19 Ocak Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 19. günü
Olaylar
- 1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray, Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
-
Çırağan Sarayı
-
Çırağan Sarayı
Çırağan Sarayı'nın İstanbul Boğazı'ndan görünümü
Genel bilgiler Tür Saray Mimari tarz Barok mimari Konum İstanbul, Türkiye Koordinatlar
41°02′36″K 29°00′55″D
Başlama
1863
Tamamlanma
1867
Tasarım ve inşaat
Mimar(lar)
Nigoğos Balyan
Mühendis
Sarkis Balyan
Hagop BalyanÇırağan Sarayı, İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde, Çırağan Caddesi üzerinde bulunan tarihi saray.
Tarihi
1840'ta Çırağan Sarayı
Çırağan'ın bugün Beşiktaş ve Ortaköy arasında bulunan yeri 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçeleri" diye bilinirdi. 18. yüzyılda Beşiktaş kıyılarını süsleyen denize nazır saraylar ve bahçeler Lale Devri diye bilinen 'Çiçek ve Müzik Aşkı' döneminin en önemli simgelerinden sayılmıştır. Bu dönem, bir eğlence olduğu kadar bir kültür parlaklığı devriydi. Dönemin hükümdarı olan III. Ahmed buradaki mülkünü gözde Vezir-i Azam'ı İbrahim Paşa'ya hediye etmiş ve ilk yalı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından eşi Fatma Sultan (III. Ahmed'in kızı) için inşa ettirilmiştir. Kendisi burada Çırağan Şenlikleri denilen meş'ale şenliklerini düzenletmiştir. İşte bu olaylar dolayısıyla bu alan Farsçada ışıklar (çerâğân) anlamına gelen 'Çırağan' ismiyle anılmaya başlanmıştır.
Sultan II. Mahmud 1834'te bu alanı yeniden yapılandırma kararı alır. Önce mevcut olan yalıyı yıktırır. Yapının etrafında bulunan okul ve cami ortadan kaldırılır ve mevlevihane yakında bulunan bir yalıya nakledilir. Yeni saray için büyük ölçüde ahşap kullanılır gibi görünmesine rağmen esas bölümün temelinin yapımında tamamen taş kullanılmıştır. 40 adet sütun dikilerek klasik bir görünüm verilmiştir.
Abdülmecid 1857'de Sultan II. Mahmud'un yaptırdığı ilk sarayı yıktırmış, batı mimarisi tarzında bir saray yaptırmayı planlamış ancak 1863'te vefat ettiğinden ve parasal sıkıntılar yüzünden sarayın yapımı yarım kalmıştır.
Abdülaziz, yeni sarayın inşaatını 1871'de tamamlatmış ancak stil olarak batı değil, doğu mimarisi seçilmiş ve Kuzey Afrika İslam Mimarisi uygulanmıştır. Sarayın müteahhitliğini Sarkis Balyan ve ortağı Kirkor Narsisyan yapmıştır. Eski Çırağan Sarayı'nın tahta binası yıkılarak yerine yenisinin taştan temelleri konmuştur. Sarayın paha biçilmez işlemeli kapılarından bin altın değerinde olan biri Vortik Kemhacıyan'ın elinden çıkmış. Sultan II. Abdülhamid bu kapılardan bir tanesini, onları çok beğenen dostu Almanya İmparatoru Kayzer II. Wilhelm'e armağan etmiştir. Dünyanın her yanından nadide mermer, porfir, sedef gibi maddeler getirtilerek sarayın yapımı için kullanılmıştır. Yalnız sahil inşasında 400.000 Osmanlı lirası harcanmıştır. Yapımına 1863'te başlanan Çırağan Sarayı 1871'de bitirilirken 2,5 milyon altın harcanmıştır.
