Coğrafya

Kırşehir ( 40 )

Kırşehir coğrafya turizm ve yemek kültürü

Kırşehir ( 40 )

Kırşehir

Kırşehir

Şehir

Ülke Türkiye Bölge İç Anadolu Bölgesi İl Kırşehir İdare  • Belediye başkanı Selahattin Ekicioğlu (CHP) Yüzölçümü  • Toplam 1.719 km² Rakım 978 m Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ) Posta kodu

40100

Alan kodu 386 Plaka kodu 40

Resmî site
http://www.kirsehir.bel.tr

KırşehirKırşehir ilinin merkezi olan şehirdir. 1941 yılında Ankara'da toplanan I. Coğrafya Kongresi'nde bu bölgeye ve bölgenin Orta Kızılırmak Bölümü'ne alındı. Özellikle son yıllarda köylerin göç vermesiyle nüfusu merkez ilçede yoğunlaşmıştır. 1927'de 13.000 olan 1990'da 73.538'e, 2000'de 88.105'e çıkmıştır. 2010'da 110.000 olan merkez ilçe nüfusu 2021 itibarıyla 160.737'dir.

 

Coğrafya

İklim

Kırşehir'de, kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve genellikle kurak geçen karasal iklim görülür. Son yıllarda, yaz yağışlarında artışlar görülse de, Thorntwait'in iklim tasnifine göre, Kırşehir yarı kurak iklim özelliğine sahiptir. İldeki yıllık sıcaklık ortalaması 11,3 °C'dir.

Yağışlar

Yıllık ortalama yağış miktarı ise 415,9 kg/m²dir.

Dağlar

Kervansaray Dağı

Seyfe Gölü çöküntü alanı ile Kırşehir kenti arasında bulunan bu dağlar, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanarak Mucur İlçesi'ne sokulur. Mucur yakınlarında, aynı yönde uzanan platolar üzerinde belirginliği azalan dağlar, ilçenin kuzey doğusunda yeniden yükselir. Nevşehir kuzeyindeki Kızıldağ ile birleşir. Kervansaray Dağları'nın en yüksek noktası şehrin kuzeydoğusunda kalan bölümüdür ve 1707 metredir. Aynı sıranın öbür önemli dorukları ise Armutlu, Köpekli, Kırlangıç ve Kızıldağ'dır. Bu dağlar, bitki örtüsünden yoksundur. Akarsuların açtığı derin vadilerle parçalanmıştır. Şiddetli aşınma sonucu yer yer düzleştiği için de platolara dönüşmüştür.

Çiçek Dağı

Adını aldığı ilçenin batısındaki platonun ortasında yükselir. Çiçek Dağı'nın yüksekliği 1691 metredir. Bu dağ, Deliceırmak'a doğru akan derelerin açtığı vadilerle parçalanmıştır. Orman örtüsü bakımından seyrektir. Bu kütlenin yakınında olan Yağmurlu Dede Tepesi de, 1585 metre yüksekliğindedir. Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.

Aliöllez Dağı

Kaman İlçesi'ndedir. Güney-güneydoğu yönünde uzanan Aliöllez Dağı'nın yüksekliği 1528 metredir. Bitki örtüsü bakımından zayıftır ve Hirfanlı Barajı yönünde derin olarak parçalanmıştır.

Baran Dağı

Kırşehir ile Kaman arasındadır. 1963 metre yükseltisi olan bu dağ batıdan güneydoğuya doğru(Yelek-Demirli) uzanır. Kırşehir'in en yüksek noktası bu dağın zirvesidir. Ayrıca dağın eteklerine kurulmuş bulunan birçok köy ve kasaba bulunmaktadır. Bunlardan Çağırkan'a ayda 4 bin turist gelerek ekonomik anlamda kasabaya etki etmektedir.

Kırşehir'in Diğer Dağları ve Yükseltileri

  • Merkez İlçe: Kargasekmez (1712 metre), Cemele Dağları (1555 metre), Naldöken Dağlan (1504 metre), Hüyüklü Tepe (1256 metre), Emirburnu (1250 metre), Obruk Tepesi (1242 metre), Buzluk Dağı (1609 metre).
  • Kaman İlçesi: Topakkaya Dağı (1300 metre).
  • Mucur İlçesi: Armutlu Dağı (1557 metre), Büyük Uyuklu Dağı (1356 metre), Kırlangıç Dağı (1472 metre), Kızıldağ (1341 metre), Köpekli Dağı (1554 metre).

Ovaları

Malya Ovası

Halk arasında "Çöl" ya da "Seyfe Ovası" olarak adlandırılan Malya Ovası, Kırşehir'in kuzeyinde yer almaktadır. Çiçekdağı İlçesi'nin Salep Boğazı ve Taburoğlu köyleri doğrultusunda başlayan ova, Mucur topraklarını içine alarak Kayseri il sınırına doğru uzanır. 1100 metre yüksekliktedir. Yani yüksek ovadır. Merkez İlçe'nin 20 kilometre kuzeydoğusundadır. 400 kilometrekare alana sahip olan ovanın üzerinde Malya Tarım İşletmeleri (Malya Devlet Üretme Çiftliği) bulunmaktadır. Kırşehir'deki platolann yumuşak yapısı sonucu büyük aşınmalarla ortaya çıkmıştır. Karasal iklimin etkili olması nedeniyle Malya Ovası orman bakımından yeterli değildir. Bu yüzden burada küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır.

Çoğun Ovası (Çuğun)

Çoğun Barajı'nın yapılmasından sonra, akarsuların taşıdığı maddelerin birikmesinden oluşan topraklar Çoğun Ovası adıyla anılmaya başlanmıştır. 17 -18 kilometre uzanan toprakların kapladığı alan 2500 hektara yaklaşmaktadır. Çevredeki toprakların sulanması nedeniyle sanayi bitkileri ve meyve üretimi artmış, kentin tarımdan elde ettiği yıllık gelir yükselmiştir.

Güzler Ovası

Kırşehir'in güneyinde bulunan bir ovadır. Üzerinde sulama göleti (regülatör) yaptırıldıktan sonra bu bölge güzler regülatör'ü sulanır 15 kilometre uzunluğunda bulunan bu ovanın kapladığı yer ise 2400 hektar kadardır. Sulanabilen yerlerde endüstri bitkileri yetiştirilmektedir. Son yıllarda şeker pancarı üretiminin artması üzerine Şeker Fabrikası'nın bu ovaya kurulması kararlaştırıldı ve temeli atıldı.şu an şeker fabrikası faaliyete geçmiştir.

