göre, Sultan'ın hazırlıkları, Osmanlı egemenliğini kabul etmiş ya da etmemiş olsalar da hedefin kendileri olduğu endişesiyle, Tuna'nın ağzında Lykostomion (ya da Chilia Veche), Kırım'da Kefe, Trabzon ve Sinop ve en güneydeki güneyde Sakız, Midilli ve Rodos dahil Ege Denizi'nin adaları gibi yerlerin sakinlerine ulaştı. Bunun Mehmed'in amacı olduğu anlaşılıyor, çünkü daha sonra bir sırdaşı bu gücün hedefini sorunca, Sultan kaşlarını çattı ve şöyle dedi: "Sakalımın bir telinin sırrımı bildiğimi bilirsem, onu çeker ve alevlere gönderirim."
-
Kasım Paşa Trabzon'u kuşatıyor
Bu arada, Amiral Kasım Paşa'nın yönetimindeki ve Yakub adlı bir usta denizci tarafından desteklenen filo Sinop'tan ayrıldı ve Trabzon'un görüşüne girdi. Dönemin genel uygulaması olduğu gibi, gemilerin mürettebatı silahlı adamlardan oluşurdu ve gemiler bir kez bu silahlı denizcileri karaya indirdiğinde, şehri kuşatmaya başlarlardı.
Halkokondilis'e göre, denizciler banliyöleri ateş verdiler ve şehri kuşatmaya başladılar. Ancak Dukas, günlük saldırılara rağmen, duvarları aşacak "hiçbir yol yapılmadığını" belirtmektedir. Kasım Paşa'nın filosu, sadrazam Veli Mahmud Paşa yönetimindeki Sultan'ın ordusunun ilk birlikleri Zigana Geçidi'ni geçip Skylolimne'de mevzi alana kadar 32 gün boyunca Trabzon surlarını kuşattı.
-
Neticeleri
Şehrin ele geçirilmesinden sonra Sultan Mehmed, yeniçerilerini Trabzon'un imparatorluk kalesine yerleştirdi; Kritobulos garnizonun 400 olduğunu söyler. İmparator Davut'u, ailesini ve akrabalarını, memurlarını ve onların ailelerini, tüm varlıklarıyla, Konstantinopolis'e giden Sultan'ın triremelerine yerleştirmiştir. Bununla birlikte, Trabzon sakinlerinin geri kalanı daha az misafirperver bir muamele görmüştür. Pseudo-Halkokondilis'e göre, bunlar üç gruba ayrıldı: bir grup, Trabzon'dan ayrılmak ve Konstantinopolis'e yeniden yerleşmek zorunda kaldı; sonraki grup, padişahın ya da onun yüksek memurlarının köleleri oldu; ve son grup, Trabzon'u çevreleyen ama duvarlarının içinde olmayan kırsalda yaşamak için ayrıldı.[Kritobulos, "şehrin en etkili insanlarından bazılarının" Konstantinopolis'e yerleşmeye zorlandığını söylerken, halkın geri kalanı hakkında hiçbir şey olmadığını belirtir. Sultan ayrıca yüzlerce çocuğu da kendi kişisel köleleri haline getirdi: Kritobulos, Mehmed'in her iki cinsiyetten 1500 çocuğunu köle olarak aldığını söylerken, Pseudo-Halkokondilis sadece 800 erkek çocuğu alıp İslam'ı kabul etmenin gerektiği seçkin Osmanlı ordu birliği yeniçerilere asker olarak alındığını yazar.
Halkokondilis'e göre, Mehmed, Kasım Paşa'yı Trabzon valisi atadı ve Hızır, şehir çevresindeki köylerin ve Kabasite klanının yurdunun bulunduğu Mesohaldia'nın teslim edilmesini kabul etti. Her ne kadar Halkokondilis bu toplulukların Osmanlı yönetimine çabucak boyu eğdiğini ima etse de, Anthony Bryer, bazı grupların 10 yıldan uzun bir süre yeni Müslüman efendilerine direndiğine dair kanıtlar bulmuştur. Mehmed karadan Konstantinopolis'e geri döndü. Kritobulos, dönüş yürüyüşü hakkında kısa bir açıklamada bulunuyor: Sultanın çıkış ilerleyişiyle ilgili zorluklarını ayrıntılı olarak açıklayan Kritobulos, Sare Hatun'u Uzun Hasan'a "birçok hediye ve onurla" geri göndermiş olduğunu yazıyor.; Halkokondilis dönüş yolculuğunda "güçlü bir korunan ve çok erişilemez topraklardan" geçildiğine dikkat çeker.
Petrarch'ın Afrika'sının bir kopyasındaki yayıncı künyesine göre, Sultan'ın filosu Ekim 1461 yılında geri döndü, silahları ve malzemeleri neredeyse kullanılmadı.
