Medya

Dizilerin Ana Teması: Güvensizlik ve İhanet

Aile değerlerini aşındıran, güven duygusunu zedeleyen ve ihanet algısını normalleştiren bu yapımları görünür kılma gereği hissettik

Dizilerin Ana Teması: Güvensizlik ve İhanet

Çarpık ilişkiler ve aldatmanın kıskacındaki aileler: Diziler I

TİAK (Televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş.) verileri, alternatif medya platformlarının hızla yaygınlaşmasına rağmen televizyonun hâlâ hanelerde vazgeçilmez bir konumda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Günlük ortalama 6 saat 8 dakikalık izlenme süresi, televizyonun artık yalnızca bir eğlence aracı olmadığını; aksine toplumsal değerleri, davranış kalıplarını ve algıları şekillendiren güçlü bir aktör hâline geldiğini göstermektedir. Daha çarpıcı olan ise, 2025 yılında toplam izlenme süresinin %40’ını dizilerin oluşturmasıdır.

Bugün televizyon dizileri, sözde muhafazakâr kimliğiyle öne çıkan kanallar da dâhil olmak üzere, büyük ölçüde benzer olumsuz içerikleri yeniden üretmektedir. Karakterlerin isimlerinden yaşam tarzlarına, giyim tercihlerinden davranış biçimlerine kadar geniş bir yelpazede sunulan bu içerikler özellikle genç nesillerin aile kurumuna bakışını olumsuz yönde etkilemekte ve sağlıklı aile modellerinin algılanmasını giderek zorlaştırmaktadır.

Toplumu derinden etkileyen bu yapımların işlediği temalar, çoğu zaman aile ve toplumsal değerlerimizle açık bir çelişki içindedir. Üstelik dünyada ve bölgemizde önemli dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde, dizilerin yıllardır aynı olumsuz konular etrafında dönmeye devam etmesi tesadüf olmaktan çok bilinçli bir tercih izlenimi uyandırmaktadır. Bu durum, toplumun temel taşı olan aile kurumunun güçlenmesine değil, aksine zayıflamasına hizmet etmektedir.

Akademik Tartışmadan Doğan Bir İhtiyaç

Geçtiğimiz günlerde yüksek lisans dersinde aile ve medya konusunu tartışırken, Türk dizilerinin aile kurumunu nasıl hedef aldığı üzerine konuştuk. Bugün ailede yaşanan sorunların, yıllar önce izlenen dizilerin olumsuz etkilerinin bir yansıması olduğunu tartışırken, bu konuda daha önce gazetelerde yayımlanmış iki köşe yazısından bahsettim. Atılgan Bayar’ın 15 Eylül 2009'da Akşam Gazetesi'ndeki "Kiminle Yatacağını Şaşırmış Aile Kadınları" başlıklı yazısı ve 5 Kasım 2011'de Hürriyet Gazetesi'nde Yılmaz Özdil'in "N'i Ç'in?" adlı köşe yazısı, o dönem ülkemizde yayınlanan dizilerdeki rezaleti konu edinmesi bakımından önemli metinlerdir.

Ancak günümüz dizilerini ele alan güncel ve sistematik bir analiz ihtiyacı açıkça ortadadır. Kıymetli öğrencim Aybüke Sağcı’nın katkılarıyla, son yıllarda yayınlanan dizileri ve karakter yapılarını inceleyerek; aile değerlerini aşındıran, güven duygusunu zedeleyen ve ihanet algısını normalleştiren bu yapımları görünür kılma gereği hissettik.

Dizilerin Ana Teması: Güvensizlik ve İhanet

Aile, sevgi ve güven üzerine inşa edilir. Ancak günümüzde birçok Türk dizisi, bu iki temel değerin sistematik biçimde aşındırıldığı bir anlatı üzerine kuruludur. Sadakatin kırılması, ihanetin sıradanlaştırılması ve çarpık ilişkilerin normal bir yaşam biçimi gibi sunulması, bu dizilerin adeta temel omurgasını oluşturmaktadır.

