İsrail işgal güçlerinden tarihi intihar raporu
İsrail'in Haaretz gazetesinin yayımladığı habere göre, İsrail işgal güçlerinde askerlere yönelik ruh sağlığı desteğinin azalmasıyla birlikte askeri intihar vakaları artış gösteriyor.
Habere göre, 2026 yılının başından bu yana görevde bulunan en az 10 İsrailli siyonist asker intihar ederek hayatını kaybetti. Bunların altısı yalnızca Nisan ayında kaydedildi.
Ayrıca, savaş sırasında görev yapmış üç yedek askerin de bu ay, hizmetlerini tamamladıktan sonra intihar ettiği belirtildi. Bunun yanında, biri zorunlu hizmet yapan Sınır Polisi mensubu olmak üzere iki polis memuru da intihar sonucu yaşamını yitirdi.
Verilerin, "savunma kurumları içindeki intihar vakalarında süregelen bir artışa işaret ettiği" ve bu eğilimin Ekim 2023'te Gazze soykırımını başlamasının ardından ortaya çıktığı ifade edildi.
"İŞLER YÜZÜMÜZE PATLADI"
İsrail işgal güçlerinin Personel Dairesi'nden üst düzey bir yetkili, bu sorunla mücadelede yaşanan zorlukları kabul ederek şöyle dedi:
"Savaşın başında durumu kontrol altında tuttuğumuzu düşünmüştük… ama işler yüzümüzde patladı."
Ordu kaynakları, uzun süren çatışmaların ve nispeten az sayıdaki personelin üzerinde biriken psikolojik yükün bu artışın temel nedenleri olduğunu belirtti.
Bazı yetkililer ise Nisan ayındaki artışı "Anma Günü" etkinliklerine ve yas duygusunun yoğunlaşmasına bağladı. Ancak ruh sağlığı uzmanları, önceki yıllarda benzer bir tablo görülmediğini belirterek bu açıklamayı sorguladı.
Askerlik kaynaklı psikolojik travmalar yaşayan askerlerle çalışan aktivistler, Haaretz'e yaptıkları açıklamada, "ordunun kamuoyuna yaptığı açıklamaların aksine" ruh sağlığı desteğinin kapsamının daraldığını söyledi.
Play Video
Özellikle, bu yılın başında yedek askerlerin sivil hayata dönmeden önce katıldığı psikolojik değerlendirme günlerinin iptal edildiğine dikkat çekildi. Bu uygulamanın daha sonra yalnızca kısmen yeniden başlatıldığı belirtildi.
Bir işgalci asker, destek eksikliğini eleştirerek şöyle konuştu:
"Bizi bu şekilde eve göndermek düpedüz sorumsuzluk."
Yedek birliklerde görev yapan ruh sağlığı subayları da, bu tür değerlendirme görüşmeleri yapılsa bile bunların çoğu zaman kısa ve yetersiz kaldığını söyledi. Bir subay bunu şöyle tanımladı:
"Bu, adeta kanayan ana damara yara bandı yapıştırmak gibi."
RUH SAĞLIĞI TEDAVİSİ
Haberde ayrıca, operasyon bölgelerinde görev yapan ruh sağlığı uzmanlarının sayısında da azalma olduğu vurgulandı. Bazı askerler, Güney Lübnan'daki çatışmalarda yer almalarına rağmen hiçbir uzmanla görüşmediklerini söyledi.
Bazı vakalarda ise siyonist komutanların, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan askerleri yeniden göreve dönmeye zorladığı ve hatta ruh sağlığı tedavisi almalarını engellediği belirtildi. Bunun nedenleri arasında muharip birliklerdeki personel eksikliği ve bazı durumlarda psikolojik destek konusundaki eski anlayışların etkili olduğu ifade edildi.
"BU GERÇEK BİR ALARM"
Ordunun ruh sağlığı klinik biriminin eski başkanı, şu uyarıda bulundu:
"En azından bazıları, komutanlar uyarı işaretlerine dikkat etmiş olsaydı kurtarılabilirdi. Bu artık sadece bir uyarı değil. Bu gerçek bir alarm."
Haaretz'in aktardığı verilere göre, savaş öncesi yıllarda yıllık ortalama yaklaşık 12 olan intihar vakalarında ciddi bir artış yaşandı.
GERÇEK SAYI ÇOK DAHA YÜKSEK
Bu sayı, Ekim 2023 ile yıl sonu arasında 7'ye yükseldi; 2024 yılında 21'e, 2025 yılında ise 22'ye çıktı. Böylece son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşıldı.
Bu rakamlara, soykırım görevini tamamladıktan sonra intihar eden askerler dahil değil. Bu da gerçek sayının daha yüksek olabileceğini gösteriyor.
