Tarih

1993 - Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu

Otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü

1993 - Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu

24 Ocak  Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 24. günü

 

Olaylar

Altına hücum yıllarından bir görüntü

  • 41 - Caligula lakabıyla tanınan, zalimliği, despotluğu ve deliliği ile ünlü Roma İmparatoru Julius Caesar Augustus Germanicus, muhafızları tarafından öldürüldü.
  • 1881 - Göktepe Savaşı: General Mihail Skobelev komutasındaki Rus birlikleri Türkmenleri yendi.
  • 1921 - Ankara-Sivas Demiryolunun inşasına ilişkin yasa, TBMM'de kabul edildi. Hattın inşası 1930 yılında tamamlandı.
  • 1921 - Çerkez Ethem'in güçleri dağıtıldı.
  • 1924 - Rusya'da Sankt-Peterburg şehrinin adı, devrimci liderin (Vladimir Lenin) anısına Leningrad olarak değiştirildi.
  • 1927 - Eczacılar ve eczaneler hakkında kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi.
  • 1946 - Birleşmiş Milletler, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu'nu kurdu.
  • 1946 - Cumhuriyet Halk Partisi Sanat Ödülü'nü 35 Yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
  • 1949 - Behçet Kemal Çağlar, Cumhuriyet Halk Partisi'nden ve milletvekilliğinden istifa etti.
  • 1955 - Zonguldak'ta, Ereğli Kömür İşletmelerine bağlı Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 madenci öldü, 19 madenci yaralandı.
  • 1956 - Eskişehir Cezaevi'nde 388 mahkûm ayaklandı.
  • 1959 - İstanbul Küçükyalı'da Neşe Sineması çöktü; 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
  • 1961 - Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel, Adnan Menderes'in idamını istedi.
  • 1963 - Çatalca'da kara saplanan trenle ilgili haber yapmak için 23 Ocak'ta gazetelerinden ayrılan Hürriyet gazetesi yazarı Yüksel Kasapbaşı ile foto muhabiri Abidin Behpur ve aracın sürücüsü Yüksel Öztürk donarak öldüler, donmuş cesetleri 25 Ocak'ta Çatalca yakınlarında bulundu.
  • 1967 - Üniversite öğrencileri, Türkiye Millî Talebe Federasyonu'na karşı tutumu protesto ettiler. Ankara'da bir miting düzenlediler. Türkiye Millî Talebe Federasyonu 19 Ocak günü polis tarafından mühürlenmiş, 21 Ocak günü de beş yöneticisi tutuklanmıştı.
  • 1972 - Mahir Çayan'a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.
  • 1972 - İsmet İnönü "Siyasi suçlar için idam olmamalı" dedi ve sıkıyönetimin kaldırılmasını istedi.
  • 1973 - Ali Haydar Yıldız, Tunceli'nin Çemişgezek ilçesinin Vartinik köyünde askerle girdiği çatışma sonucu öldürüldü. Arkadaşı İbrahim Kaypakkaya ise yaralı vaziyette kaçtı.
  • 1978 - Eurovision elemelerinde yarışan "Biz" adlı şarkı Danıştay kararı ile finalist oldu.
  • 1978 - Sovyetler Birliği'ne ait nükleer reaktör taşıyan Cosmos 954 adlı uydu Dünya atmosferine girerken yanarak parçalandı, radyoaktif serpintileri Kanada'nın kuzeybatısına yayıldı. Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.
  • 1983 - 1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Cumhuriyet gazetesinin basımı, yayımı ve dağıtımını yasakladı. Nadir Nadi ve Yazı İşleri Müdürü Okay Gönensin hakkında dava açıldı.
  • 1984 - Macintosh bilgisayarlar piyasaya sürüldü.
  • 1986 - Voyager 2 uydusu, Uranüs'ün 81.500 km yakınından geçti.
  • 1990 - Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye Emlak Bankası'nı 60 milyon dolar ve 34 milyon İsviçre Frangı dolandırdığı iddiasıyla yargılanan iş insanı Kemal Horzum'u 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırdı. Bankanın iki görevlisine de aynı ceza verildi.
  • 1993 - Milliyetçi Çalışma Partisi, adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.
  • 1993 - Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.
  • Uğur Mumcu

    Doğum 22 Ağustos 1942
    Kırşehir, Türkiye Ölüm 24 Ocak 1993 (50 yaşında)
    Ankara, Türkiye Ölüm sebebi Suikast (C4 ile) Defin yeri Cebeci Asri Mezarlığı, Ankara Anıtlar Uğur Mumcu Anıtı (Şişli, İstanbul)
    Kırşehir Uğur Mumcu Basın Anıtı
    Sinop Uğur Mumcu Heykeli Eğitim Hukuk Fakültesi, Ankara Meslek Araştırmacı, gazeteci, yazar Evlilik

    Güldal Mumcu
    (e. 1976; ö. 1993)

    Çocuk(lar) Özgür Mumcu
    Özge Mumcu Aybars Ödüller Tüm Liste  

    Uğur Mumcu (22 Ağustos 1942, Kırşehir - 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar.

    24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde arabasına konulan bombanın patlaması nedeniyle suikast sonucu öldü.

    Hayatı

    Ailesi

    Annesi Nadire Mumcu, babası tapu kadastro memuru Hakkı Şinasi Mumcu'dur. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu.

    Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür Mumcu) ve bir kızı (Özge) olmuştur.

    Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı" adında bir vakıf kurulmuştur.

    Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir milletvekili olarak girmiş ve 10 Ağustos 2007 - 7 Haziran 2015 tarihleri arasında TBMM başkanvekilliği görevini yürütmüştür.