Bu noktada şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Sürekli aldatma ve ihanet senaryolarına maruz kalan bir nesil, kime ve nasıl güvenerek sağlıklı bir aile kuracaktır? Daha evlilik öncesinde zihinlere ekilen güvensizlik tohumları, gelecekte nasıl sağlam aile yapıları ortaya çıkarabilir?

Halk arasında söylenen “Bir kişiye kırk gün deli dersen deli olur” sözü, bu durumu çarpıcı biçimde özetlemektedir. Günde ortalama 6 saatten fazla televizyon izleyen ve bunun önemli bir kısmını dizilere ayıran bir toplumun, bu içeriklerden etkilenmemesi düşünülebilir mi?

Küresel İhracat Paradoksu

Türkiye, küresel dizi ihracatında ABD ve İngiltere’nin ardından üçüncü sırada yer almaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sağladığı teşvikler, bu ekonomik başarıyı desteklemektedir. Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkmaktadır: İhraç edilen bu içerikler, toplumsal değerlerimizle ne kadar uyumludur?

Kendi toplumumuzda tartışmalı bulduğumuz içeriklerin devlet desteğiyle dünya pazarına sunulması, kültürel politikalarımızın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Ekonomik kazanç ile değer aktarımı arasındaki denge nasıl kurulacaktır? Bu soru, yalnızca kültürel değil aynı zamanda stratejik bir meseledir.

Nitekim akademik çalışmalar, popüler Türk dizilerinin gerçekçi olmayan aile beklentileri oluşturduğunu, mahremiyet algısını dönüştürdüğünü ve geleneksel aile rollerini aşındırdığını ortaya koymaktadır. Çatışma ve dram merkezli anlatımlar, sağlıksız iletişim biçimlerini normalleştirmekte; özellikle gençlerin aile kurumu hakkındaki düşüncelerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Geçmişte Latin Amerika ve ABD yapımı pembe diziler de benzer içerikleri sunmuştu. Ancak bugün gelinen noktada, bu etkinin çok daha yoğun ve yaygın olduğu görülmektedir. Artık aile kurumu ciddi bir alarm vermektedir: evliliklerin azalması, geç evliliklerin artması ve boşanmaların çoğalması bu sürecin somut yansımalarıdır.

Öte yandan gündüz kuşağı programları da benzer şekilde aile yapısını zedeleyen içerikleri sürekli gündemde tutmaktadır. Aldatma hikâyeleri, çarpık ilişkiler ve aile içi çatışmalar bu programların ana eksenini oluşturmaktadır. Sonuç olarak şu gerçek giderek daha görünür hâle gelmektedir: Ekranına sahip olamayan, ailesine de sahip olamaz.

Bir sonraki yazımızda; son yıllarda bilinçli ya da bilinçsiz şekilde aile kurumunu zedelediğini düşündüğümüz dizileri, somut örnekler ve içerikleriyle ele almaya devam edeceğiz.

 

Çarpık ilişkiler ve aldatmanın kıskacındaki aileler: Diziler II

 

Bir önceki yazımızda özetle şunlardan bahsetmiştik: Televizyon, günlük 6 saat 8 dakikalık izleme süresiyle toplumsal değerleri şekillendiren birincil bir araç olarak öne çıkmaktadır. Türk dizileri ise bu sürenin büyük bölümünü kapsayarak aldatma, ihanet ve çarpık ilişkileri sürekli yeniden üreten bir içerik sarmalına girmiş; bu durum özellikle genç nesillerin aile kurumuna bakışını derinden zedelemektedir. Ekranlara yansıyan bu olumsuz içerikler, yıllar içinde evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve aile içi güvensizliğin derinleşmesi gibi somut toplumsal sonuçlar doğurmuştur. Kısaca "ekranına sahip olamayan, ailesine de sahip olamaz" demiştik. Bu çerçevede son yıllarda yayımlanan dizilerde ailenin nasıl tahrip edildiğini somut örneklerle görmek mümkündür. Bunlardan yalnızca bir kısmına yer vereceğiz.