Papa II. Pius, Trabzon'u kurtarmaya çalıştı, ancak 1464'teki ölümüyle, hiçbir Hristiyan ulus, Osmanlılara karşı bir Haçlı Seferi gerçekleştirmedi.
- 1812 - Fransa İmparatoru Napolyon, ordularının başında büyük bir yangının sürdüğü Moskova'ya girdi.
- 1829 - Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasında Edirne Antlaşması imzalandı.
-
Edirne Antlaşması ( 1829 )
Edirne Antlaşması'na göre sınır ve toprak düzenlemeleri
Tür Barış antlaşması İmzalanma 14 Eylül, 1829 Yer Edirne, Osmanlı İmparatorluğu Taraflar
Rus İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu
Diller
Rusça, Osmanlıca
Edirne Antlaşması, 14 Eylül 1829 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Edirne şehrinde imzalanan barış antlaşması.
Antlaşma, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nı sona erdirirken, Yunanistan bağımsızlığını kazandı.
Osmanlılar ayrıca, Rumeli'de Tuna deltası ile Kafkasya'da Çerkesya, Kuban Nehri ile Bzıb Irmağı arasındaki Karadeniz liman ve kaleleri (Anapa, Soğucak, Gelincik, Sohum, Anakara ve Faş başta olmak üzere), Ahıska ve Ahılkelek'i Rusya'ya terk etti ve savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı
Ana madde: 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı
Rusya, Sultan II. Mahmud'un Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması ile sonuçlanan olaylardan dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı savaş açtı. Sultan II. Mahmud bu arada Yeniçeri Ocağını kaldırmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni bir askeri teşkilat kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış olan bu ordu Rus kuvvetleri karşısında önemli bir varlık gösteremedi. Eflak ve Boğdan'ı işgal eden Ruslar, Tuna'ya kadar indiler. Balkanları aşan Rusya, batıda Edirne, doğuda ise Erzurum'a kadar ilerledi.
Bu gelişmeler üzerine Osmanlı İmparatorluğu barış istedi. Edirne Antlaşması, 14 Eylül 1829 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içinde yer alan Edirne şehrinde imzalandı.[1] Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonra imzalanmış şartları en ağır antlaşmalardan biri olan Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Yunanistan Devleti'nin kurulmasını kabul etti.
Antlaşma metni
Asıl antlaşma metni ile ona ekli birer "Sözleşme" ve "Senet"ten oluşan 16 maddelik olup Antlaşma Antlaşma önemli koşulları şunlardı:
Antlaşmanın süresi: Antlaşma süresizdi. İki devlet arasında ebedi sulh tesis ediliyordu (1. madde).
Osmanlı-Rus sınırı (Rumeli): Prut ve Tuna nehirleri boyunca Hızırilyas Boğazı'nda Karadeniz'e ulaşıp, Yılan Adasını (tahkimat yapılmaması kaydıyla) Rusya'ya bırakıyor, Tuna'nın sağ kıyısı ise iskân edilmemek şartıyla Osmanlı Devleti'nde kalıyordu (2. madde).
Osmanlı-Rus sınırı (Kafkasya): Osmanlı İmparatorluğu, Rusya İmparatorluğu'nun (İran'la imzaladığı 10 Şubat 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması uyarınca) Revan ve Nahçıvan hanlıklarını ilhakını tanıyor (3. madde), daha kuzeydeki sınır ise Rusya'nın ilhak ederek ortadan kaldırdığı Guria Prensliği'nin güneyinden başlayarak Ahıska ve Ahılkelek'i Rusya'ya bırakacak şekilde çiziliyordu (4. madde). Bu maddeyle Osmanlı İmparatorluğu, Çerkesya üzerindeki tüm haklarını ve Kuban Nehri ile Bzıb Irmağı arasındaki Karadeniz liman ve kalelerini (Anapa, Soğucak, Gelincik, Sohum, Anakara ve Faş başta olmak üzere) Rusya'ya devrediyordu.
Eflak ve Boğdan Prenslikleri: Osmanlı İmparatorluğu iki prensliğe de geniş özerklik veriyor, Rusya da bu statünün garantörlüğünü üstleniyordu (5. madde). Antlaşmaya ekli Senet uyarınca; Voyvodaın yerli Boyarlarca seçilmesi ve görevlerinin ömür boyu sürmesi, ancak istifa edebilecekleri gibi suçlu görüldüklerinde Bâb-ı Âli tarafından görevden alınabilmeleri karara bağlandı. Ayrıca, Tuna'nın sol yakasındaki adalar ile Müslümanlarla meskun yerler Eflak ve Boğdan'a bırakılırken, bu iki ülke halkı, Rus ordusunun bölgeyi tahliye etmelesini müteakip iki yıl boyunca bütün vergilerden muaf tutuldu.
Sırbistan Prensliği: Osmanlı İmparatorluğu, Akkerman Antlaşması'nın (7 Ekim 1826) Sırbistan'la ilgili hükümlerini uygulamayı taahhüt ediyor, ayrıca Sırbistan'dan ayrılan altı kasabayı iade ediyordu (6. madde).