    Ağabeyi ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı "Kardeşim Uğur Mumcu" adıyla bir kitapta toplanmıştır.

    Eğitim yaşamı

    İlköğretimi Ankara Devrim İlkokulunda ve ortaöğretimi Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de avukat olmak üzere başladığı üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı.

    Askerlik dönemi

    Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, 12 Mart döneminde, bir yazısında kullandığı, "Ordu uyanık olmalı." sözleriyle "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askerî Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkûm edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği hâlde 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmî tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak askerliğini tamamladı. Patnos'ta ağır koşullar altında askerliğini yaparken zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.

    Gazetecilik hayatı

    Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te "Gözlem" başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansında çalışmaktaydı. 1975 Mart'ında makalelerinden oluşan "Suçlular ve Güçlüler" adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl, Altan Öymen'le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in hayalî mobilya ihracatını konu edinen "Mobilya Dosyası" adlı kitabı yayımlandı.

    1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de "Sakıncalı Piyade" ve "Bir Pulsuz Dilekçe" kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, "Sakıncalı Piyade" adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu'nda tam 700 kere sahneledi. 1978'de ise ünlülerin yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı "Büyüklerimiz" yayımlandı.

    Uğur Mumcu, Londra'da BBC Türkçe için Nuri Çolakoğlu ve Ayça Abakan'ın konuğu olduğu bir röportajda siyasi görüşünü şu sözlerle açıkladı:

    "Ben görüş olarak sosyalist eğilimliyim. Yani emekçi sınıfların toplumda yönetimi ele almasını istiyorum. (...) Ben sosyalist bilincimi her gün artırıyorum. (...) Ulusal bağımsız sol! Ben sosyalist eğilimliyim, işçi sınıfının, emekçi sınıf ve tabakaların demokratik yollarla iktidara gelmesini istiyorum. Bu görüşümden hiç ama hiç vazgeçmedim."

    Türkiye'de 12 Eylül 1980 Darbesi'ne giden süreçte yaşananları eleştirdi. Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında, 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı "Çıkmaz Sokak"ı yayımladı. 7 Mart 1980 tarihinde yayımladığı yazısında anarşi ve terör ortamını şu sözlerle eleştirdi:

    "Bunun adı solculuk mu? Yoksul erlerin üstüne kurşun yağdıran, banka soyan eşkiyalık mıdır solculuk? Böyleyse, yerin dibine batsın böyle solculuk... Bunun adı milliyetçilik mi? Savcıları, yargıçları, üniversite öğretim üyelerini, emniyet müdürlerini öldüren, yurttaş kanı içen canavarlık mıdır milliyetçilik? Böyleyse, yerin dibine batsın böyle milliyetçilik..."

    19 Temmuz 1980'de eski başbakan Nihat Erim'in öldürülmesinden sonra 21 Temmuz 1980'de yazdığı "Savaşın Böylesi..." başlıklı yazısında ise teröre çare bulamayan siyasileri eleştirdi:

    "İşçisiyle, köylüsüyle, öğrencisi, öğretim üyesiyle, askeri ve sivili ile, okumuşu ve okumamışı ile yurttaşların kanını bu ölçüde sorumsuzca akıtan bir başka 'çok partili hayat' var mı yeryüzünde?"

    12 Eylül 1980 Darbesi'ni "yağmurun yağması gibi doğal bir olay" olarak tanımladı. Darbeden birkaç gün sonra, 17 Eylül 1980 günü yazdığı yazıda ise 12 Mart dönemini değerlendirerek Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi isimlerin banka soyma, adam kaçırma, fidye isteme gibi eylemlerini "bireysel terör" olarak tanımladı ve geçmişten ders alınması gerektiğini ifade etti. Mumcu, aynı yazısında, "adam öldüren, cinayet işleyen solculuğun hainlik, katillik ve halk düşmanlığı" olduğunu yazdı. 1 Temmuz 1983 tarihinde yayımladığı yazısındaysa, "12 Eylül'ün Türkiye'yi bir iç savaş tehlikesinden kurtardığını, bunu açıkça kabul ve ilan etmeden hiçbir soruna çözüm bulma olanağının olmadığını, bunun nesnel bir gerçek ve somut bir olgu olduğunu" savundu.

    1981'de terörün silah kaçakçılığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı "Silah Kaçakçılığı ve Terör" yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.

    1982'de "Ağca Dosyası", ardından "Terörsüz Özgürlük" adlı makale derlemesi yayımlandı. 1982 Anayasası'nı eleştirdi. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı. 12 Eylül döneminde aydınlara yapılanları anlatan "Sakıncasız" adlı oyunu yazdı, "Papa-Mafya-Ağca" kitabını yayımladı.

    1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen "Rabıta" ve "12 Eylül Adaleti" kitaplarını, 1991'de de en önemli araştırmalarından biri olan "Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925" kitabını yayımladı.

    1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayısıs 1992 tarihleri arasında Milliyet gazetesinde yazdı, Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayısıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü.

    PKK'yı, "şiddet yoluyla sonuç almak isteyen bir Kürt milliyetçisi terör örgütü" olarak tanımladı.PKK'nın yaptığı katliamlara tepki vermeyen derneklere, gazetelere vb. tepki gösterdi. İnsan Hakları Derneği de Mumcu'nun eleştirdiği oluşumlardan biri oldu.

    7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani Aşireti, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:

    "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"

    8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki "Ültimatom" başlıklı yazısında ise yakında yayımlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazdı.

    Ağabeyi ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, suikasttan önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı.

    Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet Millî İstihbarat Teşkilatı için çalıştığı iddiasını araştırması iddia edilmektedir.