İşgal güçlerinin, bu tür vakaları ancak medya haberleri ve kamuoyu baskısının ardından resmen kabul etmeye başladığı belirtildi.
Haberde örnek olarak, Gazze'de uzun süre görev yapan ve daha sonra TSSB tanısı konulan yedek askerler, yoğun çatışma koşullarına maruz kalan personel ile görevlerinin psikolojik yüküyle baş etmekte zorlanan insansız hava aracı operatörleri ve istihbarat personeli gösterildi.
İsrail işgal güçleri ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ruh sağlığını "kurumsal sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası" olarak gördüğünü belirtti.
Ordudan yapılan açıklamada, savaşın başlamasından bu yana ruh sağlığı sisteminin genişletildiği, yüzlerce uzmanın göreve alındığı ve bunların operasyon bölgelerine gönderildiği ifade edildi.
Ayrıca, "on binlerce" personele duygusal destek ve değerlendirme süreçleri sağlandığı, her intihar vakasının gelecekte ders çıkarılması amacıyla ayrıntılı şekilde incelendiği savunuldu.

Başkan Erdoğan'dan Gazze mesajı: Medeni dünya üç maymunu oynuyor

Başkan Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen Türkiye 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması Ödül Töreni'nde konuştu. Gazze'den Lübnan'a dünyanın dört bir yanında gözyaşlarının hakim olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Medeni dünya üç maymunu oynuyor. Yıllardır ellerine geçirdikleri her fırsatta kibirli bir tavırla adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların gerçek yüzlerini bugün hep birlikte görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması Ödül Töreni"ne katıldı. Burada önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, Gazze'den Lübnan'a dünyanın dört bir yanında gözyaşlarının hakim olduğunu belirtti. Başkan Erdoğan'ın konuşmasında şu ifadeler öne çıktı:
BAŞKAN ERDOĞAN: ADALETTEN DEM VURANLARIN GERÇEK YÜZLERİNİ HEP BİRLİKTE GÖRÜYORUZ
"Saygıdeğer hocalarımız, muhterem karilerimiz, kıymetli hafızlarımız, değerli misafirler; hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması ödül merasiminde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Dünyanın farklı ülkelerinden programımızı teşrif eden tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin şahsında gönül coğrafyamızda ve yeryüzünün dört bir yanında kalbi bizimle atan, ülkemize ve milletimize aşkla, umutla, güvenle bakan tüm kardeşlerime buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
(Foto: AA)
Play Video
"KUR'AN BÜLBÜLLERİNİ CANI GÖNÜLDEN KUTLUYORUM"
Bu muhteşem yarışMayısı 11. kez başarıyla tertipleyen Diyanet İşleri Başkanlığımıza tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum. 20 Nisan'da başlayan ve 39 ülkeden 41 Kur'an sevdalısının iştirak ettiği yarışmanın finali geçtiğimiz pazar günü peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır'ımızda yapıldı. Birbirinden değerli hafız ve karilerimiz finalde sözlerin en güzeli Kur'an-ı Kerim'i çok müessir, çok latif bir surette huşu içinde teganni ettiler.
Öncelikle yarışmaya katılan ve dereceye giren her bir kardeşimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Birazdan ödüllerini tevcih edeceğimiz Kur'an bülbüllerini canı gönülden kutluyorum. Ödül sahiplerini belirleyen kıymetli jüri üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum.
Yine sizlerin vesilesiyle Allah'ın ism-i celilini, din-i mübin-i İslam'ın eşsiz değerlerini, gönüller sultanının muhkem ve mükerrem ahlakını yaymak için canla başla çalışan; ömrünü ilme, insan yetiştirmeye, yeryüzünü iyilik ve güzelliklerle tezyin etmeye adayan; bilgi ve tecrübesini, ihlas ve samimiyetini irşat faaliyetleriyle muhtaç gönüllerin istifadesine sunan tüm hocalarımıza, alimlerimize, o mümtaz gönül erlerine buradan en kalbi muhabbetlerimi yolluyorum.
(Foto: AA)
"BU YOL AZMİNİ İMAN VE SEBATLA TEÇHİZ EDENLERİN YOLUDUR"
Şunu evvelemirde ifade etmek istiyorum. Kitabullaha gönül veren hafızlarımız, karilerimiz, tertil ve tilavet üstatlarımız çok hayırlı, bereketli, menzil-i maksud-u ebedi saadet olan fevkalade kıymetli bir yoldadır. Bakınız, bu yol sabredenlerin yoludur. Bu yol azmini iman ve sebatla teçhiz edenlerin yoludur. Bu yol en nihayetinde inşallah Liva'ül Hamd sancağının altında birleşme, haşru cem olma yoludur.