Sadakatsiz: Sadakatsiz, çekirdek bir ailenin beklenmedik bir ihanetle sarsılmasını konu alır. Başlangıçta sağlam bir aile: Asya, başarılı bir doktordur; eşi Volkan ve oğulları Ali ile üç kişilik mutlu bir çekirdek aileyi temsil eder. Volkan'ın iki yıldır Derin adlı genç bir kadınla gizli ilişki yaşadığını öğrenmesiyle bozulur. Bu, Asya'nın eşiyle kurduğu güven ve bağlılık temelli ilişkiyi bozar. Daha sonra Asya intikam için Volkan'ın arkadaşı ile birlikte olur ve dizi boyu aldatmalar ihanetler devam eder. Kanal D'deki Sadakatsiz dizisi için flaş gelişme. Korona ...

Kızılcık Şerbeti, Fatih'in evliliği sürerken başka bir kadınla duygusal ve fiziksel yakınlık kurması, dizinin en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Bu olay yalnızca bir "yasak ilişki” değil; aynı zamanda erkeğe tanınan ayrıcalık algısının ve çifte standardın sorgulanmasına yol açtı. Doğa için bu ihanet, sadece eşine değil; evliliğe ve kurduğu yeni hayata yapılmış bir darbe anlamına geldi. Alev ve Abdullah yakınlaşması ise; Ünal ailesinin otoriter figürü Abdullah ile Doğa'nın teyzesi Alev arasında gelişen yasak ilişki de büyük tartışma yarattı.

Kızılcık Şerbeti (2022) - Box Office Türkiye

Yalı Çapkını: Hikâye, İstanbul Boğazı'nda gösterişli bir yalıda yaşayan Korhan ailesi ile daha mütevazı bir yaşam süren Şanlı ailesi arasındaki aşk ve güç çatışmaları ve ailede yaşanan ihaneti merkeze alıyor. Ferit'in Sadakatsizliği; Ferit, evlilik sürecinde başka kadınlarla duygusal ve bazen fiziksel yakınlık kurar. Bu ihanet, yalnızca Seyran'ın güvenini sarsmakla kalmaz, aynı zamanda aile düzenini de tehdit eder.

Yalı Çapkını - Vikipedi

Aldatmak: Güzide Yenersoy, yıllardır adaletin ve ailenin sembolü olarak yaşadı. Ancak kendi evinde öğrendiği sır, bütün hayatını sarsıyor: kocasının yıllardır gizli bir ilişkisi var ve bu ilişkiden bir çocuğu dünyaya gelmiş. Bu, Güzide için sadece kişisel bir ihanet değil; yıllardır savunduğu değerlerin yerle bir oluşudur. Bir aile mahkemesi hâkimi, başkalarının evliliklerini düzeltirken kendi evliliğinin içindeki yıkımı nasıl açıklayacaktır? Güzide'nin bu gerçekle yüzleşmesi, sadakatin ne anlama geldiğini yeniden sorgulatır.

Aldatmak (dizi) - Vikipedi

Sandık Kokusu: Karsu, yıllardır yanında olan en yakın arkadaşı Hande ile beklenmedik bir ihanete uğruyor. Eşinin sadakatsizliği bir yana, dostunun da bu ihanete ortak olması aile bağlarını ve güveni yerle bir ediyor.

Sandık Kokusu - Vikipedi

Bahar: Başrol Bahar, eşi Timur ile mutlu bir hayat sürerken, Timur'un meslektaşı Rengin ile yakınlaşmasının gölgesi ilişkilerinin üzerine düşer; Bahar, Timur ile Rengin arasındaki bağın ipuçlarını fark edip ihanete uğradığını öğrendiği anlarla sarsılır. Ve Timur'un Rengin'den bir kızı olduğunu öğrenir. Bu dramatik aldatma zinciri bununla sınırlı kalmaz: Bahar'ın oğlu Aziz Uras da eşi Seren'i aldattır ve evliliğinde beklenmedik duygusal çıkmazlarla yüzleşir.

Bahar var mı? Bu akşam Bahar neden yok? 21 Ocak 2025 Bahar ...