    Suikast

    Uğur Mumcu'nun 29. ölüm yıl dönümündeki mezarı.

    Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek öldü.[11] Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

    Selçuk'taki Uğur Mumcu Anıtı.

    Suikastı; İslami Hareket Cephesi, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütler üstlendi.[13] Suikastın arkasında Mossad'ın ve kontrgerillanın olduğu da iddia edildi. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun, seri numarası silinmiş ve Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti.[13] Bununla beraber ağabeyi Ceyhan Mumcu, kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail Büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla bire bir olarak görüşmek istediğini ancak Uğur Mumcu'nun tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtti.[14] Ayrıca suikast öncesinde Uğur Mumcu, "Kürt Dosyası" başlıklı kitabını yazmaktaydı. Bu kitabında PKK'nın ortaya çıkışını, Kürt ayaklanmalarını, Öcalan'ın aldığı dış desteği ve Barzani-İsrail-Öcalan ilişkisini incelemekteydi. Kitabını bitiremeden ölmüştür.

    Uğur Mumcu'nun suikasta uğradığı esnada içinde bulunduğu araç. (Eskişehir)

    Suikasttan sonra Mumcu'nun ailesini ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin devletin namus borcu olduğunu" belirterek âdeta namus sözü verdiler. Suikastın failleri ise yakalanamadı.[13] Mumcu'nun kızı Özge Mumcu, 28 Şubat belgeseline yaptığı açıklamada şöyle dedi:

    "Her siyasi cinayet sonrası olduğu gibi, 'Mutlaka çözülecektir. Kanı yerde kalmaz. Namus borcudur.' sözleriyle yaklaştılar ve hani Demirel'inden -o dönemin başbakanıydı-, içişleri bakanı İsmet Sezgin'di, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Hepsi 'namus borcu sözü' verdiler. Cenazede, olay yerine geldiklerinde, hepsi... Ama namus borçlarını yerine getiremediler."

    Sedat Peker'in açıklamaları

    Organize suç örgütü lideri olarak tanımlanan Sedat Peker, 23 Mayısıs 2021'de YouTube aracılığıyla, suikastın Mehmet Ağar tarafından düzenlendiğini iddia etti:

    “Uğur Mumcu, görüşüne katılırsınız-katılmazsınız, bence şehittir. Yahu namuslu adamdı, şerefli adamdı, her şeyden önce dürüst adamdı, neden öldürüldü? Öldürüldüğünde yazdığı yazılara bakın: terörden beslenen terör lordları, bunun üzerine çalışma. Hep terör bölgelerinde uyuşturucu tarlaları, satışları olur. Hep ama. Ve silah ticareti. Uğur Mumcu şehit ediliyor, yanına ilk gelen kim? Katiller en önce gelir: Mehmet Ağar! Eşine diyor ki: 'Ben gıyaben tanıyorum, dünyanın en iyi insanı.' 'Ben' diyor, 'Buradan bir tuğla çekersem devlet aşağı çöker!', bu meşhur sözdür, devletin içinde yaşayanlar bunu bilirler.”

    Sedat Peker'in açıklamalarının ardından Uğur Mumcu'nun eşi, eski CHP Milletvekili Güldal Mumcu şöyle konuştu:

    “Senelerdir, 'Uğur Mumcu Cinayeti'nin aydınlatılması için kim ne biliyorsa anlatsın, işin ucu kime dokunuyorsa dokunsun.' dedik. Çekin tuğlaları, yıkılsın duvar, altında kim kalırsa kalsın!”

    Eserleri

  • 1975: Mobilya Dosyası
  • 1975: Suçlular ve Güçlüler
  • 1977: Sakıncalı Piyade
  • 1977: Bir Pulsuz Dilekçe
  • 1978: Büyüklerimiz
  • 1979: Çıkmaz Sokak
  • 1980: Tüfek İcad Oldu
  • 1981: Silah Kaçakçılığı ve Terör
  • 1981: Söz Meclisten İçeri
  • 1982: Ağca Dosyası
  • 1982: Terörsüz Özgürlük
  • 1984: Papa-Mafya-Ağca
  • 1984: Sakıncasız
  • 1985: Devrimci ve Demokrat
  • 1985: Liberal Çiftlik
  • 1986: Aybar ile Söyleşi: Sosyalizm ve Bağımsızlık
  • 1987: Rabıta
  • 1987: 12 Eylül Adaleti
  • 1987: İnkılap Mektupları
  • 1988: Bir Uzun Yürüyüş
  • 1988: Tarikat-Siyaset-Ticaret
  • 1990: 40'ların Cadı Kazanı
  • 1990: Kâzım Karabekir Anlatıyor
  • 1991: Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925
  • 1992: Gazi Paşa'ya Suikast
  • 1993: Kürt Dosyası
  • 1996: Vurulduk ey halkım: unutma bizi
  • 1997: Katiller Demokrasisi
  • 1997: Saklı Devletin Güncesi "Çatlı vs
  • 1998: Gazetecilik
  • 1998: Polemikler
  • 1998: Uyan Gazi Kemal
  • 1999: Bu Düzen Böyle mi Gidecek?
  • 1999: Söze Nereden Başlasam
  • 2000: Bomba Davası ve İlaç Dosyası
  • 2003: Unutmayalım, Unutturmayalım
  • 2004: Eğilmeden Bükülmeden
  • 2004: Kır Çiçekleri
  • 2004: Türk Memet Nöbete
  • 2005: Dost Yüzlerde Zaman
  • 2009: Çocuklar İçin
  • 2011: Beyaz Melek
  • 2011: İsterler ki Susalım
  • Ödüller

  • 1962: Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle)
  • 1979: Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü
  • 1979: Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü
  • 1980: 1982 ve 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında)
  • 1980: 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü
  • 1983: İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında)
  • 1984: 1985 ve 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü
  • 1987: Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü ("Rabıta Olayı" dolayısıyla)
  • 1987: İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında)
  • 1987 - Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü / "Rabıta" (Avrupa'daki İslamcı Örgütler ve Para) adlı araştırmasıyla.
  • 1988: Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü
  • 1993: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü
  • 1993: Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü
  • Hakkında yazılan kitaplar

    "Sesleniş" şiiri, Uğur Mumcu Caddesi, Biga.