Boğazlar: Osmanlı İmparatorluğu, Boğazların Rus ticaret gemilerine ve Osmanlılar'la savaş halinde bulunmayan devletlerin Rus limanlarına giden ticaret gemilerine açık tutmayı taahhüt ediyordu (7. madde).
Ticaret Tazminatı: Osmanlı İmparatorluğu, Rus tüccarlarının savaştaki zararlarına karşılık 18 ay içinde ve dört taksitte 1.500.000 Macar altını ödeyecekti (8. madde).
Savaş tazminatı: Osmanlı İmparatorluğu; (4. maddede mezkur) Ahıska, Ahılkelek, Anapa ve Poti kalelerini terk etmeyi ve 10.000.000 Macar altını ödemeyi kabul ediyordu (9. madde).
Yunanistan: Osmanlı İmparatorluğu, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Londra'da 6 Temmuz 1827'de ve buna dayalı olarak yine Londra'da 22 Mart 1829'da aralarında yaptıkları, Yunanistan Krallığı'nın kurulmasını ve bağımsızlığını öngören anlaşma ve protokolü kabul ediyordu (10. madde).
Rus ordusunun Osmanlılarda kalan topraklardan tahliyesi: Rusya, (8. maddedeki) ticaret tazminatının ilk taksidi olan 100.000 altın ödendikten, Eflak Prensliği'ne bırakılan Yergöğü Kalesi teslim edildikten ve Antlaşmanın onaylı nüshaları teati edildikten bir ay sonra Edirne, Kırklareli ve Lüleburgaz’dan, Eflak ve Boğdan dışındaki işgal bölgelerinden ise ticaret tazminatı ödendiğinde çekiliyordu. Buna mukabil, Eflak ve Boğdan ile Silistre'deki Rus birlikleri (9. maddedeki) savaş tazminatı ödemeleri bitinceye kadar kalacaktı. Kafkasya tarafında Osmanlılara bırakılan topraklardan ise çekilmeleri ise onay belgelerinin (tasdiknâme) teatisinden üç ay sonra başlayacak ve beş ayda tamamlanacaktı (11. madde ve Ek Sözleşme).
Antlaşmanın onaylanması: Antlaşmanın onaylı nüshalarının en geç altı hafta içinde teati edilmesi öngörüldü.
Antlaşmanın ardından yapılan ilave düzenlemeler
Yunanistan
Edirne Antlaşması'ndan beş ay sonra, 3 Şubat 1830 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan yeni bir "Londra Protokolü" ile bağımsız Yunanistan Devleti'nin kurulduğu ilan edildi. Osmanlı Devleti de 24 Nisan 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı. Yunanistan devletinin hamileri İngiltere, Fransa ve Rusya Mayısıs 1832'de Yunanistan'a son şeklini veren bir anlaşma yaptılar. Bununla, Yunanistan'ın kuzey sınırı olarak "Arta-Volos hattı" kabul edildi. Böylece, Yunanistan'a Attika ve Mora yarımadaları bırakılmış oldu. Ayrıca bu yarımadaların çevresindeki tüm adalar, Kiklad Adaları, Şeytan Adaları ve Ege'nin ikinci büyük adası Eğriboz dahil, yüzlerce ada Yunanistan'a bağlandı. Kurulan Yunanistan Krallığı'nın başına Bavyera Kralı Louis'in oğlu Otto getirildi.
Bu arada 3 büyük devlet, Yunanistan adına Osmanlı İmparatorluğu ile İstanbul'da son antlaşmaları doğrultusunda görüşmelere başladılar ve 21 Temmuz 1832'de taraflar arasında bir protokol imzalandı. İstanbul Hükûmeti yeni Yunan sınırını ve statüsünü kabul etti. Yeni Yunan Devleti de topraklarındaki Türk mallarının bedeli olarak, Osmanlı İmparatorluğu'na belli bir tazminat ödemeyi yüklendi.
Savaş ve ticaret tazminatı
Osmanlı İmparatorluğu'nun 8. ve 9. maddelerle ödemeyi kabullendiği 11.500.000 Macar altını, hazinesi açısından çok ağır bir yüktü. Rusya, 26 Nisan 1830 tarihinde imzalanan bir Senetle bunu 8 milyon Felemenk altınına indirdi ve Osmanlıların Yunanistan Krallığı’nın tam bağımsızlığını kabul etmesi şartıyla 1 milyondan daha vazgeçti. 1834 Ocak ayındaki yeni bir düzenlemeyle, savaş tazminatı 5 milyona, yıllık taksitler de 500.000’e indirildi.
Rus ordusunun tahliyesi
Bununla birlikte Rus ordusunun Osmanlı idaresine bırakılan topraklardan çekilme takvimi de 11. madde uyarınca tazminatın ödenmesine bağlandığından, Rusların Eflak ve Boğdan’ı tahliyesi 1834’te gerçekleştirildi. Silistre'den çekilmelerine ilişkin Sözleşme ise 8 Nisan 1836’da imzalanabildi.