Merhum Sezai Karakoç'un ifadesiyle bu yollar Üveys-i Karani'nin, Cüneyd-i Bağdadi'nin, Beyazıd-ı Bestami'nin, Hallacı Mansur'un, Abdülkadir Geylani'nin, Ahmed Rıfai'nin, Muhyiddin-i Arabi'nin, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin, Bahaeddin Nakşibendi'nin, İmam-ı Rabbani'nin, Halid-i Bağdadi'nin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Akşemseddin Aziz Mahmud Hüdayi'nin, bütün bu hazretlerin, onlara bağlı olanların ve daha nice uluların yoludur. Bu yollar ki sonunda ana yolda birleşir ve tek bir yol olurlar. O yol ki imamların, sahabelerin, peygamberlerin ve son peygamberin yoludur. O yol ki Kur'an yoludur, hakikat yoludur, hakikat uygarlığı olan İslam'ın yoludur. O yol ki Allah yoludur.
Evet, asırlar boyunca kendilerini bu yola vakfetmiş eserleriyle, fikirleriyle, şahsiyetleriyle ve yetiştirdikleri talebeleriyle nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Cenab-ı Allah cümlesinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Onların izinden gitmeye, sırat-ı müstakim üzere olmaya hepimizi inşallah mezun, memur ve müyesser eylesin diyorum.
Kıymetli kardeşlerim, muhterem misafirler; ezellerin ve ebetlerin Resulü Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: 'Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur'an kıraati.' Çünkü Kur'an hafızları hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde peygamberler ve safaya ermiş Allah dostlarıyla birlikte Arş'ın gölgesindedir.
Yine bir başka hadis-i şeriflerinde ise şu müjdeyi vermişlerdir: 'Her zaman Kur'an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel. Dünyada tertil ile okuduğun gibi burada da tertil ile oku. Şüphesiz senin merteben okuduğun ayetin son noktasındadır.' Kur'an-ı Kerim'i okuyan, öğrenen, öğreten, hıfzeden ve elbette güzel bir sesle, tesirli bir ahenkle terennüm eden siz kıymetli kardeşlerimi bugün bir kez daha tebrik ediyorum.
(Foto: AA)
"MEDENİ DENİLEN DÜNYANIN ÜÇ MAYMUNU OYNADIĞI HEP BİRLİKTE GÖRÜYORUZ"
Şu gerçeği de burada dikkatinize getirmek durumundayım. Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Filistin'den Lübnan'a, Körfez'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e başımızı nereye çevirsek maalesef gözyaşlarıyla karşılaşıyoruz. Medeni denilen dünyanın üç maymunu oynadığı bu imtihan günlerinde kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor. Yıllardır ellerine geçirdikleri her fırsatta kibirli bir tavırla adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların gerçek yüzlerini bugün hep birlikte görüyoruz.
Şunu açık açık ifade etmek isterim ki; bu imtihanı verebilmek için Kur'an'a ve Sünnet'e, Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktan başka yolumuz yoktur. Bu imtihanı verebilmek için birbirimize inanmaktan, güvenmekten, destek olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Müslümanlar olarak tefrikayı, nifak ve husumeti, yersiz ve zamansız tartışmaları bir kenara bırakmak, yekvücut olmak mecburiyetindeyiz. 'Birbirinize düşmeyin, sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider.' Bu ayeti kerimedeki ikazı hayatımızın her safhasına tatbik etmek mecburiyetindeyiz."
BAŞKAN ERDOĞAN: ESKİ TÜRKİYE ARTIK YOK
"BİR DUVARIN TUĞLALARI MİSALİ BİRBİRİMİZE SIKICA KENETLENECEĞİZ"
'Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!' Kılavuzumuz, önderimiz Hatemü'l Enbiya Efendimizin işte bu nasihatini en güçlü şekilde kendimize rehber edinmek mecburiyetindeyiz. Diğer türlü bu sıkıntıların üstesinden gelmemiz, önümüze çıkan engelleri bertaraf etmemiz, bu acılara bir son vermemiz -Allah muhafaza- mümkün olmayacaktır.
Sabredeceğiz, ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Bir duvarın tuğlaları misali birbirimize sıkıca kenetleneceğiz. Zulmün ve zalimin olmadığı huzurlu bir geleceği inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, dereceye giren kardeşlerimi tekrar tebrik ediyor, programımıza iştirak eden siz kıymetli kardeşlerime teşekkür ediyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla."













Yorumlar
Yorum Yap