  • 1996: Değer, Emin. Uğur Mumcu ve 12 Mart Geriye Dönüşün İlk Adımı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 1997: Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı. Uğur Mumcu Cinayeti. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 2003: Özel, Sevgi. Uğur Olsun! - Bir Devrimcinin Öyküsü. Bilgi Yayınevi, 3. baskı, Ankara
  • 2008: Mumcu, Ceyhan. Kardeşim Uğur Mumcu. Kaynak Yayınları, Ankara
  • 2009: Özsoy, Ali; Fırat, Gökçe; Yaman, Onur. Sol'un Namusu: Uğur Mumcu. İleri Yayınları, İstanbul
  • 2011: Gerger, Adnan. Uğur Mumcu'yu Kim Öldürdü?. İmge Kitabevi Yayınları, Ankara
  • 2011: Tüleylioğlu, Orhan. Ben, Uğur Mumcu'yum. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 2012: Mumcu, Güldal. İçimden Geçen Zaman. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • 2012: Tüleylioğlu, Orhan. Uğur Mumcu Ölümsüzdür. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları, Ankara
  • Hakkında hazırlanan belgeseller

  • Duvar Belgeseli Uğur Mumcu Bölümü (2009) Hazırlayan: Günel Cantak 26 Haziran 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Karlı Sokak - Uğur Mumcu Belgeseli (2010) Yönetmen: Ali Murat Akbaş 5 Mart 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Hakkında bestelenen şarkılar

  • Uğur'lar Olsun - Selda Bağcan
  • Uğur Mumcu Anısına - Orhan Akdeniz
  • 1994 - Türkiye'nin ilk haberleşme uydusu Türksat 1A, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
  • 2001 - Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, uğradıkları silahlı saldırıda öldürüldü.
  • Gaffar Okkan

    Gaffar Okkan'ın portresi

    Doğum Ali Gaffar Okkan
    24 Şubat 1952
    Hendek, Sakarya, Türkiye Ölüm 24 Ocak 2001 (48 yaşında)
    Diyarbakır, Türkiye Ölüm sebebi Suikast (silahlı saldırı) Defin yeri Hendek Belediye Mezarlığı, Hendek, Sakarya Eğitim Polis Koleji, Polis Akademisi, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Meslek 1. Sınıf Emniyet Müdürü Etkin yıllar 1997–2001 Evlilik

    Zerrin Okkan
    (e. 1974; ö. 2001)

    Çocuk(lar) 2 Ebeveyn(ler) İmran Okkan (annesi)
    Fikri Okkan (babası)  

    Ali Gaffar Okkan (24 Şubat 1952; Hendek, Sakarya – 24 Ocak 2001; Diyarbakır), faili hâlen meçhul olan bir suikast sonucu öldürülmüş eski Diyarbakır emniyet müdürüdür. Diyarbakır halkı tarafından "Gaffar Baba" olarak bilinir ve hatırlanır.

    Sakarya'nın Hendek ilçesinde doğan Gaffar Okkan, 1973'te Polis Akademisinden mezun olup İzmir'de bir süre komiser yardımcılığı ve komiserlik rütbeleriyle görev yaptıktan sonra sırasıyla Şanlıurfa ve Eskişehir il emniyet müdürlüklerinde hizmet verdi. 1993'te Kars'a emniyet müdürü olarak atanan Okkan, buradaki görevini dört yıl kadar sürdürdü. 1997'de ise, uzun süredir çeşitli militan örgütlerin faaliyetlerini sürdürdüğü Diyarbakır'a emniyet müdürü olarak atandı. Okkan, Diyarbakır'daki hizmet sürecinde şehrin güvenliğinin yanı sıra sosyolojik yapısı alanında da radikal yenilikler yaptı ve ardından Diyarbakır halkı tarafından sevilen ve saygı duyulan bir figür hâline geldi. Diyarbakır halkının güvenliğini sağlamak amacıyla terör örgütlerine karşı yoğun bir mücadele veren Okkan, 24 Ocak 2001 tarihinde, seyir hâlindeki makam aracına yapılan faili meçhul bir silahlı suikast sonucu beş polis memuruyla birlikte öldürüldü. Ölümünden sonra hatırası birçok alanda yaşatıldı, ismi pek çok Diyarbakırlı yeni doğan çocuğa ve mekâna verildi ve kendisini konu alan veya kendisinden bahseden diziler ve filmler yapıldı.

    İlk yılları ve eğitimi

    Ali Gaffar Okkan, 24 Şubat 1952 tarihinde Sakarya'nın Hendek ilçesinde doğdu. 30 Eylül 1970'te Polis Kolejinden, 29 Eylül 1973'te Polis Akademisinden mezun olarak İzmir İl Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atandı.