Son kez 1876 yılının Mart ayında buraya gelerek bir süre dinlenen Sultan Abdülaziz, halk arasında Beşiktaş Mevlevihanesi'nin yıktırılarak saray arsasına katılmasının uğursuzluk getireceği gibi söylentiler çıkması üzerine Çırağan Sarayı'nı terk ederek Dolmabahçe Sarayına yerleşmiştir.
Albdülaziz'in yeğeni olan V. Murad 30 Mayısıs 1876'da padişah olmuş, 31 Ağustos 1876'da tahttan akli dengesini yitirdiği için indirilmiş ve bugün Beşiktaş Lisesi olarak kullanılan Harem binasına nakledilmiştir. 29 Ağustos 1904 tarihinde de bu ikametgâhında ölmüştür.
1910'da Çırağan Sarayı yangını
14 Kasım 1909'da Çırağan Sarayı Meclis-i Mebûsan Binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde sarayda II. Abdülhamid'in büyük sanat koleksiyonundan Rembrandt ve Ayvazovski'nin eserlerine yer verilmiştir.
19 Ocak 1910 tarihinde Meclis-i Mebusan Salonu'nun üst bölümünde ve çatı katındaki kalorifer bacasından çıkan bir yangınla saray 5 saat içerisinde yanmıştır. Çok değerli antikalar, II. Abdülhamid'in özel koleksiyonu ve V. Murad'ın kütüphanesi de yanarak kül olmuştur.
I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul'un işgal altında bulunduğu dönem içerisinde Çırağan Sarayı harabeleri 'Bizo Kışlası' ismiyle bir Fransız istihkam kıtası tarafından kullanılmıştır.
1930'da Saray'ın bahçesi, Beşiktaş Futbol Kulübü tarafından ulu ağaçlar kesilerek Şeref Stadyumu adıyla bir futbol sahası haline getirilmişti.
Daha sonradan da Prof. Bonatz ve ünlü Türk mimarı Prof. Sedat Hakkı Eldem tarafından, buraya turistik bir otel yapılmak üzere tetkiklerde bulunulmuştur. 1946 yılında Saray'ın bodrum katında bulunan Mevlevi dervişlerine ait mezarlar, bir istihkam yüzbaşısının altın aramak için yaptığı kazılarda tahrip edilmiş aynı yıl içerisinde Saray çıkarılan bir kanunla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bırakılmıştır.
1987 yılında otel olarak kullanılmak amacıyla Japon Kumagai Gumi ve Türk Yüksel İnşaat tarafından restorasyonuna başlanmış, 1990 yılında otel 1992 yılında ise Saray hizmete açılmıştır. Uzun süren tasarım ve inşaat çalışmaları sonrasında "Çırağan Sarayı Oteli" 1990 yılında açıldı. Tarihi Saray ise kapılarını 1992 yılında açtı.
Saray'da bundan sonra yapılan renovasyon ise 20 Nisan 2006'da bitirildi ve Saray süitleri tamamen yenilendi. Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır. Yine birçok basın ve halkla ilişkiler ajansı tarafından hemen her gün bir başka basın toplantısına da ev sahipliği yapar.
Mimarisi
Sarayı Yıldız Parkı'na bağlayan geçit (Ekim 2023)
Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüdür. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardır. Arka sırtlardaki Yıldız Parkı'na bağlandığı kemerli üst geçidin altından Çırağan Caddesi geçer. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevrilidir.
Fotoğraflar
-
17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri
-
Çırağan Sarayı - Bogaziçi'nden görüntü
-
Çırağan Sarayı - yan cephe
-
Son restorasyondan sonra Çırağan Sarayı
-
Çırağan Sarayı - giriş salonu
-
Çırağan Sarayı - Boğaz'a bakan Salon
-
Çırağan Sarayı - Salon
-
Çırağan Sarayı kapısı (2008)
-
İstanbul Boğazı'ndan Çırağan Sarayı'nın bir diğer görünümü
- 1915 - George Claude, reklamcılıkta kullanılmak üzere neon tüplerinin patentini aldı.