Ayrıca, Hamamözü, Değirmenözü, Acıöz, Manıöz ovaları ile Kenar, Tatarilyas, Kuytuluk, Körkuyu, Çardaklıbel, Yalnız. Mezar, Göbek, Laleli, Güllüdağ, Ekizağıl ve Aksakal yaylaları da vardır. 1976'da yapılan araştırmalarda köylerin yüzde 30'u yaylalarda kurulmuştur.

Vadileri

Kızılırmak Vadisi

Türkiye'nin en uzun ve önemli vadisidir. Sivas'ın Kızıldağ yakınlarından doğan Kızılırmak, İç Anadolu Bölgesi'nde bir yay çizdikten sonra kuzeye doğru uzanarak Karadeniz'e dökülür. Kırşehir bu vadinin içinde yer alır. Bu vadi Aydoğmuş ve Yörücek'in doğusundan il alanına girer ve Ecikağıl yakınlarından sınırı terk ederek Ankara sınırına ulaşır. Hirfanlı ve Kesikköprü Barajları bu vadi üzerinde yer alır.

Kırşehir Kılıçözü Vadisi

Baranlı Dağları'nın yamaçlarından Demirli-Kurancılı hattından başlayan vadi Aydınlar'a (Sofular'a) uzanır, daha sonra yay çizerek Çoğun'a gelir. Özbağ'dan ve Kırşehir'in merkezinden (Kent Park rekreasyon alanı) geçtikten sonra Güzler'in üzerinden Kızılırmak'a katılır. Çoğun'a dek dik ve dar olan Kırşehir Kılıçözü Vadisi'nin iki tarafında önemli tarım alanları bulunmaktadır. Çoğun ve Güzler göletleri sayesinde bu vadinin hemen hemen topraklarının bütünü sulanmaktadır.

Deliceırmak Vadisi

Yozgat sınırları içinde kalan vadinin, Kırşehir sınırına yaklaşılığında Yerköy yöresinde tabanı genişlemeye başlar. Deliceırmak Vadisi, Ankara - Yozgat sınırını oluşturarak, Çorum il alanından Kızılırmak Vadisi'ne açılır. Kırşehir sınırı içerisinde kalan kısımlarında sulamalı tarım yapılabilir.

Kaman Kılıçözü Vadisi

Kaman İlçesi'nin kuzeyine doğru sokulur. İl alanının güney ve güneydoğusunda dar ve oldukça dik bir koridor şeklinde açılmıştır. Geniş olmayan bu vadi, Ocakbaşı Bucağı'ndan Ankara il alanına girer. Kuzeyden doğuya doğu genişçe bir yay çizerek Ankara - Yozgat sınırından Delice Vadisi'ne açılır.

Akarsuları

Kırşehir, Kızılırmak ve onun önemli bir kolu olan Deliceırmak Havzası üzerindedir. Bu bakımdan irili ufaklı birçok akarsu il toprakları içerisindedir. Bu akarsuların önemlileri şunlardır:

Kızılırmak

Kızılırmak Türkiye'de doğan ve Türkiye'de denize dökülen bir akarsudur. Sivas'ın İmranlı İlçesi'nin doğusundaki Kızıldağ'dan doğar, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale Ankara illerinden geçtikten sonra Iç Anadolu Bölgesi'ni terk eder. Adını, içinde tuz ve jips bulunan, çoğunlukla kızıl renkli, kumlu-killi topraktan almaktadır. 1355 km. ile Türkiye'nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak, Kırşehir'in 17 kilometre güneyinden geçer. Irmağın geçtiği yerlere Kızılırmak Havzası denir. Türkiye'nin Fırat Havzası'ndan sonra en büyük havzasıdır. Kırşehir bu havzanın üzerinde olmasına rağmen, ildeki dere ve çaylann fazla olması nedeniyle ovalık alan ve sulanabilen alan bakımından fakirdir. Bitki örtüsü de azdır. Yazın yeterli yağış almayan Kızılırmak, düzensiz bir akışa sahiptir. Kışın kar şeklinde olan yağışlar nedeniyle önemli bir yükselmeye rastlanamaz. Akarsu üzerinde Hirfanlı ve Kesikköprü Barajları bulunur.

Kılıçözü Deresi

Baranlı Daği nın kuzey yamaçlarından doğar. Kırşehir ve Güzler'i geçerek Taka denilen yerde kocabey köyü sınırları içerisinde Kızılırmak'a karışır. Kuzey-güney doğrultusunda akan 80 kilometre uzunluğundaki Kılıçözü Deresi'nin sulanndan tarımda yararlanılmaktadır. Dere üzerinde, sulama ve taşkını önleme amacıyla Çoğun Barajı ile İğdeliöz, Kılıçözü ve Güzler sulama regülatörleri yapılmıştır. Düzensiz bir akışa sahip olduğundan yazın suları azalır. Kışın ve bahar aylarında ise yağışlar ve ani eriyen kar suları yüzünden zaman zaman taşar.

Deliceırmak

Yozgat-Kırşehir sınırını oluşturan bu akarsu, Kızılırmak'ın önemli bir koludur. Yozgat'taki plato ve dağların güney yamaçlarında doğar. Çorum il alanından kuzeye dönen Deliceırmak, burada Kızılırmak'a karışır ve Karadenize dökülür.

Kaman Kılıçözü Deresi

150 kilometre uzunluğundaki bu akarsu, Karaova'nın batısında, ilin kuzey bölümünde yer alan dağ ve platoların sularını toplayan Malaközü Deresi'ni alır. Dere Ankara-Yozgat sınırından Deliceırmak'a karışır.