    Kariyeri

    Gaffar Okkan, İzmir'de komiser rütbesine kadar çeşitli birimlerde görev yaptıktan sonra, 1983 yılında Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğüne atandı ve 1985 yılında şube müdürlüğüne terfi etti. 1986'da Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev aldı. Eskişehir'de 1992'de emniyet müdür yardımcısı oldu. 6 Aralık 1993 tarihinde, Türkiye'de polis teşkilatı hiyerarşisinde ikinci en yüksek pozisyon olan 1. Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi ederek Kars İl Emniyet Müdürü olarak atandı. Okkan'ın polis şefi olarak bir sonraki görev yeri, PKK ve Kürt Hizbullahı gibi örgütler tarafından uzun süredir devam eden terör olaylarının yaşandığı, olağanüstü hâl uygulamasının devam ettiği ve önemli ölçüde göçün görüldüğü güneydoğudaki Diyarbakır'dı.

    Okkan, 18 Kasım 1997'de Diyarbakır il emniyet müdürü olarak göreve başladı. Bu sırada da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'ndeki lisans eğitimini tamamlayıp mezun oldu.

    Diyarbakır'da hizmet süreci

    Gaffar Okkan Kars emniyet müdürü iken, PKK ve Hizbullah örgütlerinden olumsuz etkilenen Diyarbakır halkına emniyet müdürü olarak atandı. Okkan, bir çatışma merkezi hâline gelmiş olan Diyarbakır'a gelişinden kısa bir süre sonra 3310 numaralı polis telsizinden bir anons yaptı:

    3310'dan karargâha. Ben Ali Gaffar Okkan. İki gündür şehirde teftiş yapıyorum ve meslektaşlarımın görev bilincinin olmadığını görüyorum. Bu benim ilk ve son uyarım. Diyarbakır halkına eziyet edeni yakarım!

    Bu duyuru, onun diğer polis şefleri gibi olmadığının bir işaretiydi. Göreve geldikten sonraki ilk resmî faaliyetlerinden biri, güvenlik nedeniyle sivillerin girmesi yasak olan Emniyet Müdürlüğü önündeki sokağı sivillere açmak oldu. Kısa süre sonra şehir içindeki güvenlik barikatlarını da kaldırdı ve suçları önlemek için şehrin kritik bölgelerine kameralar yerleştirdi. Gaffar Okkan, gece geç saatlere kadar ofisindeki dev monitörden Diyarbakır sokaklarını gözlemlerdi.

    Okkan'dan önceki polis memurları, Diyarbakır'ın kaotik ortamında sokağa çıkmanın çok riskli görülmesi nedeniyle "masa başı işler" için ofislerinde kalmayı tercih ederdi. Okkan ise kadın erkek tüm polisleri sokağa göndererek onlara şehrin vatandaşlarına nezaket ve şefkatle davranmaları talimatını verdi.

    Sosyal uygulamalar

    Haricî video  Gaffar Okkan Belgeseli, 24 Ocak 2020, TRT

    Kadın polisler Diyarbakır'da ilk kez onun emriyle sokağa çıktılar, trafiği yönettiler Okkan, her birinde iki kadın memurun bulunduğu iki devriye polis arabası görevlendirdi. Biri, kaçak çocukları almak veya kayıp çocukları aramak ve onları ebeveynlerine teslim etmekle görevlendirildi. Diğer ekip ise yürüme engelli yaşlılara yardım etmekle görevlendirildi. Diyarbakır Havalimanı'nda kadın polisler, yaşlıların biniş işlemlerini üstlendiler ve çıkış kapısına kadar onlara eşlik ettiler. Okkan, havaalanı yetkilisini yaşlılar için tekerlekli sandalye satın alması ve hizmete sokması için ikna etti.

    O sıralar Diyarbakırlılar, sokaklarda üniformalı polislerle karşılaşmaya alışkın değildi. Polisin genellikle çevik kuvvet araçları ve coplardan oluştuğunu düşünüyorlardı.Ancak yeni polis şefi Okkan, polisin iyi yanlarını göstermeye kararlıydı. Bu davranış çevredekileri çok şaşırttı.Eski emniyet müdürleriyle neredeyse hiç karşılaşmayan vatandaşlar, Okkan ile sık sık görüştü. Onu tanıdıkça daha çok sevdiler. Okkan kısa sürede güven oluşturmayı başardı ve hedefine halkı inandırdı. Sloganı, "Biz halktan yanayız. Vatandaşın canını, malını, namusunu korumam emredildi. İşte bunun için geldim." idi. Görev süresince Diyarbakır'daki huzur ortamını en üst seviyeye çıkarmaya çalışan Okkan, meslektaşları ve bazı hayırseverlerden topladığı yardımlarla kentteki ihtiyaç sahibi ailelere ve öğrencilere destek oldu. Ayrıca bazı geceler tebdili kıyafetle esnaf ziyaretlerinde bulundu ve zaman zaman yolda gördüğü yaşlıları makam aracıyla evlerine bıraktı.

    Gaffar Okkan, aynı zamanda ateşli bir Diyarbakırspor taraftarıydı. Kulübün evinde oynadığı tüm maçları kaçırmadan izlerdi Maçlar boyunca polis şefi gibi değil de kulüp başkanı gibi hareket etti ve takımla yakından ilgilendi. Takımın attığı gollerin ardından oyunculara sarılır ve elinde kulüp bayrağıyla kutlama için sahada koşardı. Maçlarda "Gaffar Baba" sloganlarıyla ve tezahüratlarıyla karşılanırdı. Diyarbakır gençlerini ve çocuklarını terör örgütlerinden ve uyuşturucu şebekelerinden uzak tutmak için spora yönlendiren Okkan, amatör spor kulüplerine de malzeme yardımı yaptı. O dönem 2. Lig'de (bugünkü 1. Lig) mücadele eden Diyarbakırspor'un 1. Lig'e (bugünkü Süper Lig) çıkması için mesaisi dışında yoğun çaba harcadı ve kulübün onursal başkanlığı görevini yürüttü.