- 1923 - Ali Şükrü Bey'in Ankara'da yayımladığı Tan gazetesinin ilk sayısı çıktı.
- 1959 - Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
- 1978 - 1938'den beri üretilen Volkswagen Beetle (Kaplumbağa) modeli otomobillerden sonuncusu Volkswagen'in Emden'deki fabrikalarında üretildi. Kaplumbağaların üretimine Latin Amerika'da 2003 yılına kadar daha devam edilecektir.
- 1981 - Bakırköy İş Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) kayyım atadı.
- 1983 - Apple şirketi, bir mouse ve "grafik arayüzü" ne sahip ilk ticari bilgisayar olan The Apple Lisa yı duyurdu.
- 1988 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) milletvekili Mehmet Ali Eren Türkiye'de Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere baskı yapıldığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde olaylar çıktı.
- 1992 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Kurulu yapıldı; Genel Başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.
- 1997 - Yaser Arafat, İsrail kontrolü altındaki son Batı Şeria şehri Hebron'un Filistin'e verilmesini kutlamak üzere 30 yıl aradan sonra ilk kez Hebron'a geldi.
- 2005 - SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararını protesto eden çalışanlar, fabrikadan çıkmama kararı aldı.
- 2005 - "Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600" sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanatlar Akademisi'nde açıldı.
- 2006 - NASA'nın uzay sondası New Horizons, Plüton'a doğru yolculuğuna çıktı
- 2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
- 2011 - Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Demokrat Parti'den istifa etti. Meclis'te temsil edilen parti sayısı 6'ya düştü.
- 2024 - Alper Gezeravcı, Kennedy Uzay Merkezi'nden kalkan Dragon V2 aracı ile uzaya giden ilk Türk oldu.
Doğumlar
- 399 - Pulcheria, Doğu Roma imparatoru Arcadius ve Aelia Eudoksia'nın ikinci kızıydı (ö. 453)
- 1544 - II. François, 10 Temmuz 1558 - 5 Aralık 1560 döneminde Fransa kralı ve 24 Nisan 1558-5 Aralık 1560 döneminde İskoçya Kraliçesi Mary Stuart ile evliliği dolayısıyla İskoçya kraliçesi eşi. (ö. 1560)
- 1736 - James Watt, İskoçyalı mucit (buhar makinesini icat ederek Sanayi Devrimi'nin başlamasında büyük rol oynayan) (ö. 1819)
- 1882 - Selahattin Adil, Türk asker ve siyasetçi (ö. 1961)
- 1931 - Altan Günbay, Türk sinema sanatçısı (ö. 2014)
- 1933 - Suphi Kaner, Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yapımcı (ö. 1963)
- 1940 - Güngör Mengi, Türk gazeteci ve köşe yazarı (ö. 2023)
- 1942 - Tamer Yiğit, Türk aktör
- 1947 - Şenay Yüzbaşıoğlu, Türk pop müzik şarkıcısı ve söz yazarı (ö. 2013)
- 1961 - Hakan Aytekin, Türk belgesel yönetmeni
- 1961 - Hayri Sezgin, Türk güreşçi (ö. 2013)
- 1979 - Toygan Avanoğlu, Türk oyuncu
- 1987 - Huban Öztoprak, Türk tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu (ö. 2014)
- 1993 - Gülşah Duman, Türk basketbolcu
Ölümler
- 1302 - I. Hâkim, 59. İslam Halifesi
-
I. Hakim
Abbâsî Halifesi (39.)
Kahire'de Memlukler koruması altında Hüküm süresi 1262-1302 Önce gelen Mustansır Sonra gelen I. Müstekfi Ölüm 1302
Kahire Tam adı Ebû’l-'Abbâs ʿAhmed "el-Hâkim biʿEmr i’l-Lâh Hanedan Kahire'de Abbâsî Hanedanı
(39. Abbasi halifesi) Babası Muktadî Dini Sünni İslamI. Hâkim (tam adı: Ebû'l-'Abbâs ʿAhmed "el-Hâkim biʿEmr i’l-Lâh" ; (Arapça : ʾabū al-ʿabbās ʾaḥmad al-ḥākim biʾamr allāh, Arapça: أبو العباس أحمد الحاكم بأمر الله)(ö. 1302), Ellidokuzuncu İslam Halifesi.