Gölleri

İlçede yer alan Hılla Göleti (Ekim 2014)

Seyfe Gölü

Kırşehir'in 22 kilometre doğusunda Mucur ilçesi sınırları içerisinde bulunan sığ Seyfe Gölü, 15 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Denizden 1080 metre yükseklikte olan gölün bulunduğu Seyfe Ovası'nın tamamı 152.200 hektardır. Bunun 1550 hektarı göl, 9700 hektarı geçici bataklık, geriye kalanı ise tarım alanıdır. Gölün derinliği, içeriye doğru 200 metre ilerledikçe 4 - 5 metreyi bulmaktadır. En derin yeri 10 -12 metre arasındadır. Yazın suyu iyice azalan Seyfe Gölü'nün kış aylarında bol yağış nedeniyle kabardığı ve etrafının bataklığa dönüştüğü görülür. Kapalı Havza olduğu için suyu, durdukça tuzlanır. Bu nedenle toprak çoraklaşır. Tuzlu suya sahip olması nedeniyle Tekel İşletmesi tarafından tuz işletmeleri açılmıştır. Seyfe Gölü, dünyada nesilleri azalan Flamingo kuşlarının konakladığı bir yerdir. 600 binden fazla çeşitli türden kuşların bulunduğu bu alan Millî Park alanı haline getiriliyor. Av mevsiminde avcılar tarafından vurulan bu kuşların nesillerinin azalmaması için önlemler alınıyor. 50 kuş türünün kuluçkaya yattığı, 182 kuş türünün barındığı "Kuş Cenneti" ne yaklaşık 25 kuş türü de göç sırasında uğramaktadır. Mucur'a 20 kilometre olan tektonik göl niteliğindeki Seyfe Gölü nün batısında Seyfe ve Gümüşkümbet, doğusunda Kızıldağ ve Karaarkaç, kuzeyinde Malya DÜÇ, güneyinde Yazıkınık ve Budak Köyleri bulunmaktadır. 1971 yılında İran'ın Ramsar kentinde imzalanan ve “Su Kuşları Yaşam Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme” olarak da bilinen Ramsar Sözleşmesi'nin onaylanması Türk Hükûmeti tarafından uygun görülerek 30.12.1993 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Aralık 2006 tarihinde seyfe gölü kurumuştur. Gölün kuruması ile beraber su kuşlar bölgeyi terk etmiştir. Seyfe Gölü'nün eski haline getirilebilmesi için DSİ'nin bir takım çalışmaları bulunmaktadır.

Hirfanlı Baraj Gölü

Elektrik üretmek, taşkınları önlemek ve sulamada kullanılmak amacıyla 1959 yılında tamamlanan ve 8 Ocak 1960 tarihinde işletmeye açılan Hirfanlı Barajı'nın açılışına zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar ve diplomatik erkan katıldı. O tarihlerde Türkiye'nin büyük barajı olan 81 metre yüksekliğindeki bu barajın gölünün en geniş yeri 15 kilometredir. 75 kilometre uzunluğundaki baraj gölünün alanı 320 kilometrekaredir. Şu anda Türkiye'nin Keban'dan sonra ikinci büyük barajıdır. 6 milyar metreküp kaya dolgu ile yapılan barajdan yılda 400 milyon kilovatsaat enerji üretiliyor. 4 tribünden meydana gelen santralın oluşturduğu yapay göl, yörenin iklimini olumlu yönde değiştirmektedir. Gölette kerevit ve balık üretilmektedir. Üretilen balıklar arasında sazan, kefal, kaya ve gümüşbalığı ile kepenek türündeki balıklar bulunmaktadır. Kaman'a 19 kilometre uzaklıktaki tesisler doğrudan doğruya ilçeye bağlıdır. Bu tesisler yörede yaşayan halkın deniz ve plaj gereksinimini karşılayabilecek durumdadır. Gölün suyu tatlıdır...

Kesikköprü Barajı

Kesikköprü yakınlarındadır. Kızılırmak üzerinde kurulan baraj, 1966 yılında işletmeye açılmıştır. Gölün uzunluğu 15 kilometre, en geniş yeri 2,5 kilometre ve alanı da 38 kilometrekaredir. Ankara sınırları içerisinde kalan gölde tatlı su balıkları yetiştirilmektedir. Bol miktarda su midyesi üretiliyor. Hirfanlı Barajı'na 25 kilometre uzaklıktadır. Kaman İlçesi'ne bağlı Büğdüz Köyü topraklarının bir kısmı baraj sulan altında kalmıştır.

Çoğun (Çüğün) Baraj Gölü

Kırşehir'e 15 kilometre uzaklıkta bulunan Çoğun Baraj Gölü, kentin kuzeyindedir. Kaman yöresinden gelen Araz Çayı'nın sularını toplamaktadır. 1970'li yılların ortasında açılan göl, taşkın ve sulama amaçlıdır. Temelden yüksekliği 43 metredir. 22 milyon metreküp su toplanan gölün alanı 238 kilometrekaredir. Dolgu tipi olan göl sayesinde 2.068 hektar alan sulanabilmektedir. Gölde, tatlı su balıkları da yaşamaktadır.

Ayrıca, Nevşehir sınırları yakınında da küçük bir obruk gölü vardır.

Kırşehir, şehir merkezi

Kaplıcalar

Kırşehir merkeze bağlı Karalar köyünde Karakurt Kaplıcası bulunmaktadır.

 

Vikipedi

 

 

 

Mucur Yeraltı Şehri

Mucur Yeraltı Şehri: Tarihi M.S. 4. yüzyıl Hristiyanlık dönemine uzanan büyüleyici Mucur Yeraltı Şehri, Hristiyanlar ve putperestler arasında yaşanan çekişmelerden dolayı düşmanlarından korunmak isteyen Hristiyanlar tarafından inşa edilmiş. Yerin altında onlarca metre uzanan ve 2-3 katlı inşa edilmiş antik kentin içerisindeki kayalara oyulmuş mabetler, labirent tüneller, yaşam odaları ve havalandırma sistemleri, tüm dünyadan tarih ve kültür meraklılarının ilgisini çekiyor. 1991 yılında kamulaştırılarak ziyarete açılan ve 1. derece korunması gereken kültür varlığı ilan edilen Mucur Yeraltı Şehri’ni rehberli turlarla keşfe çıkabilirsiniz.