    Okkan, diğer vatandaşların yanı sıra yaşlılara, engellilere ve kaçak çocuklara yardım eden sosyal projeleri aracılığıyla Diyarbakır halkı üzerinde önemli bir izlenim bırakırken, bazı eleştirmenler bu tür faaliyetlerin onun görev kapsamını aştığı konusunda ısrar etti. Ancak hem halkla ilişkiler mezunu hem de kolluk kuvvetleri mensubu olarak her iki görevini de unutmadı ve ihmal etmedi

    Terörle mücadele

    Gaffar Okkan'ın terörle mücadeledeki birincil hedefi, Lübnan'daki adaşı grupla bir ilgisi olmayan yasa dışı ve köktendinci İslam yanlısı Kürt Hizbullahı idi. Kürt Hizbullahı'nın şiddet eylemleri, PKK sempatizanları da dâhil olmak üzere esas olarak örgütün muhaliflerine yönelikti. Okkan, Hizbullah'ın çökertilmesinde çok önemli bir rol oynadı. 17 Ocak 2000'de, Türkiye'deki Hizbullah'ın lideri Hüseyin Velioğlu, İstanbul'un Beykoz ilçesindeki villasında polis güçlerinin düzenlediği baskında öldürüldü. Okkan, yüzlerce grup üyesinin tutuklandığı ve ülke genelinde 150'den fazla öldürülmüş kurbanın cesedinin bulunduğu Kürt Hizbullahı'na yönelik bu ve benzeri baskınlarda önemli rol oynadı. Ayrıca, pek çok faili meçhul cinayetin güvenlik güçleri yerine çoğunlukla Hizbullah isyancıları tarafından işlendiğini kanıtladı.

    Bu girişimlerden sonra meslektaşları ve yakın arkadaşları, Okkan'ı zırhlı araca binmesi için uyarmaya başladı. Bu tür tavsiyeleri, "Ben zırhlı araca binsem vatandaş ne yapar?" sözleriyle reddetti. Ölümünden bir hafta önce düzenlediği basın toplantısında 26 Hizbullah tetikçisinin listesini yayımladı ve kendisine yapılan saldırıdan 45 dakika önce, bir gazeteciye verdiği röportajda Hizbullah'tan korkmadığını belirtti. Daha önceki röportajlarından birinde Okkan, Diyarbakır'da veya memleketi Hendek'te, kimsenin onu öldüremeyeceğini çünkü vatandaşların onu koruyacağını söylemişti.

    Suikast

    24 Ocak 2001 günü akşam saatlerinde Gaffar Okkan, Uğur Mumcu'yu anma etkinliğine katılmak ve Diyarbakır valisi Ahmet Cemil Serhadlı ile görüşmek üzere Genelkurmay Başkanlığındaki görev yerinden ayrıldı. Saldırganlar, Okkan'ın çıkış saatini öğrendikten sonra geçiş yapacağı bulvarda, üzerinde "Polis" yazılı reflektörlü yelekler giyerek ellerindeki uzun namlulu silahlarla caddede beklemeye başladılar. Saldırganlar daha sonra bölgedeki elektrikleri keserek insanları oradan uzaklaştırdılar. Okkan; saat 17.40 sularında makamından valilik binasına makam aracıyla seyir hâlinde iken, Sezai Karakoç Bulvarı üzerinde, Et Balık Kurumu ile Eflatun Park arasında elektriklerin kesilmiş olduğunu fark etti. Daha sonra Okkan, maiyetindeki polislerle birlikte kimliği belirsiz bu kişilerce pusuya düşürüldü.Saldırganlar, uzun namlulu silahlarla Okkan'ın makam aracını çapraz ateşe almaya başladılar. Okkan ve yanındaki üç polis memuru açılan ateş sonucu olay yerinde ölürken diğer iki polis memuru hastanede öldü. Ayrıca dört polis memuru yaralandı. Saldırıdan sonra Okkan'ın arabasının kapısını da açan silahlı kişiler, öldüğünden emin olmak için yakın mesafeden kendisini taradılar ve aracına el bombaları attılar. Bombaların patlamasıyla birlikte Okkan'ın bazı uzuvları koptu. Hızla kaçan saldırganlar arasında cep telefonu iletişimi yoktu.

    Otopsi raporuna göre, saldırıdan sonra Gaffar Okkan'ın başından ve vücudundan toplam 17 mermi çekirdeği çıkarıldı. Saldırıda öldürülen polislerin isimleri Sabri Gün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş, Selahattin Baysoy ve Mehmet Kamalı olarak, yaralanan polislerin isimleri ise Nuri Bozkurt, Mustafa Dince, Veli Göktepe ve Fatih Gökçek olarak açıklandı. Ayrıca çıkan çatışmada saldırganlardan birinin yaralandığı bildirildi. Olay yerinde, 16 farklı silahtan ateşlenmiş 469 boş kalaşnikov kovanı bulundu.Polis, failleri bulmak için bölgeyi kapsamlı bir şekilde aradı ve birkaç şüpheliyi gözaltına aldı. Bu cinayet hâlâ tam anlamıyla çözülmemiş olmakla birlikte, Hizbullah tarafından işlendiği düşünülmektedir.