Çerkesler için önemi
1763'te Rusya Çerkesya'yı işgal etmeye başladı ve Rus-Çerkes Savaşı patlak verdi, o zamandan beri Çerkesler Rusya'ya karşı bir savunma savaşı yürütüyordu. 14 Eylül 1829'da Edirne Antlaşması imzalandı.Bu antlaşmaya göre, Osmanlı İmparatorluğu Çerkesya dahil olmak üzere Kafkasya'yı Rus toprağı olarak tanıyordu. Çerkesler bu antlaşmanın gerçekliğine inanmadılar, çünkü Osmanlı İmparatorluğunun "dost ve dindaş" bir milleti Rusya'ya terk edeceklerini düşünmüyorlardı. Bizzat padişahla durumu görüşmek için bir delegasyon oluşturuldu. Çerkes bayrağının tasarımcısı olan Seferbiy Zaneqo bu delegelerden birisiydi. Delegasyonun görevi, halife ile durumu görüşmek ve desteğini almaktı. Fakat delegeler İstanbul'a vardıklarında Rus sefiri tutuklanmalarını talep etti ve delegeler Çerkesya'ya dönmek zorunda kaldı, sadece Seferbiy Zaneqo kalabildi, çünkü onun Osmanlı vatandaşlığı vardı. Daha sonra Zaneqo Samsun'a yerleşti ve burada Çerkesya davasının savunuculuğunu sürdürdü.
- 1867 - Karl Marx'ın yazdığı Kapital'in ilk cildi yayımlandı.
- 1908 - Osmanlı Ahrar Fırkası kuruldu.
- 1919 - Sivas'ta İrâde-i Milliye gazetesi yayınlanmaya başlandı.
- 1922 - Bursa'ya bağlı Karacabey ilçesi düşman işgalinden kurtuldu.
- 1922 - İzmir'e bağlı Bergama ilçesi düşman işgalinden kurtuldu.
- 1923 - Lozan Antlaşması uyarınca Edirne'ye bağlı Karaağaç Tren İstasyonu Yunanlardan teslim alındı.
- 1930 - Son Posta gazetesi Sorumlu Müdürü Selim Ragıp Emeç tutuklandı.
- 1933 - Türkiye ile Yunanistan Dostluk Antlaşması imzaladı.
- 1936 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, ilkokullarda okutulacak "Alfabe" kitabını kabul etti. Alfabe'nin yazarları: Murat Özgün ve İlhan Gökçe.
- 1940 - Macar askerleri Romanya'yı ilhak ettikleri sırada Ip Katliamı'nı gerçekleştirdi.
- 1944 - Radyo istasyonlarının kurulması ve genişletilmesi yasası çıktı.
- 1954 - Fransa, Profesör Tevfik Remzi Kazancıgil'e Légion d'honneur nişanı verdi.
- 1956 - Akis dergisi toplatıldı.
- 1960 - Irak, İran, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela OPEC'i kurdu.
- 1969 - Balkan Boks Şampiyonası'nda, Seyfi Tatar ile Celal Sandal şampiyon oldu.
- 1972 - Aşık Mahsuni, Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı.
- 1974 - Sinema oyuncusu ve yönetmeni Yılmaz Güney, Adana ilinin Yumurtalık ilçesi yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürdü.
- 1980 - Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş teslim oldu ve Uzunada'ya gönderildi.
- 1980 - Sıkıyönetim Komutanlıkları'nca, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin teslim olması istendi.
- 1980 - Adana'da sol görüşlü militan Serdar Soyergin, fraksiyon ayrılığından dolayı sol görüşlü Erdoğan Polat'ı öldürdü. Kaçmaya çalışırken Tank Yüzbaşı Bülent Angın'ın da içinde bulunduğu güvenlik güçleriyle çatıştı, Yüzbaşı Angın öldürüldü.
- 1980 - Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde 12 Eylül Darbesi hakkında, "Devlet, devlet olmaktan çıkar; parlamento, on beş gün içinde seçilmesi gereken cumhurbaşkanını seçmez ve ülke baştan başa örtülü bir iç savaşın kanlı arenasına dönüşürse Silahlı Kuvvetlerin yönetime el koymasından doğal ne olabilir ki?" yazdı.
Doğumlar
- 208 - Diadumenianus, Roma İmparatoru Macrinus'un oğlu (ö. 218)
- 786 - Memun, Abbasi Halifesi (ö. 833)
-
Memun
Ebu'l-Abbas Abdullah
Halife Memun döneminde darpedilen altın sikke
Abbâsî Halifesi Hüküm süresi 813 - 833 Önce gelen Emîn Sonra gelen Mutasım Doğum 14 Eylül 786 Ölüm 9 Ağustos 833 Tam adı Ebû Abbâs el-Memûn Abdullâh bin Hârûn Reşîd Hanedan Abbâsî Hanedanı Babası Harun Reşid Annesi Marajil (Badgis yöresinden bir cariye) Dini Mu'tezile İslamMemun veya Abdullâh Memûn, Tam Adı: Ebû 'Abbâs el-Memûn Abdullâh bin Hârûn Reşîd (d. 14 Eylül 786, Bağdat - ö. 9 Ağustos 833, Tarsus yakınları), 813-833 arasında 7. Abbasi halifesi.