Seyfe Gölü Kuş Cenneti

Kırşehir'in en önemli doğa güzelliklerinden biri olan ve şehir merkezinden 40 dakikalık bir sürüşle ulaşabileceğiniz Seyfe Gölü Kuş Cenneti, 1. derece sit alanı olarak korunuyor. Deniz seviyesinden 1080 metre yükseklikte, 15 km2 alana sahip tektonik bir göl olan Seyfe Gölü, oldukça yoğun bir tuz seviyesine sahip. Dünyanın en kalabalık flamingo topluluğuna ev sahipliği yaptığı için tüm dünyadan kuş gözlemcilerinin ziyaret ettiği göl, toplamda 600.000’e yakın su kuşu ve göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Gölde 50'den fazla farklı kuş türünü görebilir ve fotoğraflarını çekebilirsiniz. Yılın her döneme keyifli bir gezi alanı olan Seyfe Gölü Kuş Cenneti; endemik bitki türleri, yürüyüş yolları ve kamp alanlarıyla da çok ilgi görüyor

Kaman Kalehöyük

1980'li yılların ortasında Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi’nin arkeologları tarafından başlatılan kazı çalışmalarıyla dünyanın ilgisini çeken Kaman Kalehöyük, Kaman ilçesi sınırlarında yer alıyor. Hitit ve Frig dönemine kadar uzanan onlarca paha biçilmez eserin bulunduğu kazı alanından çıkarılan eserlerin büyük bölümü Kırıkkale Müzesi’nde sergileniyor. M.Ö. 3000’li yıllardan İslam dönemine kadar yerleşim yeri olarak da kullanılan Kaman Kalehöyük, tarihi ve kültür meraklılarının Kırşehir’de mutlaka uğraması gereken yerlerden.

Kaman Japon Bahçesi

Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsünün Kaman Kalehöyük'te yaptığı arkeolojik kazılara yardımcı olduğu için Kırşehir'e armağan edilen Japon Bahçesi, ustaki en botanik bahçeleri arasında. Bahçe, Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi tarafından 1993 yılında Kaman ilçesindeki Kaman Kalehöyük kazındı hemen yanında inşa edildi. Japonya sınırları dışında bulunan en büyük botanik bahçesi varlığıyla ünlü Japon Bahçesi; Onbinlerce çeşit egzotik bitki çeşidi, Japonya tarihi ve kültürü simgeleyen hikayeleri ile ölçülen değer güzellikte

Terme Kaplıcaları

Tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra jeolojik yapısının içerdiği termal sularıyla da insanların kendine özgü Kırşehir'in sağlık turizmi konusunda en ilgi gören yeri ise Terme Kaplıcası. Şehir merkezinde Kuşdilli Mahallesi'nde yer alan kaplıcanın 41,5 derece, pH değeri 6,5 ve bikarbonat, kalsiyum, sodyum bakımından çok zengin şifalı sularının ciltte oluşandan yüksek tansiyon, kalp ve böbrek sorunlarına kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği bilinmektedir. Dünyanın çok az yerinde bulunabilen karbonlu ve çelikli kaplıca suyu, içme kürü olarak da kullanılabiliyor. Kaplıca'ya doğru adreslenen Termal Köy ise konaklama tesisleri, açık kapalı kapalıca havuzları ve profesyonel personelle yönetime hizmet veriyor.

Aşıkpaşa Tabiat Parkı

Kırşehir ile Kayseri arasında yer alan ve doğa gezilerinin kalıcı adreslerinden biri olan Aşıkpaşa Tabiat Parkı, 2010 yılında koruma kapsamındaki tabiat parkı ilan edildi. Asırlık karaçam, çınar ve sedir ağaçlarıyla süslü tabiat parkında yemyeşil doğal güzelliklerin içinde kamp yapabilir veya sıcaklık derecelerine göre geniş yürüyüş parkurlarında doğa yürüyüşlerine çıkabilirsiniz

Mucur Obruk Gölü

Kırşehir-Kayseri Yolu üzerinde yer alan ve şehir merkezine sadece 1 kilometre uzaklıkta bulunan Mucur Obruk Gölü, 100 metre çapındaki bir çukurun ortasında büyüleyici bir manzaraya sahip. El değmemiş doğal güzelliğinden dolayı 1. derece sit alanı olarak korunan gölün derinliği 5 metreyi buluyor. Çevresi sazlıklar ve su bitkileri ile çevrili Mucur Obruk Gölü, Kırşehir’de düzenlenen doğa yürüyüşlerinin de önemli mola noktalarından biri.

Kırşehir Müzesi

Kaman Kalehöyük gibi önemli kazı alanlarından çıkarılan 3000’den fazla tarihi esere ev sahipliği yapan Kırşehir Müzesi, şehir merkezinde güzel bir konumda yer alıyor. İyi düzenlenmiş müze koleksiyonlarında Asur, Hitit ve Frig döneminden başlayarak Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede sergilenen paha biçilmez eserleri inceleyebilirsiniz. Müzede Roma ve Selçuklu dönemine ait sikkeler ve heykellerin yanı sıra Ahilik Teşkilatı’nın tarihi sancaklarını da yakından görebilirsiniz. 1936 yılında açılan Kırşehir Müzesi, aynı zamanda Türkiye'nin en eski müzelerinden biri.

Cacabey Camii

Selçuklular döneminde gözlem evi olarak inşa edilen bu etkileyici medrese, Kırşehir’in tam ortasında yer aldığı için yürüyerek kolayca ulaşılabilecek bir konumda. Klasik Selçuklu mimarisini yansıtan kare planlı ve kesme taşlarla inşa edilmiş, iki eyvanlı kapısıyla ilgi çeken medresenin minaresi de Anadolu’da ilk ve tek olan üç farklı tuğla örgü sistemi ile inşa edilmiş. İçi Selçuklu döneminin etkileyici mavi çinileri ile süslenmiş ve Kırşehir’in önemli karakterlerinden Cacabey’den ismini alan medresenin hemen yanındaki Cacabey Türbesi’ni de ziyaret edebilirsiniz

Üçayak Kilisesi

Kırşehir’in merkez köylerinden Taburoğlu Köyü yakınlar0ında bulunan ve kartpostal güzelliğinde bir manzara sunan Üçayak Kilisesi’nin 10. veya 11. yüzyılda Bizans döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. İmparator tarafından adak mabedi olarak yapıldığı düşünülen kilise, 1938 yılındaki büyük depremle büyük ölçüde yıkılmış ama üç ayağı sağlam kalmayı başarmış. Yerleşim noktalarından uzakta oldukça ıssız bir bölgede yükselen kilise, görülmeye değer bir manzaraya sahip.