Leyla: Hayat... Aşk... Adalet...: Dizi, çocukluğunda üvey annesi Nur yüzünden hayatı paramparça olan Leyla'nın, yıllar sonra yeniden karşısına çıkan bu kadına adalet arama mücadelesini anlatır. Leyla, Nur'un kuzeni diye tanıttığı Mali’yi uzun süre evde tuttuğunu öğrendiğinde, bu ilişkinin Nur'un kirli planlarının bir parçası olduğunu görür; çünkü Mali, Nur'un sevgilisi ve entrikaların azılı ortağıdır - Mali ile gizli ilişki yaşar ve kocası ile Mali'nin karısıyla aynı evdeyken ilişkilerini yıllarca sürdürürler.

Leyla: Hayat… Aşk… Adalet... - Dizisi Hakkında Haberler | NOW

Güller ve Günahlar: Başarılı iş insanı Serhat Tecer, eşi Berrak ve ailesinin huzurunu beklerken şok bir gerçekle sarsılır: Berrak, Serhat’tan olmayan bir çocuk dünyaya getirmiştir. Bu ihaneti öğrenen Serhat’ın dünyası başına yıkılır, güveni ve aşkı büyük bir sınavdan geçer.

Güller Ve Günahlar Dizisi Oyunculuk Başvurusu

İnci Taneleri: Başrol Azem Yücedağ, yıllar sonra hapisten çıktığında, geride bıraktığı ailesinin güveninin sarsıldığını ve karısı Piraye'nin ihanetini öğrenir: Piraye, başka bir adamla ilişkisi sonucu ailesine ihanet etmiştir. Bu şok, Azem'in hem kalbini hem de hayatını derinden sarsarken, dizide ihanet, kayıp ve yeniden inşa temaları ön plana çıkar. 

İnci Taneleri İncelemesi: Karakter İsimleri - Psikoloji Arşiv

Şakir Paşa ve Ailesi: Başta sıradan bir aile dizisi gibi görünse de izleyiciyi sarsan bir olay yaşanır: Geline, yani damadının eşine, kayın babası Şakir Paşa'nın yaklaşması ve uygunsuz sahnesi ortaya çıkar. Daha sonra RTÜK kararı ile dizi kaldırılır.

Şakirpaşa ve Ailesi izleyenlere kötü haber!

Kral Kaybederse: Dizide dışarıdan kusursuz görünen Kenan Baran'ın evliliği, eşi Handan'ı defalarca aldatmasıyla merkezde yer alır; Kenan'ın gizli ilişkileri, özellikle Handan'ın güveninin sarsılması ve çift arasındaki güven krizinin derinleşmesi, aile ve toplum değerleri açısından büyük bir çatlak yaratır.

Kral Kaybederse Dizisi Bugün Ekranda, Ertesi Gün Netflix'te

Rüya Gibi: Dizide başrol Aydan, yıllarca kocası Tarık'ın gölgesinde bıraktığı hayatını yeniden kurmaya çalışırken büyük bir ihanetle yüzleşir: Tarık'ın gayrimeşru bir kızı - Çido - olduğu ortaya çıkar ve bu sır sadece Aydan'ın kalbini kırmakla kalmayıp, ailesinin ve değerlerinin temelini yerle bir eder.

Rüya Gibi (dizi) - Vikipedi

Veliaht: Dizide en çarpıcı ihanet, zengin Karslı ailesinin yokluğunda gerçek varis Zafer'in yerine konulan "sahte veliaht" Timur'un, Zafer'in eşi Reyhan ile iki aile arasında oyuncak gibi başlayan ilişkisinin yavaş yavaş gerçek bir aşka dönüşmesidir. Bu beklenmedik yakınlaşma sadece evlilik bağlarını değil, aile güvenini ve toplumun aile değerlerini ciddi şekilde sarsar.

Veliaht dizisi konusu ne? Veliaht dizisi oyuncuları kimler? » Mavi Kadın

Uzak şehir töre konusu ile gündeme gelen bir dizi, Alya ile Boranın evliliğinde Bora hayatını kaybeder ve Alya Boranın kardeşi Cihan ile zorunlu evlilik yapar tam bu sırada Boranın ölmediğini hayatta olduğunu öğrenirler ve çarpık bir ilişki gündeme gelir.