809'da babaları Hârûn Reşîd'den sonra Abbâsî Hâlifesi ilan edilen kardeşi Emin'e karşı yaptığı bir iç savaştan sonra 813'te onu halifelik tahtından indirerek idam edilmesinden sonra 7. Abbâsî halifesi oldu. Memun'un Halifelik döneminde en önemli olaylar devam eden mütezile itikadi mezhep tartışmaları ve Bizans İmparatorluğu ile büyük çapta çatışmalar içeren savaşın 25 yıl süren bir sükunet döneminden sonra tekrar başlamasıdır.
Me'mun Antik Yunan felsefesine ve pozitif bilime verdiği değerle de öne çıkmıştır. Bağdat'ta gökbilimleri için tahsis edilen bir gözlem evi bulunan Darülilim'i kurdu. Aristoteles'in felsefî eserleri ve Yunan doktor ve bilim insanı Galen’in (129–216) tıp kitabı Arapçaya çevrildi.
Çocukluğu ve gençliği
14 Eylül 786 (Hicri:15 Rebîülevvel 170) gecesinin ilk saatlerinde Bağdat yakınlarındaki Yaşıriye'de babası Harun Reşit'in 11 erkek oğlundan birincisi olarak muhtemelen Bağdiş (modern Afganistan) yöresinden Soğd asıllı bir cariyesi olan Marajil'den doğdu. 13 Eylül 786'yi 14 Eylül'e bağlayan gece sonradan "üç halifeler gecesi" olarak bilinmektedir çünkü o gece Abbasiler halifesi olan Hadi veya Mûsâ el-Hâdî ölmüştü ve yerine halife olarak o akşam yeni doğan Memun'un babası ve Hadi'nin yeğeni olan Harun Reşit 5. Abbasiler halifesi olmuştur.
Annesi Marajil çocuğunun doğumunda öldüğü için Memun 2. Abbasiler halifesi Mansur'un torunu ve halife Harun Reşit'in karısı olan Zübeyde tarafından, Zübeyde'nin Harun Reşit'ten olan ikinci oğlu olan (sonra Emin adı ile Abbasiler halifesi olan) Muhammed ile birlikte, yetiştirildi.
Me'mun eğitimini babası halife iken Bağdat'ta sarayında özel hocalardan aldı. Arapça dili ve edebiyatının inceliklerini Ali bin Hamza el-Kisâî'den; hadis kural ve bilgilerini Hüşeym bin Beşîr, Abbâd bin Avvâm, Yûsuf bin Atiyye gibi hocalardan ve, fıkıh derslerini bazı diğer hocalardan okudu. Babası onu özel olarak yetiştirmek üzere İran asıllı Fazl bin Sehl'i saraya tayin etti. Eğitilip yetişmesinden Ca'fer b. Yahyâ el-Bermekî ve babası önemli rol oynadılar. Me'mûn'un sarayında bulunmuş olan Mu'tezile âlimlerinden Sumâme bin Eşres de hocası olarak kabul edilmektedir.
Taberî tarihinde etraflı olarak anlatıldığı gibi, Halife Harun Reşit yaşamakta iken öldükten sonra ilk iki oğlu arasında muhtemel olan taht kavgalarını önlemek için devamlı tedbirler aldı. Memun'un annesi bir cariye olduğu için ve Harun'un ikinci oğlu Emin'in annesi Zübeyde hem bir eski halife torunu hem de İran'da asiller sınıfından olduğu için Harun Reşit ikinci oğlu olan Emin'i birinci veliaht olarak seçti ve Memun'u Emin'den öldüğünden sonra onun yerine halife olmak üzere ikinci veliaht olarak ilan etti. Memun'u devlet merkezi olan Bağdat'tan uzaklaştırmak için de doğu İran'da Horasan'dan Hemedan'a kadar uzanan arazilere "Horasan Valisi" olarak tayin etti. Memun bu valiliği altında olarak gayet otonom bir şekilde eyalet idareciliğine başladı. Harun Reşit iki oğlunun birbirlerine daha yakın ve babaları Harun Reşit'in veraset için kararlarına ikinci oğlu uygun hareketlerde bulunmalarını ve aralarında ihtilaf çıkmamasını sağlamak için onlara devamlı olarak telkin ve nasihatlerde bulundu. Hatta 802 (hicri:186) yılında her iki oğluna bunu açıkça gösteren ahitnameler imzalattı. Harun Reşit o yıl her iki oğlu ile birlikte Hicaz'a hac için gittiği zaman bu ahitnamelerin metinlerini Mekke'de Kabe duvarına astırdı.