Ahi Evran Camii

İslam'ın kabul edilmesinden sonra Anadolu'ya göç eden Türklerin ticaret ortaklığı amacıyla kurulan Ahilik Teşkilatı, 13. yüzyılın en önemli sosyal yapıları arasında gösteriliyor. Bu birliğin kurucularından ve kurucularından olan Ahi Evran adına yaptırılan cami ve türbe ise Kırşehir'in en bilinen tarihi yapılarındandır. Hacı Bektaş-ı Veli'den alınan tavsiyelerle 1482 yılında Ahilik Teşkilatı'nı kuran Ahi Evran'ın türbesi, şehrin en çok ziyaret edilen yerler arasında

Güzler Piknik Alanı Ve Evcil Hayvan Parkı

Kırşehir merkezinde Gültiken bölgesinde yer alan ve 41 dönüm gibi geniş bir yeşil alanı kapsayan bu güzel park, özellikle hafta sonları çocuklu aileler tarafından sıkça ziyaret ediliyor. Evcil hayvan parkının yanı sıra çocuk oyun alanları, piknik ve mesire alanları, tenis kortları, spor sahaları, bisiklet ve yürüyüş parkurları ile keyifli zaman geçirebileceğiniz parkta gün geçirebilirsiniz

Kent parkı

2014 yılında yenilenerek şehrin en önemli gezi ve dinlenme alanlarından biri haline gelen Kırşehir Kent Parkı; güzel göleti, ahşap köprüleri, yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları ve spor sahaları ile hem spor yapmak hem de akşam yürüyüşlerine çıkmak için gidebileceğiniz bir yer. Canlı müzik diyebileceğiniz kafeler, kır bahçeleri, kahvaltı salonları ve restoranların da bulunduğu park, özellikle yaz aylarında çok hareketli oluyor.

Çuğun Barajı

Kızılözü Deresi üzerinde sulama amacı ile inşa edilen Çoğun Barajı’nın göleti, yaz aylarında yelken, kano ve rüzgâr sörfü gibi etkinliklerin yanı sıra çevresindeki mesire alanları ve parklarla da güzel bir kaçış noktası. Tatlı su kefali bakımından çok zengin olan gölette olta balıkçılığı da yapabilirsiniz.

Kaman Savcılı Plajı

Savcılı Plajı,  Kırşehir  ilinin Kaman ilçesi  Hirfanlı Baraj Gölü  – Kızılırmak Nehri yakınında bulunan Savcılı Büyükoba Köyünde bu yer Halk arasında Bozkırın Plajı olarak biliniyor. Özellikle Hafta sonları yoğun bir şekilde talep gören yerde, 3 km'lik halk plajı, 200 kamelya (mini çardak), 10 adet hafta sonu evi, su sporları, açık ve kapalı duş kabinleri ile yöre halkı ve çevre illerinden gelen yönetim tarafından ilgi görmektedir.Savcılı Plajının sahili kum şeklindedir. 100 metre ilerlediğinizde çocuk hizasına geliyor. Sahilde 200 adet mini çardak bulunmaktadır. Bu çardaklara oturabilirsiniz. Çardak çevresinde ateş yakarak Piknik & Mangal yapabilirsiniz, mangal yapmak için saklar bulunuyor. Çardaklar arası 1,5-2 metre arasındadır. Çeşme ve mescit bulunuyor. Küçük bütçeler bulunuyor, tüm ihtiyaçlarınızı burada karşılayabilirsiniz.

 

https://kirsehir.kizilay.org.tr/gezi-rehberi

UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ YÖRESEL YEMEKLERİMİZ 

            Türk misafirperverliğinin en çarpıcı ve göz alıcı örneklerinin sergilendiği Sofra, Anadolu insanının insana verdiği değerin en güzel örneğidir. Evine misafir gelen bir aile Kiler’inde sakladığı en değerli yiyeceklerini misafirine cömertçe ve gururla sunar. Burada misafirin kişiliği yada konumu çok etkin değildir. Tanrı misafiridir ve kişinin evine ne kadar çok misafir gelir, yenilir içilir ise o evdeki bet-bereket o nispette artar.

Kırşehir yöresi insanlarının genel inanışları bu yöndedir.

            Yöremiz yemeklerini araştırırken, genellikle unutulmaya yüz tutmuş, hatta bir kısmının ismi dahi bilinmeyen Kırşehir’e has yemekler konu alınmıştır. Bu yemeklerin bir kısmı İlimizden göçler nedeniyle belki başka yörelere gitmiş, orada kabul görmüş, hatta başka bir isimle yapılıyor olabilir. Yada başka bir yöreden ilimize gelmiş, kabul görmüş, başka isimle yapılıyor da olabilir. Ancak araştırmamızda bu yemeklerin tamamının Kırşehir’e has yemekler olduğundan hiç şüphe yoktur. Basit bir örnekle konuyu açacak olursak, yemeklerde kullanılan malzemeler göz önüne alınırsa konu daha iyi anlaşılacaktır. Kırşehir insanı yemeklerini yaparken yada “Kışlık” diye tabir ettikleri yiyecek ve içeceklerini hazırlarken tamamen kendi ürettiği ürünleri kullanmış yada elindeki malzemeyi en ekonomik şekilde kullanarak hem güzel sofralar hazırlamış, hem de aile bütçesine fazladan yük getirmemiştir.

 Kültürel olayların içerisinde, Kültürel etkileşimden en fazla yarar yada zarar gören yemeklerdir. Çünkü  insanoğlu var olduğundan beri bir arayış içerisindir ve bu arayışın sonucu olarak da göçler olmuştur. İlden ile, bölgeden bölgeye yada Ülkeler arası göçler tarih boyu hep  devam etmiştir ve de devam edecektir. Bu göçler sırasında insanlar gittikleri yere bir kısım gelenek ve göreneklerini de götürmüşlerdir. Bunların başında da yemekler gelir. Doğal olarak da o yörenin insanı, hoşuna giden, damak zevkine hitap eden yemeklerden etkilenmiş, zaman içerisinde bu yemekler orada da yapılır hale gelmiştir.