Abbasi hanedanına mensuptur. 1262-1302 yılları arasında Memlük Devleti'nin koruması altında Kahire'de halifelik yapmıştır.
Biyografi
Mısır'da halife olmadan önce
Ebu'l Abbas Ahmed, Abbasi sülalesinden olup 1118-1135 döneminde Bağdat'ta 29. Abbâsî halifesi olarak hüküm süren Mustarşid'den dört göbek ileride bir kuzen ve 1135-1136 döneminde 30. Abbasi halifesi olan Halife Raşid'in iki göbek ilerisinde kuzen idi. Bu kişi Bağdat Kuşatması (1258)'dan sonra şehri eline geçiren Moğolların Bağdat'ı tahrip edip, surları, binaları ve kütüphaneleri yıkıp, halkın büyük bir kısmını kılıçtan geçirip katliama tabi tuttukları felaket sıralarında daha genç yaşında iken Bağdat'tan kaçıp kurtulmuştu.
Bu 15 yaşındaki genç Fırat Nehri üzerinde bulunan Ana mevkiinde, Memlük Devleti hükümdarlığını eline geçirmiş olan Sultan Baybars'ın rakibi ve düşmanı olan, bir kölemen emiri olup kendi kendisine Halep Emiri görevini üzerine almış olan Emir Akkuş El-Barlı tarafından halife ilan edilmişti. 15 yaşında bir genç olan Ebu'l Abbas Ahmed, halifelik adı olarak "El-Hakim" adını almıştı.
Diğer taraftan 37. ve son Bağdat Abbasi halifesi olan Mutasım'ın amcası; 35. Bağdat Abbasi halifesi olan Zahir'in oğlu ve 36. Bağdat Abbâsî halifesi olan Mustansır'in erkek kardeşi olan Ebu ül-Kasım Ahmed Bağdat Kuşatması (1258) felaketinde Bağdat'tan kaçıp Mısır'a sığınmıştı. O zaman yeni olarak Memluk Devleti tahtını eline geçirmiş olan Sultan Baybars onun Kahire'ye gelişini kabul etmiş; onunla tanışmıştı. Ebu ül-Kasım Ahmed'in Memluklular devleti tarafından halife olarak kabul edildiğini bildirmişti. Ebu ül-Kasım Ahmed halifelik merkezinin hiçbir politik iktidar gücü olmadan Kahire'de bulunmasını da kabul ettiğini bildirdi. Ebu ül-Kasım Ahmed bunun üzerine Memlükler koruması altında Abbâsî Halifesi olarak halifelik ismi olarak Mûstansır (uzun adı El-Mûstensir Billâh) adını aldı. 17 Haziran'da tüm Memlüklü arazilerinde halife Mustansır adı da Cuma hutbelerinde okundu. Halife Mustansır'a Kahire adasında bir konak ve korumalar verildi. Halife Mustansır Memluk Devleti içinde hiç politik gücü olmadan yaşamaya başladı. Fakat Bağdat'ı Moğollardan geri alıp orada hüküm sürmeyi hedef edinmişti ve bunu için hiç durmadan Sulatan Baybars'tan asker ve finansman istemeye başladı. En sonunda 3 Eylül Sultan Baybars Memluk Devleti'e ait olan Suriye'de devlet işlerine bakmak için Şam'a giderken halife Mustansır'ı da yanında Şam'a götürdü. Burada halifenin emrine 3,000 Bedevi Arap askerden oluşan bir ordu verdi. Bu küçük orduya özellikle Moğollar tarafından Musul Atabeyliği'nden atılmış olan Bedreddin Lulu'nun oğulları da birlikleri ile katıldı. 19 Ekim 1261'de bu ordu başında Halife Mustansır Bağdad hedefi ile Şam'dan yola çıktı. Bu ordu Fırat Nehri üzerinde Ana mevkine yetişkinde Halife Mustansır burada halifelik ilan etmiş ama bunun için Abbasi halifelerine akrabalık derecesi Mustansır'den çok daha zayıf olan 15 yaşında bir genç olan "El-Hakim" ile karşılaştı. Bazı silsilenameler El-Hakim'i Memlüklu Abbasi halifesini Mustansır'ın yakın akrabası olarak göstermektedirler; ama bunun olasılığı azdır. Genç El-Hakim Mustansır'e biat edip kendine bağlı birliklerle ona katıldı.