    Suikastın failleri

    Hiçbir militan grup suikastın sorumluluğunu üstlenmedi. Ancak devlet yetkilileri, saldırının arkasında Hizbullah'ın olduğunu açıkladı ve yeni bir tutuklama dalgası başladı. Sonuç olarak; önceden ölüm tehditleri de alan Okkan'a yapılan bu saldırı, asıl şüpheli olarak Hizbullah'a atfedildi. Hüseyin Velioğlu'nun öldürüldüğü 17 Ocak 2000'deki Beykoz baskınında yakalanan ve Hizbullah'ın üst düzey yöneticilerinden olan biri, tutuklu bazı arkadaşlarının cezaevinden alınarak işkenceye götürüldüğünü öne sürerek, "kararı veren mahkeme heyeti, bulundukları cezaevinin müdürü, savcısı ve o ilin emniyet müdürünün de Gaffar Okkan'ın yanına gideceğini" söyleyip tehditlerde bulundu. Şahsın sözleri zapta geçirilerek hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

    Memuriyetinin ardından İsveç'e yerleşen eski PKK ve JİTEM mensubu Abdülkadir Aygan, Gaffar Okkan suikastını Hizbullah'ın tek başına yapmadığını, suikast içerisinde Ergenekon ve JİTEM gibi yapıların da yer aldığını iddia etti. Aygan, Okkan atanmadan önce JİTEM'in bölgede rahatlıkla faaliyet gösterdiğini gerekçe olarak sundu ve Okkan tarafından soruşturulmasına rağmen Kürt Hizbullahı'nın daha önce hiçbir devlet yetkilisine saldırmadığını sözlerine ekledi. Aygan ayrıca, suikastta kullanılan kalaşnikov silahların JİTEM'in gizli kasalarında bulunan, teröristlerden ele geçirilmiş ve resmiyete sokulmamış envanter dışı silahlar olduğunu belirtti. Saldırının 10. yıl dönümü olan 2011 yılında, Gaffar Okkan'ın korumalarından biri olan ve suikastta yaralanan Veli Göktepe de suikastı JİTEM'in planladığından şüphelendiğini açıkladı. Diyarbakır'da yapılan JİTEM davasında tanık olarak dinlenen Ömer Lütfü Topal'ın şoförünün oğlu Emrah Özdemir ise Gaffar Okkan ve beş korumasının JİTEM ile Hizbullah'ın ortak eylemi sonucu öldürüldüğünü söyledi.

    Cenazesi ve tepkiler

    Gaffar Okkan'ın suikasta uğraması, başta Diyarbakırlılar olmak üzere tüm ülkede büyük bir üzüntüyle karşılandı. Okkan'ın Hendek'te bulunan babası Fikri Okkan ve annesi İmran Okkan'ın haberi aldıktan sonra şoka girdikleri ve fenalaşmaları üzerine evlerine doktor çağrıldığı belirtildi. Bu arada, Okkan ailesinin evlerinin çevresinde de yoğun güvenlik önlemi alındı.Ertesi gün yas tutan binlerce Türk ve Kürt vatandaş, Okkan'ın suikastını ve ölümünü protesto etmek için şehirde toplandı ve saldırıyı kınayan sloganlar attı. Diyarbakır esnafı o gün sabah kepenk kapatırken, işçi ve memurlar da işe gitmediler. Okullarda öğrenciler ve öğretmenler ders yapmayarak saldırıyı kınarken, pek çok vatandaş da iş yerleri ve araçlarına Gaffar Okkan ile ilgili çeşitli yazılar astı. Daha sonra valilik binasına yürüyen halk, Valilik önünde toplandı. Aşırı kalabalık nedeniyle Valilik önü ve çevresi trafiğe kapatıldı. Cenazeler saat 11.00'de törenin yapılacağı valilik binasının önüne getirildi. Vatandaşlar burada bir dakikalık saygı duruşunda bulunarak Okkan ve öldürülen polislerin Türk bayrağına sarılı tabutları önünde gözyaşlarıyla saygı duruşunda bulundu. Pek çok kişi, üzerinde Okkan'ın fotoğrafının ve "Seni unutmayacağız" yazısının bulunduğu pankartlarla törende yer aldı. Kalabalık, "Dostlar ölmez, kahrolsun kötü insanlar!" şeklinde haykırdı Ayrıca Okkan'ın onursal başkanlığını yaptığı Diyarbakırspor'un futbolcuları da ellerinde takım bayrağı ve formalarıyla törene eşlik ettiler. Cenaze törenine çeşitli kuruluş ve kişiler tarafından da yüzlerce çelenk gönderildi.

    Okkan ile beş polis memurunun cenaze törenine yaklaşık 25 bin Diyarbakırlı katıldı. Törenden sonra Okkan'ın cenazesi Ankara'ya, diğer beş polisin cenazesi ise memleketlerine (Mersin, Batman, Hatay, Aydın, Kırıkkale) gönderildi. Gaffar Okkan'ın ölümü üzerine Diyarbakır'daki şehir içi minibüs şoförleri, üç gün araçlarında müzik dinlememe kararı aldılar. Birçok esnaf da ölümünün ardından iş yerlerine Okkan'ın fotoğrafını astı. Ayrıca Okkan için polis merkezine bir taziye defteri yerleştirildi. Defterde bir pazarcı, "Hayatımızda ilk defa bir polis şefinin cep telefonunun numarasını verdiğine tanık olduk." diye yazmıştı.

    Okkan'ın cenazesi için Ankara'da devlet töreni düzenlendi. İçişleri Bakanlığı'nda düzenlenen tören için Ankara'daki tüm bakanlar törene geldiler. Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz, DYP Lideri Tansu Çiller ve CHP Lideri Deniz Baykal da törende yer aldı. Törene katılmak isteyen pek çok Ankaralı vatandaş da Bakanlık'ta toplandı. Ankara'daki törenin ardından Okkan'ın cenazesi memleketi Hendek'e götürülüp 26 Ocak günü cuma namazından sonra defnedildi.