Kırşehir’de sanayinin olmayışı, iş alanlarının kısıtlı oluşu, verimli tarım arazisinin de çok fazla olmayışı nedenleri ile çok fazla göç alan bir il olmamıştır. Aksine sayılan olumsuzluklar nedeniyle göç veren il konumundadır. Bu gün halen göç veren illerin başında gelmektedir. Bu nedenle kendi öz değerlerinde çok fazla bozulma olmamıştır. Kırşehir gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı, gözü gönlü tok, eli, sofrası ve kapısı açık insanların yaşadığı bir beldedir. Bu gün halen atalarından gelen görgü ve göreneklerini yaşasan bölgelerimiz bulunmaktadır.

Yemeklerimizin bir çoğu halen yapılıyor olsa da bir kısmının sadece ismi kalmıştır. Özellikle kalori değeri yüksek, bol miktarda yağ ve kırmızı et içeren yemekler ne yazık ki çok fazla rağbet görmemektedir. Bunun nedeni ise gelişen teknoloji ile birlikte hastalık türünün çoğalması, sahte gıda üretiminin artması, kısa zamanda daha fazla üretim yapmak adına hayvan yemlerinde hormon kullanımının yaygınlaşması vb. nedenlerdir.

Günümüzde insanların damak zevkleri de farklılaştı diye düşünüyorum. Bunun nedenleri konusunda kesin bir araştırmaya rastlamadım yada yapmadım ama genelde bu konu üzerine yapılan sohbetlerden edindiğim genel izlenim, insanların giderek hazır ve basit yemeklere yönelmeleri. Çoğunlukla ekonomik nedenler ileri sürülüyor ancak benim kişisel kanaatim öyle değil. Geçmişe baktığımız zaman insanların daha yoksul olduklarını görüyoruz. Ama yaptıkları yemekler daha zevkli. Gerek görünüm olarak, gerekse damak zevki olarak daha leziz. Ellerinde bulunan malzemeyi en iyi şekilde değerlendirip, en güzelini yapmışlar. Önceleri büyük kentlerde hazır yiyecekler (nasıl tabir edilir, yada doğrumudur bilmiyorum ama fasd-food dedikleri) günümüzde en küçük yerleşim birimlerinde dahi yaygın şekilde görülür oldu. Yüz metrekarelik bir alanı tarayın bilmem kaç tane ayak üstü yemek yenilen yer görmeniz mümkün. Hazırlanışından yapılışına, sunuluşundan yenilişine kadar tamamı sağlıksız. Göze hitap eden bir yönü de yok. Ama oldukça rağbet görüyor. Bu durum insanlarımızı süratle yemek kültüründen uzaklaştırdığı gibi, gerek göz zevki, gerekse damak zevkini de beraberinde alıp götürüyor. Özelikle küçük il yada ilçelerde geleneksel yemeklerimizi büyük bir itina ile hazırlayıp sunan Lokantalarımız kalmadığı gibi evlerimiz de de iyice hazıra yönelmiş durumdayız.

Bu gün yaşı 40 ın üzerinde olan insanlarımızın bir kısmı geleneksel yemeklerimizi biliyor, özlüyor hatta evlerinde yapıyorlardır. Ama yakın bir gelecekte tamamen yok olacağı, sadece araştırmalarda, kitaplarda kalacağı görüşündeyim. Bence kültürel yozlaşmanın en belirgin örneği de bu olsa gerek.

 

     UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ YEMEKLERİMİZ

Kırşehir’de unutulmaya yüz tutmuş yemekleri araştırırken, İlimize has olup olmadığı, göçler nedeniyle gelip gelmediği konuları üzerinde özellikle durdum. Ayrıca halen yapılıp yapılmadığı konusundaki araştırmamda, üzülerek gördüm ki daha şimdiden bir kısmının sadece ismi kalmış. Nedenlerine baktığımda, yeni yetişen nesil tarafından kabul görmemesi, gençlerin daha pratik hazıra yönelmiş olmaları ağırlıklı olarak öne sürülen gerekçeler. Eskiler diye hitap ettiğimiz büyüklerimizin tamamına yakını yemeklerimizi özlediklerini, ara sıra yaptıklarını ancak biraz sağlık problemleri, birazda çocuklarının istemedikleri nedeniyle yiyemediklerini belirttiler.

Kırşehir’de bu yemeklerin dışında daha birçok yemek çeşitleri bulunmakta ve yapılmaktadır. Ancak yemekler Ülkemiz genelinde kabul görmüş, bütün illerde bilinen yemekler olduğu için burada sadece Kırşehir’e has yemekler incelenmiştir.

            Yemekleri dört ana grupta toplayabiliriz.

            1. Çorbalar 2. Yemekler 3. Tatlılar 4. İçecekler.

ÇORBALAR           : Düğ çorbası, Yoğurt çorbası, Katma aşı.

YEMEKLER           : Boranı,Keşgah,Baltacı,Çullama,Süla kabağı, Kuzu yemeği.

TATLILAR              : Höşmerim,Aside,Sütlü kabak,Pelte,Çir yağlaması,Kedi batmaz,Köftür.

İÇECEKLER           : Ekşi şerbeti, Damla şırası, vişne şurubu, gül suyu.

DÜĞ ÇORBASI       : Salça ilave edilmiş et suyunda Düğ haşlanır ve kavrulmuş kıyma ilave edilerek çorba kıvamında pişirilir. İnce kıyılmış soğan tereyağında kızarıncaya kadar kavrulur. Kavrulmuş soğan çorbanın içine katılarak tuzu ve baharatı atılır. Sıcak servis yapılır.

YOĞURT ÇORBASI(Tarhana çorbası diye de adlandırılmaktadır.)

            Süzme yoğurt, yıkanmış ayıklanmış yarma,bir miktar su ile özenir.İçine yumurta, nane, soyulmuş kuru soğan,bir miktar un,bir miktar sıvı yağ ilave edilerek sulandırılır. Ataşe konularak kaynayıncaya kadar karıştırılır.(Kaynayıncaya kadar karıştırılmadığı taktirde, süzme kesilir, çorba bozulur.) Kaynadıktan sonra ara ara soyulmuş, uzun uzun kesilmiş patlıcan, soyulmuş patates (bütün olarak), kabuğu soyulmuş  ve doğranmış domates katılarak yarma ve patatesler pişinceye kadar kaynatılır.(Ocakta odun ateşinde yada kısık ateşte pişirilmesi lezzet bakımından önemlidir.) Ateşten indirildikten sonra bir müddet karıştırılır. Tereyağında kavrulmuş kuru naneye bir miktar salça ilave edilerek çorbanın üzerine gezdirilir. Sıcak olarak servis yapılır.