Halife ordusu Fırat Nehri kıyısında bulunan Anbar bölgesinde bulunan Hit adlı bir şehre girdiğinde Bağdat'taki Moğol valisi Anbar bölgesinde olan bu gelişmeyi haber aldı. Bu iki Abbasi sülalesi mensubunu ihtiva eden halife ordusu üzerine bir Moğol birliği gönderdi. Abbâsî halifesi Mustansır ve maiyetinde El-Hakim'e bağlı Arap ordusu, üzerine gönderilen Moğol birliğini mağlup etti. Fakat kaçmakta görünen Moğol birliğini Bağdad yönünde kovalamakta iken Gitrta yakında bir pusuya düşürüldüler. 28 Kasım 1261'de yapılan çarpışmada halife Mustansır Moğollar tarafından öldürüldü. Genç El-Hakim kaçMayısı başarıp bundan sonra Kahire'ye gitmeye karar verdi
Genç El-Hakim Kahire'ye vardığında Sultan Baybars'la görüştü ve I. Hakim'in Abbasi halifelik iddiasını Sultan Baybars kabul etti. El-Hakim'i yine ona hiçbir politik iktidar ve imtiyaz vermeden, Abbasi Halifesi olarak halifelik tahtına geçirdi. El-Hakim Abbasi halifesi I. Hakim halifelik ismini aldı.
Halifelik dönemi
I. Hâkim
Abbâsî-Memlük
Doğumu: ? Ölümü: 1302 Sünni İslam unvanları Önce gelen
Mustansir İslam Halifesi
1262 - 1302 Sonra gelen
I. MüstekfiHalifeler
Dört Halife
- Ebû Bekir
- Ömer
- Osman
- Ali
Emevî halifeleri
Emevî halifeleri- I. Muâviye
- I. Yezîd
- II. Muâviye
- I. Mervân
- Abdülmelik
- I. Velîd
- Süleyman
- Ömer
- II. Yezîd
- Hişâm
- II. Velîd
- III. Yezîd
- İbrahim
- II. Mervân
- III. Abdurrahman
- II. Hakem
- II. Hişâm
- II. Muhammed
- Süleyman
- II. Hişâm
- Süleyman
- Ali[H]
- IV. Abdurrahman
- Kasım[H]
- Yahyâ[H]
- Kasım[H]
- V. Abdurrahman
- III. Muhammed
- Yahyâ[H]
- III. Hişâm
- [H]Tahtı ele geçiren Hammûdî Hanedanı mensubu halifeler.