3 Cemâziyelâhir 193'te (24 Mart 809) Tûs'ta ölünce vasiyeti gereği birinci veliaht Emîn halife oldu.
- 1870 - Cevat Çobanlı, Türk asker ve siyasetçi (ö. 1938)
- 1922 - Şükrü Gülesin, Türk millî futbolcu, teknik direktör ve spor yazarı (ö. 1977)
- 1923 - Semahat Geldiay, Türk zoolog (ö. 2002)
- 1945 - İskender Öksüz, Türk kimya profesörü, düşünür, yazar ve bilim adamı
- 1965 - Hülya Gülşen Irmak, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu
- 1966 - Can Kahraman, Türk oyuncu
- 1968 - Yusuf Elgörmüş, Türk doktor ve iş adamı
- 1969 - Faruk Korkmaz, Türk eski futbolcu
- 1971 - İclal Aydın, Türk oyuncu, yazar, şair ve sunucu
- 1975 - Gökhan Mumcu, Türk oyuncu
- 1978 - Arda Öziri, Türk dizi ve sinema oyuncusu (ö. 2018)
- 1978 Barış Özbek, Almanya doğumlu Türk eski futbolcu
- 1987 - Emrah Tuncel, Türk futbolcu
Ölümler
- 23 - Julius Caesar Drusus, İmparator Tiberius'un tek oğlu (zehirlenerek) (d. MÖ 13)
- 258 - Kartacalı Siprianus, – Kartaca Episkoposu – Kilise Babası (d. 200)
- 407 - İoannes Hrisostomos / Altın Ağızlı Yuhanna, Kilise Babası (d. 349)
- 585 - Bidatsu, Japonya'nın geleneksel veraset düzenine göre 30. imparatoru (d. 538)
- 775 - V. Konstantinos, Bizans İmparatoru (d. 718)
- 786 - Hâdî, Abbasi Halifesi (d. 764)
- 891 - V. Stephanus, 885 ile 891 yılları arasında papa
- 1146 - İmadeddin Zengi, Büyük Selçuklular'ın Musul ve Halep Atabeyi ve Zengi Hanedanı'nın kurucusu (d. 1085)
- 1164 - Sutoku, Japonya'nın geleneksel veraset düzenine göre 75. imparatoru (d. 1119)
- 1487 - Mara Hatun, Sırp despotu Đurađ Branković'in kızı, Osmanlı padişahı II. Murad'ın eşi (d. 1416)
- 1966 - Cemal Gürsel, Türk asker ve Türkiye'nin 4. Cumhurbaşkanı (d. 1895)
-
Cemal Gürsel
1330-N.TOP.70
1960'ta Cemal Gürsel
4. Türkiye cumhurbaşkanı
Görev süresi
26 Ekim 1961 - 28 Mart 1966
(4 yıl, 153 gün) Başbakan İsmet İnönü (1961-1965)
Suat Hayri Ürgüplü (1965)
Süleyman Demirel (1965-1966) Yerine geldiği Kendisi (devlet başkanı olarak) Yerine gelen Cevdet Sunay Cumhuriyet Senatosu Tabii Senatörü Görev süresi
25 Ekim 1961 - 26 Ekim 1961 Görev süresi
28 Mart 1966 - 14 Eylül 1966 Türkiye devlet başkanı Görev süresi
27 Mayısıs 1960 - 26 Ekim 1961
(1 yıl, 152 gün) Başbakan Kendisi Yerine geldiği Celâl Bayar (cumhurbaşkanı olarak) Yerine gelen Kendisi (cumhurbaşkanı olarak) 10. Türkiye başbakanı Görev süresi
30 Mayısıs 1960 - 26 Ekim 1961
(1 yıl, 149 gün) Başkan Kendisi Yerine geldiği Adnan Menderes Yerine gelen Emin Fahrettin Özdilek (vekaleten) Türk Silahlı Kuvvetleri Başkumandanı Görev süresi
27 Mayısıs 1960 - 25 Ekim 1961 Türkiye Millî Müdafaa Vekili Görev süresi
30 Mayısıs 1960 - 9 Haziran 1960 Başbakan Kendisi Yerine geldiği Ethem Menderes Yerine gelen Fahri Özdilek Millî Birlik Komitesi Başkanı Görev süresi
27 Mayısıs 1960 - 25 Ekim 1961 Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Görev süresi
21 Ağustos 1958 - 2 Haziran 1960 Yerine geldiği Rüştü Erdelhun Yerine gelen Cevdet Sunay 3. Ordu Komutanı Görev süresi
30 Ağustos 1957 - 21 Ağustos 1958 Yerine geldiği Necati Tacan Yerine gelen Ragıp Gümüşpala Kişisel bilgiler Doğum 10 Haziran 1895
Erzurum, Osmanlı Devleti Ölüm 14 Eylül 1966 (71 yaşında)
Ankara, Türkiye Defin yeri Anıtkabir, Ankara
(18 Eylül 1966 - 30 Ağustos 1988)
Devlet Mezarlığı, Ankara
(30 Ağustos 1988 - günümüz) Milliyeti Türk Evlilik(ler) Melahat Gürsel (e. 1927) Çocuk(lar) Mehmet Özdemir Gürsel (1928-1995) Bitirdiği okul Kara Harp Akademisi Mesleği Asker Hükûmeti 24. ve 25. Hükümetler Dini İslam Ödülleri
İmzası
Askerî hizmeti
Takma adı
Cemal Aga
Bağlılığı
Osmanlı (1915-1920)
Türkiye (1920-1960)
Branşı
Topçu
Hizmet yılları
1915-1960
Rütbesi
Orgeneral
Birimi
Kara Kuvvetleri Komutanlığı
Komutası
- 12. Tümen
- 18. Kolordu
- 2. Yurt İçi Bölge Komutanlığı
- 3. Ordu
- Kara Kuvvetleri Komutanlığı
- Türk Silahlı Kuvvetleri
(Çanakkale Cephesi · Sina ve Filistin Cephesi)[2]
Türk Kurtuluş Savaşı
(Batı Cephesi)Devlet Büyükleri Anıt Mezarlığı'nda Cemal Gürsel'in kabri.