KATMA AŞI    : Yıkanmış ve ayıklanmış yarma suda haşlanır. Soğuduktan sonra koyu yoğurt ilave edilerek çorba kıvamına getirilir soğuk olarak servis yapılır. Bir başka hazırlanış şekli ise, haşlanmış yarma, pişmiş süt ile bir taşım kaynatılır, tuz  atılarak servis yapılır.

BORANI        : Ayvalar yıkanıp ayıklandıktan sonra kabukları soyulmadan ince ince doğranır. Kuzu eti kuş başı doğranır. Kemikli ise yine kuş başı şekline getirilir. İnce kıyılmış kuru soğan, Tereyağında hafif pembeleşecek şekilde kavrulur. Kavrulmuş soğana et ilave edilerek bir miktar da öyle kavrulur. Su ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Kaynadıktan sonra ayvalar atılır. Ayvalar pişme kıvamına gelince bir miktar şeker v e bir miktar baharat ilave edilerek bir taşım kaynatılır. Sıcak servis yapılır.

KEŞGAH        : İnce kıyılmış kuru soğan tereyağında hafifçe kavrulur. Kavrulmuş soğana kuş başı et ilave edilir ve kavrulur. (kuzu eti tercih sebebidir.) Bir miktar salça ve su katılarak kaynamaya bırakılır. Kaynadıktan sonra yıkanmış ve ayıklanmış yarma ilave edilir. Yarmalar pişinceye kadar kısık ateşte kaynatılır. Sıcak servis yapılır.

BALTACI      : (  Baltacı yada Bal Tacı isminde olduğu yönünde bilgilere rastlanmıştır. Leziz bir yemek olması nedeniyle Bal Tacı adında olduğu, daha sonra kelimeler birleşerek Baltacı olduğu belirtilmiştir. Bir başka görüşte, Yüksek kalori içerdiği için, ağır işçi gibi görülen Baltacılara pişirildiğinden bu isimde olduğu yönündedir.)

            İnce kıyılmış kuru soğan bol tereyağında kavrulur. Hafif pembeleşince, az yağlı ve ince kıyılmış Pastırma yaprak şeklinde soğanların üzerine dizilir. Hafif ateşte pişmeye bırakılır. Pastırmalar pişmeye yakın üzerine yumurta kırılır, ağzı kapatılarak yine hafif ateşte pişirilir. Sıcak servis yapılır.

ÇULLAMA        :Un eritilmiş tereyağında pembeleşinceye kadar kavrulur. Et suyu ilave edilerek bir miktar salça konulur. Un pişinceye kadar karıştırılır. Pişme esnasında isteğe göre içine önceden pişirilmiş et de katılabilir. Un pişince fazla koyulaşmadan ateşten alınır ve bir tepsiye dökülür. Haşlanmış tavuğun göğüs kısımları ayrılır ve tereyağında hafifçe kavrulur. Hazırlanan tavuk göğsü tepsideki yemeğin üzerine dökülür. Bir miktar salça ve baharat ile  tereyağından sos yapılarak üzerine gezdirilir. Karıştırılmaz. Sıcak olarak servis yapılır.(isteğe ve damak zevkine göre, Kuzu kavurmadan da yapılabilir.)

SÜLA KABAĞI    :  Süla kabağı soyularak ince ince doğranır, tuzlanıp biraz bekletilir. Kemikli kuzu döş eti (Kaburga) ile salata gibi doğranmış kuru soğan, domates, biber karıştırılır. Kabakların çekirdekleri ayıklanır. Tencerenin içine, bir sıra et ve salata karışımı, bir sıra kabaklar şeklinde dizilir ve bolca baharat atılır. Yarı ekşili üzüm sıkılarak suyu alınır ve tencereye boşaltılır. Bir miktar salça da ilave edilerek hafif ateşte pişmeye bırakılır. Etler pişince ateşten alınır. Yemek hazırdır.( Üzüm her mevsim bulunamayacağından normal su yada et suyu konulabilir.) Bu yemek genellikle pişirildikten bir gün sonra yenilir. Nedeni ise yemeğin alıştığı, alışınca da daha lezzetli olduğu söylenmektedir.

HÖŞMERİM      : Şeker suda eritilerek un ile karıştırılır. Cıvık hamur kıvamına getirilir.Bir miktar sıvı yağ ateşte ısıtılır. Isıtılmış yağın içine hamur ilave edilir. Hafif ateşte pişmeye bırakılır. Dolu dolu diye tabir edilen kıvamda pişince ateşten indirilir ve tabaklara konulur. Üzerine toz şeker ve ezilmiş ceviz içi atılarak servis yapılır.

            Höşmerim genellikle yeni doğum yapmış kadınlara pişirilir. Eskiden Erkek çocuk doğurmuş kadınlara daha çok pişirilirmiş. Halen halk arasında hayırsız çıkan erkek çocuklarına “ Ananda seni doğurdum diye Höşmerim yedi yezaar.” denilmektedir.

ASİDE       : Pekmezin içine un katılarak karıştırılır. Isıtılmış sıvı yağın içine dökülerek iyice karıştırılır. Ateşe konularak karıştıra, karıştıra pişirilir.Dolu dolu diye tabir edilen kıvama gelinceye kadar pişirilir ve sıcak olarak servis yapılır. Asidenin kaliteli olabilmesi için pekmezin iyi olması ve karıştırılma sırasında unun topaklı kalmaması çok önemlidir.

SÜTLÜ KABAK   : Bal kabağı diye bilinen kabak türünden yapılır. Kabak haşlanarak kevgirden geçirilir,posası alınır. İyice ezildikten sonra, Pişmiş süt, şeker çok az da tuz konulup kaynatılır. Bir taşım kaynadıktan sonra Reyhan atılarak ateşten alınır ve soğumaya bırakılır. Servis yapılırken çörek otu atılır v e soğuk olarak servis yapılır.

PELTE        : Un ile pekmez iyice karıştırılır. Su ve bir miktar süt ilave edilerek ateşe konur. Normal koyuluk seviyesine gelinceye kadar karıştırılarak pişirilir. Piştikten sonra ezilmiş ceviz içi katılır ve tepsilere dökülerek soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra dilim dilim kesilerek servis yapılır.