Abbâsî halifeleri
Abbâsî halifeleri- Seffâh
- Mansûr
- Mehdî
- Hâdî
- Harun Reşid
- Emîn
- Memûn
- İbrahim[G]
- Mutasım
- Vâsik
- Mütevekkil
- Müntasır
- Müstaîn
- Mutez
- Mühtedî
- Mutemid
- Mutazıd
- Müktefî
- Abdullah[G]
- Muktedir
- Kahir
- Râzî
- Müttaki
- Müstekfî
- Mutî
- Tâi
- Kadir
- Kaim
- Muktedî
- Müstazhir
- Müsterşid
- Râşid
- Muktefî
- Müstencid
- Müstazî
- Nâsır
- Zâhir
- Müstansır
- Müstasım
- Müstansır
- I. Hâkim
- I. Müstekfî
- I. Vâsik
- II. Hâkim
- I. Mutazıd
- I. Mütevekkil
- II. Vâsik
- Müstasım
- I. Mütevekkil
- Müstaîn
- II. Mutazıd
- II. Müstekfî
- Kaim
- Müstencid
- II. Mütevekkil
- Mustamsık
- III. Mütevekkil
- [G]Geçici halifeler
Fâtımî halifeleri
- Mehdî
- Kaim
- Mansûr
- Muiz
- Azîz
- Hâkim
- Zâhir
- Müstansır
- Müstalî
- Âmir
- Hâfız
- Zâfir
- Fâiz
- Âdıd
Osmanlı halifeleri
- I. Selim
- I. Süleyman
- II. Selim
- III. Murad
- III. Mehmed
- I. Ahmed
- I. Mustafa
- II. Osman
- IV. Murad
- İbrahim
- IV. Mehmed
- II. Süleyman
- II. Ahmed
- II. Mustafa
- III. Ahmed
- I. Mahmud
- III. Osman
- III. Mustafa
- I. Abdülhamid
- III. Selim
- IV. Mustafa
- II. Mahmud
- Abdülmecid
- Abdülaziz
- V. Murad
- II. Abdülhamid
- V. Mehmed
- VI. Mehmed
- Abdülmecid
- 1467 - Yahya bin Muhammed Münâvî, Arap fıkıh ve hadis bilgini (d. 1396)
- 1629 - I. Abbas, Safevi Hanedanlığının 5. hükümdarı (d. 1571)
- 1978 - Feridun Çölgeçen, Türk sinema ve tiyatro sanatçısı (d. 1911)
- 1982 - Ahmet Şükrü Esmer, Türk siyaset tarihçisi ve yazar (d. 1891)
- 1982 - Enver Ziya Karal, Türk akademisyen, tarihçi, siyasetçi ve Türk Tarih Kurumu Başkanı (d. 1906)
- 1990 - Sebahattin Selek, Türk yazar (d. 1921)
- 1992 - Yesari Asım Arsoy, Klasik Türk müziği bestecisi (d. 1900)
- 2000 - Sevim Çağlayan, Türk sanat müziği sanatçısı (d. 1934)
- 2007 - Hrant Dink, Ermeni kökenli Türk gazeteci (d. 1954)
-
Hrant Dink
Doğum
15 Eylül 1954
Malatya, Türkiye Ölüm 19 Ocak 2007 (52 yaşında)
İstanbul, Türkiye Ölüm sebebi Suikast Defin yeri Balıklı Ermeni Mezarlığı, İstanbul Milliyet Ermeni Vatandaşlık Türk vatandaşlığı Eğitim Ermeni Lisesi, İstanbul
Fen Fakültesi, İstanbul Meslek Gazeteci · Aktivist Tanınma nedeni Gazete Yazarlığı EvlilikRakel Yağbasan
Çocuk(lar) Arat Dink
(e. 1976; ö. 2007)
Sera Dink
Delal DinkHrant Dink (Ermenice: Հրանդ Տինք, 15 Eylül 1954, Malatya - 19 Ocak 2007, İstanbul), Türkiye Ermenisi gazeteci.
19 Ocak 2007 tarihinde saat 15.00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin Şişli Halâskârgazi Caddesi üzerindeki binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde öldü.
Hayatı

Hrant Dink'in Balıklı Ermeni Mezarlığı'ndaki anıt-mezarı, İstanbul
Hrant Dink 1954 yılında Malatya’da dünyaya geldi. Babası Sivas'ın Gürün ilçesinde, annesi Gülvart ise Sivas'ın Kangal ilçesinde doğup büyümüştü. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul'a taşınmalarının ardından boşandı. Hrant ve iki kardeşi Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi'ne yerleştirildi.