Uzak Şehir Dizisinde Beklenmedik Gerginlik ve Oyuncu Ayrılığı İddiaları

Yeraltı: Dizide başkarakter Haydar Ali, geçmişte birlikte olduğu Ceylan'ı hala unutamamışken özgürlüğüne kavuşur; fakat yıllar sonra Ceylan'ın artık en yakınındaki adamın (Bozo'nun) karısı olduğunu öğrenmesi, aşkın sadakat ve ihanetle sınandığı çarpıcı bir ihanet açmazını ortaya koyar.

Yeraltı Dizisi Bu Tanıtımla Reytinglerde İlk 3'ü Zorlayacak! NOW TV Dizisi  Daha Şimdiden Hayran Kitlesini Topladı

Israrla bu kadar dizinin aynı tema üzerinde yoğunlaşması (aldatma, ihanet, sadakatsizlik ve namussuzluk) tesadüf olmaması gerekir. Olsa olsa toplumun içten içe çökertilmesi ahlakın yozlaşması, gençlerin aile kurmaktan kaçınmalarını beraberinde getirmektedir.

Önce normal bir sahne, ardından biraz abartılı ama olabilir, daha sonra dizi bu gerçek değil, son aşama izleyici artık şok olmaz alışmıştır. Şuuraltına bunlar işlenmiştir, çevrede benzer şeyler duyulunca artık sıradanlaşır. İleri aşamada kendisi de benzer durum yaşarsa şaşırmamak gerekir. Bu da psikolojik hazırlanması ve sıralanmasıdır.

Dizilerin neredeyse tamamı, aldatma ve ihaneti ana dramatik eksen olarak kullanmakta; bu durum söz konusu davranışları olağanlaştırarak izleyicinin zihninde evliliği “kaçınılmaz bir hayal kırıklığı” olarak kodlamasına zemin hazırlamaktadır. Sürekli tekrarlanan ihanet senaryoları, özellikle genç nesillerde evliliğe ve eşe duyulan güveni daha ilişki başlamadan aşındırmakta; “eşler eninde sonunda aldatır” algısını bilinçaltına yerleştirmektedir.

Yine bazı yapımlar, aile içi mahremiyet sınırlarını açıkça ihlal eden sahnelere yer vererek aile bireyleri arasındaki kutsal güven bağını dramatik bir araç olarak araçsallaştırmaktadır. Dizilerde ihanet eden karakterlerin çoğunlukla cezasız kalması ya da sempatiyle sunulması, izleyicide ahlaki bir kafa karışıklığı oluşturmakta ve sadakatsizliği meşrulaştıran bir anlatı inşa etmektedir.

Günde ortalama 6 saat 8 dakika ekran başında geçiren ve bu sürenin %40'ını dizilere ayıran bir toplumda, sürekli tekrar eden olumsuz aile modelleri zamanla gerçeklik algısının yerini almakta ve bireylerin kendi ailelerine bakışını olumsuz etkilemektedir. Bu dizilerle büyüyen genç nesiller, sağlıklı iletişim, fedakârlık ve sadakat gibi evliliğin temel taşlarını değil; çatışma, entrika ve ihaneti ilişkilerin doğal bir parçası olarak öğrenmektedir. Nitekim boşanma oranlarının artması, evliliklerin gecikmesi ve evlilik kurumuna duyulan güvensizliğin derinleşmesi, yıllardır ekranlarda işlenen bu olumsuz içeriklerin toplumsal yansımaları olarak değerlendirilmelidir. Tüm bu yapımların devlet teşvikiyle yurt dışına ihraç edilmesi ise yalnızca iç toplumsal dokuyu değil, Türk aile imajını ve kültürel değerlerini uluslararası arenada da zedeleme riskini beraberinde getirmektedir.

Kültür Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve RTÜK başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara olduğu kadar her bir bireye de bu süreçte ciddi sorumluluklar düşmektedir.

Sonuç olarak ekran karşısında şekillenen bu "yeni aile algısı", bireyleri yuva kurmaktan soğutmakta; aileyi bir huzur yuvası değil, ihanet ve acının mekânı olarak zihinlere kazımaktadır.

 

Çarpık ilişkiler ve aldatmanın kıskacındaki aileler: Diziler II

Prof. Dr. Vehbi ÜNAL

Haber 7 - Haber - Haberler - Son Dakika Haberleri

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.