KÖFTÜR    : Un ile damla şırası iyice karıştırılır.(yoksa pekmez de olur) içine bir miktar da Arpa unu ilave edilir. Su ile karıştırılarak Pelte kıvamında pişirilir.( pişmeye yakın bir zamanda isteğe göre içine ceviz katılabilir.) Piştikten sonra tepsilere dökülerek soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra dilim dilim kesilir, toz olmayan, temiz ve güneş gören bir yerde temiz bir Bez üzerine serilerek kurutulur. Tamamen kuruduktan sonra Çömleğin içine dizilir ve iyice bastırılır, ağzı hava almayacak şekilde bağlanır. Serin bir yerde bekletilir. Takriben

1-2 ay sonra köftür çömleğin içinde şekerlenir ve yemeye hazırdır. Köftür Bağ bozumundan ve pekmezler kaynatıldıktan sonra Kış hazırlığı olarak pişirilir ve misafire ikram edilir. Pişirilirken içine Ceviz içi katılmamışsa, yanında ikram edilir.

ÇİR YAĞLAMASI     : Yaz’dan, kaliteli Zerdali türünden kurutularak hazırlanmış olan Çir yıkandıktan sonra bir miktar suda haşlanır. Tereyağı eritilerek haşlanmış çir ile birlikte kaynamaya bırakılır. Bir taşım kaynadıktan sonra bir miktar şeker ilave edilir ve servis yapılır.

EKŞİ ŞERBETİ      : Üzüm çiğnenerek suyu çıkarıldıktan sonra, hiçbir katkı yapılmadan Pekmez kıvamında kaynatılır. Soğuduktan sonra Küp’lere konularak saklanır. Servis yapılırken bir miktar su ile karıştırılır ve soğuk olarak bardakta içecek olarak ikram edilir.

DAMLA ŞIRASI    : Pekmez kaynatılırken, pekmeze tat vermesi için, temizlenmiş, elenmiş özel bir toprak katılır. Kaynadıktan sonra soğuması için Kazan, Leğen gibi kaplara konulur.

Pekmez soğuduktan sonra toprak dibe çökmüştür. Pekmez süzülür ve dibinde kalan toprak temiz bir torbaya konularak yüksek bir yere asılır, altına bir kap konularak süzülmesi sağlanır Topraktan süzülen bu pekmez kaynatılmadan ayrı bir küp’te  saklanır. İkram edilirken bir miktar su ile karıştırılarak soğuk olarak bardakta içecek olarak ikram edilir.

VİŞNE ŞURUBU    : Vişne yıkandıktan sonra bir miktar su ilave edilerek kaynatılır. Reçel kıvamına geldikten sonra soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra vişneler süzülerek suyu alınır ve saklanır. İkram edilirken bir miktar su ve şeker katılarak, soğuk olarak bardakta içecek olarak ikram edilir.

            NOT   :  Yemek tarifleri 1999 yılında, Merkez Bağbaşı Mahallesinden 1927 Doğumlu72 yaşındaki Nazmiye SEÇİLMİŞ’ten derlenmiştir.

           

VİŞNE ŞURUBU    : Vişne yıkandıktan sonra bir miktar su ilave edilerek kaynatılır. Reçel kıvamına geldikten sonra soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra vişneler süzülerek suyu alınır ve saklanır. İkram edilirken bir miktar su ve şeker katılarak, soğuk olarak bardakta içecek olarak ikram edilir.

BEDEN AŞI (Boz Aş ): Tamamen özel bir yemek olarak pişirilir. Yemek için önceden Özellikle Kurban etinin özel yerleri, döş kısmı kurutulur.Ayrıca Acı Biber de özel olarak kurutulur. Genellikle Aşure Ayında pişirilir. Bu yemek için “ Aşırın Beşi, Gurbanın Döşü” terimi de kullanılmaktadır. Yani Aşure ayının 5. günü Kurban eti ile pişirildiği tespit edilmiştir.

            Yarma, Kurutulmuş döş eti, Tereyağı, Soğan, kurutulmuş acı biber kullanılır.

Yarma, Kurutulmuş et, Acı biber bir kaba konularak yeterli miktarda su ilave edilir ve kısık ateşte pişirilir. Yemek piştikten sonra, Soğan ince ince doğranır ve tereyağında pembeleşinceye kadar kızartılır ve yemeğin üzerine dökülür. Çok acı bir yemektir.

            Aşure ayı dışında çok ender olarak pişirildiği söylenmektedir.

Not: Yemek tarifi 2005 Yılı Ocak ayında Merkez Bağbaşı Mahallesinden,  1934 doğumlu Münevver SEÇİLMİŞ’den alınmıştır.

AYVA DOLMASI :

Malzemeler : Orta boy yeteri kadar Ayva, Pirinç, Kıyma, Salça, Tereyağı, Soğan, Pekmez, Kimyon, Karabiber,Acı pul biber,  Tuz.

            Bir su bardağı pirinç, 1 tatlı kaşığı salça, 1 adet ince kıyılmış soğan, yeterli miktarda baharat ve tuz, bir miktar eritilmiş tereyağı ile karıştırılarak iç hazırlanır.

            Orta boy ayvalar iyice yıkandıktan sonra üst kısmından kesilip içi oyulur ve hafifçe haşlanır. Hazırlanan iç, ayvaların içine doldurulur ve kesilmiş olan üst kısmı kapak olarak üzerine konulur. İçi doldurulmuş ayvalar bir tencereye yerleştirilir. Bir miktar tereyağı eritilerek içine, 1 tatlı kaşığı salça, 1 bardak pekmez, yeterli miktarda baharat ve tuz atıldıktan sonra yeteri kadar su ilave edilerek karıştırılır ve tenceredeki ayvaların üzerine dökülerek orta ateşte 30 Dk. Kadar pişirilir. Sıcak olarak servis yapılır.

Not: Yemek tarifi 2005 yılı Şubat ayında, Boztepe İlçesi Orta mahalleden 54 yaşındaki Nevil DOĞAN’dan alınmıştır.


            Not. Yazı İşleri Müdürü Gürsel SEÇİLMİŞ tarafından derlenmiştir.

 

boztepe.gov.tr/yemeklerimiz

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.