Dink bu sırada Türkiye'de gelişmekte olan sol siyasetten etkilendi ve Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist çizgisinde siyaset yapmaya başladı.[3] O yıllarda örgüt ile Ermeni cemaatinin ilişkilendirilmesini önlemek amacıyla ismini mahkeme kararı ile Fırat olarak değiştirdi.
Lise eğitimini Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesinde aldı. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde zooloji eğitimi aldı. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.
Kardeşleriyle birlikte açtığı yayınevi ve kırtasiye işlerini sürdürürken eşi Rakel’le kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Kampını yönetmeye başladı. Açılışından 21 yıl sonra kampa devlet el koydu. Askerliğini Denizli Piyade Alayında sekiz ay kısa dönem er olarak yaptı.
Bazı gazetelerde kitap eleştirileri ile yazı hayatına başladı. Basında çıkan yanlış haberlere gönderdiği düzeltmeler ile adı duyulmaya başladı. İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne, "Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır"[5] diyerek bu amaçla Türkçe ve Ermenice bir gazete çıkarmayı önerdi. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi. Agos dışında Zaman ve BirGün gazetelerinde yazdı. Yazılarında Türkiye'deki her etnik topluluğun barış içinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink aynı zamanda Ermeni cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini de söylüyordu.
Davalar
Hrant Dink hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesini ihlal etmekten davalar açıldı.
Ermeni Diasporası'na 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulundu. Bunlara karşılık 2002 yılında Şanlıurfa'da verdiği bir konferansta "Ben Türk değil, Türkiyeliyim ve Ermeniyim" dediği için "Türklüğü aşağılamaktan" üç yıl yargılanarak beraat etti.13 Şubat 2004'te yayımlanan bir makalesindeki "'Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur." sözleri nedeniyle 301. maddeden "Türklüğe hakaret" suçlamasıyla yargılandı ve aksi yönde verilen bilirkişi raporuna rağmen 6 ay hapis cezası aldı fakat cezası ertelendi.
Bilirkişi raporuna göre, "Ermeni Kimliği" üst başlığı altında 8 yazıdan oluşan yazı dizisinin "'Türk'ten Kurtulmak" başlıklı 7. yazısında yer alan söz konusu cümle genel bağlamı içinde ele alındığında görülmektedir ki, gerçekte Hrant Dink "Ermeni kimliğinde bir ruhsal sorun olarak ifade ettiği Türk olgusunu, yani 1915'te yaşananları Ermeni kimliğinin hayati bir unsuru olarak benimseyip, tüm çabaların ve birlikteliğin bu olgu üzerine kurulmasını, 1915 olaylarını soykırım olarak dünyaya kabul ettirme çabası ve inadından kurtulmak gerektiğini söylemektedir. Sanık daha önceki yazılarında da bu anlayış ve çabayı Ermeni kimliğini kemiren bir husus, ruhsal bozukluk ve zaman kaybı olarak nitelendirmektedir. Zehirli kan olarak ifade edilen husus, Türklük ya da Türkler değil Ermeni kimliğinde yer alan sanığın ifadesi ile hatalı anlayıştır. Tüm bu açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, sanığın ifadelerinin 159. maddede düzenlenen anlamda Türklüğü tahkir ve tezyif olarak nitelendirilmesi mümkün değildir."
Dink bu dava için AİHM'ye başvurmaya hazırlanmaktaydı. Bunun dışında Dink'in yargılanmakta olduğu iki dava daha vardı.
Reuters'a "Evet, 1915’te olan bir soykırımdı çünkü dört bin yıldır bu topraklarda yaşayan bir halk ve onun uygarlığı artık yok" biçiminde bir demeç verdi. Bu, 1915-1918 yıllar arasında Osmanlı'da Ermeni Kırımı'ndaki olayları konusunda Ermeni diasporasına yakın tutum sergilediğini gösterdi fakat onlardan ayrıştığı nokta şuydu: Bu iddiaların temelini oluşturan Vahakn Dadrian'ın Ermeni toplumuyla Türk toplumunun arasının açılmasından Osmanlı yönetimini sorumlu tutmasına rağmen, Hrant Dink bu durumun esas sorumlusunun Avrupa ülkeleri olduğunu iddia ediyordu.