Cemal Gürsel (10 Haziran 1895, Erzurum - 14 Eylül 1966, Ankara), 1961'den 1966'ya kadar 4. Türkiye cumhurbaşkanı olarak görev yapan Türk asker ve devlet adamıdır. 1960'ta Türk Kara Kuvvetleri komutanıyken Demokrat Parti iktidarına yapılan 27 Mayısıs Darbesi'nin ardından kurulan Millî Birlik Komitesinin başkanı olarak bir yıl başbakanlık yapan ve yeni anayasanın hazırlanmasıyla 1961'de cumhurbaşkanı seçilen Gürsel, 1966 yılında sağlık sorunları nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görevden alındı.
-
Askerlik kariyeri
Birlik komutanlıkları ve karargâh görevlerinde 45 yıl süren askerlik hizmetinde bulundu.
Gürsel, aktif askerlik görevine Çanakkale Savaşı'na katılarak başladı. 45 yıl süren askerlik kariyerinde, Türk Kara Kuvvetlerine bağlı çeşitli birliklerde komutanlık ve karargâh görevlerinde hizmet verdi. Askerî öğrencilik yıllarından itibaren, popülerliği ve kendisine duyulan sevgi nedeniyle arkadaşlarınca "Ağa" lakabı verildi ve ölümüne kadar hep Cemal Ağa olarak bilindi.
Katıldığı savaşlar
Gürsel, Çanakkale, Filistin-Suriye ve Kurtuluş savaşlarında yer aldı.
1915 ve 1917 yılları arası topçu teğmen olarak Çanakkale Savaşı'nda 1. Topçu Alayının 1. Bataryasında savaştı. Çanakkale Savaşı sonrası, 1 Eylül 1917'de 41. Tümen Obüs Bataryası Komutanlığına atanarak Suriye-Filistin Cephesine gönderildi. Filistin ve Suriye cephesindeki bütün savaşlarda 41. Alayın 5. Bağımsız Bataryasında görev aldı. İngilizlere Gazze cephesinde 19 Eylül 1919'da esir düşerek Mısır'da iki yıl esir kaldı. 6 Ekim 1920 tarihinde serbest kalınca İstanbul'a dönüp, Erzurum Kongresi'ni izleyen günlerde Anadolu'ya geçerek, Türk Kurtuluş Savaşı'nın Batı Cephesi'ndeki bütün savaşlara katıldı.
-
27 Mayısıs 1960 Darbesi
Ana madde: 27 Mayısıs Darbesi
25 Ağustos 1958'de Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. 2 Mayısıs 1960 tarihinde ziyareti sırasında sohbet ettiği Millî Savunma Bakanı Ethem Menderes'e ve dolayısıyla hükûmete görüşlerini açıkladı. 3 Mayısıs 1960 tarihinde Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın istifasını istediği tarihi mektubu yazdı. Bu mektubunda Başbakan Adnan Menderes'in halk tarafından çok sevildiğini belirterek Bayar yerine Cumhurbaşkanlığına getirilmesini önerdi. Bunun üzerine iki ay sonra re'sen emekliliğe sevk edilmek üzere zorunlu izinle İzmir'e gitti.
