Dijital Tepegöz’ün küresel kuşatması: CIA destekli Palantir ve Türkiye’nin stratejik milli kalkanı

Dünya, teknoloji maskesi altında yürütülen tarihin en büyük gözetleme operasyonuna tanıklık ediyor. Savaş meydanlarından sivil araçların kabinlerine, akıllı saatlerden sosyal medya mecralarına kadar her alan birer dijital veri madenine dönüştürülürken; CIA destekli Palantir gibi dev yapıların kirli manifestoları insanlığı tehdit ediyor. Küresel teknoloji tekellerinin 'güvenlik' vaadiyle kurduğu bu dijital hapishaneye karşı Türkiye, Aselsan ve Türk Telekom iş birliğiyle milli veri egemenliğini koruyacak tarihi bir savunma hattı kuruyor.
Küresel veri trafiğinin kalbinde yer alan ve karanlık bağlantılarıyla bilinen teknoloji devi Palantir'in kuruluş hikayesi, dijital kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
PALANTİR NEDEN KURULDU? DİJİTAL AYAK İZLERİ SİLAHA DÖNÜŞÜYOR
Palantir Kurucusu, "Savaş koşullarında bile üstün performans gösteren ürünler üretiyoruz" diyerek geliştirdikleri sistemlerin aslında birer dijital silah olduğunu itiraf etti.
Fotoğraf-A Haber
Şirketin sadece bir teknoloji firması değil, bizzat CIA tarafından fonlanan ve kurgulanan bir yapay zeka yapısı olduğu gerçeği, "Palantir aslında CIA tarafından kurulan bir yapı ama Amerika bunu büyük bir teknoloji şirketi olarak lansman etti" sözleriyle aktarıldı.
Fotoğraf-A Haber
Her geçen gün büyüyen bu devasa yapının, arama motorlarından ve sosyal medya platformlarından topladığı verileri birer profil haline getirdiği belirtilirken; bu verilerin bir süre sonra yönlendirilebilir ve yönetilebilir birer 'dijital ayak izi' silahına dönüştüğü vurgulandı.
GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNDEKİ GİZLİ CASUS
OTONOM ARAÇLARDAKİ DEHŞET: DUYGULARINIZ BİLE KONTROL ALTINDA!
Teknolojik ilerlemenin en popüler unsuru olan otonom sürüş sistemleri, aslında insan iradesini devre dışı bırakan bir kontrol mekanizmasına dönüşmüş durumda.
Play Video
Fotoğraf-A Haber
Araç içindeki kameraların ve sensörlerin sadece yolu değil, sürücünün biyolojik tepkilerini de anbean takip ettiği bir sistemin dehşet verici senaryoları paylaşıldı.
Acil bir durumda araca binen bir babanın, "Araçtaki kameralar gözlerimin büyüdüğünü, yoğun bir duygu patlaması ve panik olduğunu algıladığı için vitese geçmeme izin vermiyor" şeklindeki ifadeleri, sistemin insan hayatı üzerindeki mutlak otoritesini kanıtladı.
Ford gibi devlerin bu teknoloji için patent başvurusu yaptığı hatırlatılırken, "Eşiniz hamile ya da çocuğunuzu hastaneye yetiştirmek istiyorsunuz ama araç sizin stresli olduğunuzu düşünüp çalışMayısı durduruyor" örneğiyle, otonom sistemlerin aslında birer 'otokontrol' hapishanesi olduğu dile getirildi.
MODERN ÇAĞIN TEPEGÖZÜ: DEDE KORKUT HİKAYELERİNDEN DİJİTAL DÜNYAYA
Küresel teknoloji tekellerinin takındığı tavır, tarihin derinliklerinden gelen karanlık bir karaktere benzetiliyor. Dijital ayak izlerimizin bize karşı bir silah olarak kullanıldığını belirten uzmanlar, bu durumu Dede Korkut hikayelerindeki Tepegöz figürüyle bağdaştırdı.
Fotoğraf-A Haber
"Görünmez bir göz hayatımızın tüm evrelerini takip ediyor, küresel teknoloji tekelleri tıpkı Tepegöz karakteri gibi hareket ediyor" tespiti yapılırken, George Orwell'in 1984 romanındaki 'Big Brother' (Büyük Birader) kavramının bugün telefonlarımız aracılığıyla cebimize kadar girdiği vurgulandı.
Fotoğraf-A Haber
Artık hiçbir noktanın gözetimden uzak olmadığı, "Telefonlar artık yanı başımızda, cebimizde taşıdığımız birer casus durumuna geldi" sözleriyle ifade edildi.
ÇİN'DEKİ KAMERA ORMANI VE TRUMP EKİBİNİN TELEFON İMHASI
Dijital gözetleme sistemlerinin en katı uygulandığı noktalardan biri olan Çin'deki durum, uluslararası diplomaside bile şok etkisi yaratıyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti sırasında yaşananlar, veri güvenliği savaşının ne denli sert geçtiğini gösterdi.
Trump ve ekibinin, Çin tarafından verilen tek kullanımlık telefonları, akreditasyon kartlarını ve rozetleri dönüş yolunda imha ettiği bilgisi paylaşılırken, "Amaç dijital ayak izi bırakmamaktı" denildi.
Fotoğraf-A Haber
Pekin'deki bir köşe başında dahi en az 20 kameranın sayıldığı belirtilerek, "Pekin'de kelimenin tam anlamıyla her yerde kameralar var, her şeyi görüyorlar" ifadeleriyle dijital kuşatmanın fiziksel boyutu tasvir edildi. Çin devletinin milli güvenlik gerekçesiyle dış menşeli hiçbir yazılımı sınırları içerisine sokmadığına dikkat çekilirken, Amerika'nın bu duruma "ulaşamadığı ve kontrol edemediği bir yapı olduğu için" tepki gösterdiği aktarıldı.
Fotoğraf-A Haber
TÜRKİYE'DEN TARİHİ HAMLE: ASELSAN VE TÜRK TELEKOM'DAN MİLLİ KALKAN
Küresel dijital diktatörlüğe karşı Türkiye, stratejik bir karşı hamle ile kendi sınırlarını koruma altına alıyor. Verilerin Türkiye sınırları içerisinde kalmasının hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, bu noktada Aselsan ve Türk Telekom'un yerli akıllı telefon ve milli iletişim teknolojileri alanındaki iş birliğini işaret etti.
Fotoğraf-A Haber
"Aselsan askeri bir mantıkla düşünen bir kurum, onun mottosu stratejik güvenlik üzerinedir" sözleriyle, bu ortaklığın sadece bir teknoloji üretimi değil, aynı zamanda bir 'milli güvenlik hattı' olduğu ifade edildi.
Sıfırdan inşa edilecek, işlemcisinden yazılımına kadar her aşaması kontrol altında tutulacak bir telefonun, dışarıya sızdırılabilecek verilerin önüne geçeceği belirtildi.
Fotoğraf-A Haber
Türkiye'nin veri güvenliği konusunda iyi bir durumda olduğu ancak mevcut verilerin yapay zeka ile daha güçlü bir siber güvenliğe dönüştürülmesi gerektiği, "Verilerin Türkiye sınırları içerisinde kalması için yerli teknoloji şirketlerinin bulut sistemlerini kullanmalıyız" çağrısıyla perçinlendi.

Yorumlar
Yorum Yap