Suikast
Ana madde: Hrant Dink suikastı
Hrant Dink 19 Ocak 2007'de Şişli'de Halâskârgazi Caddesi üzerinde yer alan Agos merkez binasının çıkışında gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Katil zanlısı olarak 17 yaşındaki Ogün Samast güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerin yayınlanmasından sonra babası tarafından polise ihbar edilerek Samsun otogarında sivil polis ve jandarma ekipleri tarafından yakalandı. Dink 1909 yılından bu yana Türkiye'de suikast sonucu öldürülen 62. gazeteci oldu.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada suikastın 'FETÖ'nün amaçları doğrultusunda işlendiğine' hükmedildi.
15 Kasım 2023 tarihinde Dink'in katili Ogün Samast tahliye edildi.
Cenazesi

23 Ocak 2007 tarihinde Halaskârgazi Caddesi'nde Hrant Dink'in cenazesine katılanlar ve Hepimiz Ermeniyiz dövizleri taşıyanlardan bir görünüm
Hrant Dink'in cenazesi 23 Ocak 2007 Salı günü Şişli'de Agos Gazetesi önünde bir törenle başladı. Cenazeye katılanlar DİSK tarafından hazırlanan Türkçe, Ermenice ve Kürtçe "Hepimiz Hrant Dink'iz, hepimiz Ermeniyiz!" yazılı dövizler taşıdı. Ayrıca topluluğun taşıdığı dövizlerin bazılarında ise Türk Ceza Kanunu 301. maddesine atfen "Katil 301" yazmaktaydı. Topluluk Kumkapı'ya kadar yürüdü. Burada Surp Asdvadzadzin Patriklik Kilisesi'nde yapılan dinî törenin ardından Hrant Dink Balıklı Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenaze törenine kimi kaynaklara göre 40 bin, kimilerine göre ise 100 bin kişi katıldı.
Hatırası
Ölümünden bir yıl sonra Lyon Belediyesi tarafından şehirdeki bir sokağa, Diyarbakır'da da Sur Belediyesi tarafından Süryani ve Müslümanlar'ın bir arada yaşadığı bir sokağa Hrant Dink'in adının verilmesi kararlaştırıldı.
2010 yılında Kınalıada sahilindeki bir çocuk parkına Hrant Dink Çocuk Parkı ismi verildi.
Hrant Dink'in suikasta uğradığı Halâskârgazi Caddesi ile kesişen Ergenekon Caddesi'nin ismi de Hrant Dink Caddesi olarak değiştirilmek istendi fakat bu talep 8 Şubat 2010 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis oturumunda reddedildi.
2013 yılında Malatya Belediyesi tarafından doğduğu evin bulunduğu Çavuşoğlu Mahallesi'ndeki sokağa Hrant Dink adı verilmiştir.
- 2008 - Cüneyt Koryürek, Türk gazeteci ve yazar (d. 1931)
- 2008 - Ufuk Esin, Türk akademisyen, arkeolog ve TÜBA üyesi (d. 1933)
- 2009 - Abdülkerim Kırca, Türk asker (intihar) (d. 1956)
- 2011 - Hasan Ünal Nalbantoğlu, Türk akademisyen ve sosyolog (d. 1947)
- 2013 - İsmet Hürmüzlü, Türkmen asıllı Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, yazar ve yönetmen (d. 1938)
- 2013 - Toktamış Ateş, Türk akademisyen ve yazar (d. 1944)
- 2020 - Kazım Ayvaz, Türk millî güreşçi (d. 1937)
Yorumlar
Yorum Yap