-
Cemal Gürsel, 27 Mayısıs 1960 günü öğleden sonra, İstanbul ve Ankara üniversiteleri hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri Ordinaryüs Profesör Sıddık Sami Onar, Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Prof. Ragıp Sarıca, Prof. Naci Şensoy, Prof. Hüseyin Nail Kubalı, Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Doç. Dr. İsmet Giritli, Prof. İlhan Arsel, Prof. Bahri Savcı, Prof. Muammer Aksoy ve hocalarına yardım eden İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi asistanı (eski YÖK Başkanı ve uzmanlık alanı anayasa hukuku olan) Prof. Erdoğan Teziç'i kabul etti. Ord. Prof. Sıddık Sami Onar, heyet adına: "Bugün içinde bulunduğunuz durumu adi ve siyasi bir hükûmet darbesi saymak doğru değildir." ifadesinde bulundu. Heyet, Gürsel tarafından yeni bir Türkiye'nin anayasa taslağını hazırlamakla resmen görevlendirildi.
Cumhurbaşkanlığı (1961-1966)

"Cemal Gürsel'in yayınladığı plağından kendi ses kaydı"
Süre: 1 dakika ve 30 saniye.1:30
Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in 1963 yılında yayınladığı plaktan alınmıştır.
Dinlerken sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı alın.
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine 1961 yılında kabulünü sağladı.
Meclis'te çoğunluğa sahip iktidar partisinin her istediğini kontrolsüz yapabilme zihniyetini politikadan uzaklaştırmak için, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere demokrasinin "emniyet supabı" olarak görülen Anayasa Mahkemesini, Cemal Gürsel, 25 Nisan 1962 tarihinde Ankara'da ilk defa yürürlüğe soktu. Kutsal Emanetler, Topkapı Sarayı muhafaza depolarından ilk olarak, 31 Ağustos 1962 tarihinde modern müzecilik anlayışına uygun bir şekilde Türk halkına ve dünyaya sergilenmeye başlandı. Kendisinin direktifi ile "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun" 22 Haziran 1965'te kabul edilmiş ve Diyanet İşleri Başkanlığına yeni bir yapı kazandırılmıştır.
ABD ile SSCB arasındaki Küba Füze Krizi'nde, batı tarafında Türkiye'nin komünizme karşı koruyuculuk görevini yürüttü.
-
O günkü şartlarda, İstanbul ve Ankara radyolarının dinlenemediği Doğu Anadolu Bölgesi'nde daha sonra bütün Doğu Anadolu'ya hitap edecek olan ilk radyo istasyonunun merkezi konumlu Erzurum'da kurulmasını sağladı
-
Daha sonra Türkiye Radyo ve Televizyon Devlet Kurumunu başkent Ankara'da organize ederek, televizyon hizmetlerinin yurda ilk kez getirilmesini sağladı.
Toplumda görme kaybı ve körlüğün önlenmesi için hayır yardımı amacını güden uluslararası Lion's Kulübünün Türkiye'de hizmete girmesi (1963), Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun başlangıcı (1964), ilk millî nüfus kontrol planlama çalışmaları (1965), ülkede ilk bilgisayar kullanımı, demir çelik üretimi gelişmesi (AET demir çelik birliği doğrultusunda), petrol boru hattı inşası Cemal Gürsel'in idaresi altında gerçekleşti.
Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun'a verilen hapis cezalarını affetti.
İlk Devlet Araştırma Kütüphanesi ve hükûmete yol göstericilik görevini yasayla verdiği Türkiye Bilim Teknik ve Araştırma Kurumunu kurdu.
Ordunun binek otomobil ihtiyacını karşılamak amacı da güden, ilk yerli ve seri üretimi hedefleyen Devrim Otomobili projesini başlattı.
Devlet başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı görevlerini ve ilgili masraflarını devletten maaş almadan, emekli asker maaşıyla karşıladı.
Ölümü
Gürsel, 1960'ta hafif bir felçle başlayan hastalığının gitgide ilerlemesi üzerine 2 Şubat 1966'da Başkan Lyndon B. Johnson'un özel uçağıyla tedavi için Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Kısa süre sonra komaya girince 26 Mart'ta Ankara'ya getirildi. 38 kişiden oluşan hekimler kurulunun, sağlığının görevini sürdürmeye engel olduğuna ilişkin raporu üzerine TBMM kararıyla 28 Mart 1966 tarihinde cumhurbaşkanlığına son verildi.Yerine, eski Genelkurmay Başkanı ve kontenjan senatörü Cevdet Sunay seçildi. Yaklaşık 7,5 ay komada kalan Gürsel, 14 Eylül 1966 günü öldü. Geriye hiçbir vasiyet ve kendisi ile ilgili dilek bırakmadı. 18 Eylül 1966 Pazar günü naaşı, Anıtkabir devrim şehitleri bölümünde toprağa verildi. Naaşı, 30 Ağustos 1988'de Anıtkabir'den alındı ve 2549 Sayılı kanun ile Devlet Mezarlığı'na nakledildi.
- 2018 - Sacit Seldüz, Türk basketbolcu, voleybolcu ve antrenör (d. 1924)
Tatiller ve özel günler
![]()
Yorumlar
Yorum Yap