    Okkan'ın ölümünden sonra siyaset ve diğer camialardan pek çok tepki geldi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Başkanı Ömer İzgi, Başbakan Bülent Ecevit, MHP Lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, ANAP Lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, FP Lideri Recai Kutan, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller başta olmak üzere Türkiye'deki siyaset liderleri, bakanlar ve İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) de aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşları, Okkan ve beş polis memurunun suikaste uğrayıp öldürülmesini kınadılar. Kürt merkezli bir siyasi parti olan Halkın Demokrasi Partisi (HADEP); İzmir Konak Meydanı'nda düzenlediği basın toplantısında suikastı kınadı, saldırganların derhal yakalanmasını talep etti ve parlamentonun bir soruşturma komitesi kurması konusunda ısrar etti. Öte yandan, bazı yabancı haber ajansları da Gaffar Okkan'ın öldürülmesi olayını "acil" koduyla duyurdular. Birleşik Krallık merkezli Reuters, ABD merkezli Associated Press ve Fransa merkezli Agence France Presse ajansları, saldırıyı Anadolu Ajansı ve NTV'nin haberlerinden yararlanarak bildirdiler.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Sezer, yayımladığı mesajda "Bu saldırıyı nefretle kınıyorum." derken, Başbakan Ecevit ise "Sorumluların Türkiye'deki huzur ortamına gölge düşürmek isteyenler olduğu bellidir. Fakat huzur ve barış düşmanları amaçlarına ulaşamayacaklardır." ifadelerinde bulundu. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Hüsnü Öndül, saldırı ile ilgili olarak "Şiddet bir kez daha düşünmeyi, soru sormayı, araştırmayı ve tartışMayısı engellemek için kullanıldı." derken, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) de olayı gerçekleştirenlerin Türkiye'nin aydınlık geleceğine kurşun sıktığını belirtti. Diyarbakır, Batman ve Siirt Tabipler Odası da saldırıyı kınadı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a başsağlığı diledi. Saldırının ardından Diyarbakır'a giden Sadettin Tantan, Gaffar Okkan'ın ölümünü "Bir yiğidi kaybettik." şeklinde ifade etti. Okkan'ı Diyarbakır'dan önceki görev yeri olan Kars'a tayin eden eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar da kendisinin ölümü üzerine duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Okkan'ın Diyarbakır'daki cenaze töreninde konuşan Emniyet Genel Müdürü Turan Genç, "Diyarbakır halkının başı sağ olsun." dedi. Okkan'ın, ölümünden kısa bir süre önce kendine örnek aldığını belirttiği ve o sırada ACF Fiorentina'nın teknik direktörlüğünü yapan Fatih Terim ise kendisinden "Türkiye çok iyi bir insanı kaybetti." şeklinde bahsetti.

    Hatırası ve anılması

    Gaffar Okkan'ın anısına bir aracın arkasına asılmış bir poster

    Gaffar Okkan cinayetinin ardından Diyarbakır'da birçok aile, yeni doğan erkek çocuklarının çoğuna "Ali Gaffar" ve "Ali Gaffar Okkan" isimlerini verdi. 2010'daki bir araştırmaya göre, 24 Ocak 2001 tarihinden itibaren Diyarbakır'da doğan erkek çocuklardan 170'ine "Ali Gaffar" ismi verilmişti. 2010 yılında, Okkan'ın memleketi Sakarya'daki anma etkinliğine isimleri "Ali Gaffar" olan 0–9 yaş aralığındaki 142 Diyarbakırlı çocuk, aileleriyle birlikte katıldı. 2011 yılında ise yine Diyarbakır'dan adaşı olan 0–10 yaş aralığındaki 101 erkek çocuğu, "Gönüllerin Yolculuğu: Şehit Ali Gaffar Okkan, Bir Kardeşlik Hikâyesi" adlı bir proje kapsamında, Gaffar Okkan'ın eşi ve kızının da huzurunda, ölümünün 10. yıl dönümünde düzenlenen anma töreni için Sakarya'nın Hendek ilçesindeki mezarını ziyaret etti. Çocuklar Okkan'ın mezarına karanfiller bırakıp dualar ederek saygılarını sundular. Törende konuşan Sakarya Valisi Mustafa Büyük, "Bugün Türkiye'nin doğusunu ve batısını birleştiren bir şehidimizi anıyoruz." dedi. Hendek Belediye Başkanı Ali İnci ise, Diyarbakırlıların Okkan'a olan sevgisini ve şefkatini tanımlamanın zor olduğunu ifade etti.

    Haricî video  "Baş Koymuşuz Gaffar Okkan Yoluna" Marşı, Azrailler Taraftar Grubu

    Okkan'ı her seferinde "Gaffar Baba" tezahüratlarıyla karşılamış olan ve Diyarbakırspor tribünlerinde faaliyet gösteren "Azrailler" isimli taraftar grubu, Okkan'ın ölümünün ardından onun anısına bir Marş yaptı. "Baş koymuşuz Gaffar Okkan yoluna" ve "Şehit düştü Diyarbakır uğruna" gibi ifadeler içeren Marş, Diyarbakır kesiminde oldukça popüler oldu. "Gaffar Baba, dilê meyê" (çev. 'Gaffar Baba, yüreğimiz') ve "Gaffar Gaffar, canê meyê" (çev. 'Gaffar Gaffar, canımız') gibi ifadeler içeren şarkı ise, Okkan için Kürtçe yapılmış ve yine Diyarbakır'da yaygınlaşmış bir başka şarkıdır. Anısına yapılan bir başka Marşta da "24 Ocak gecesi öldürdüler hepimizi" ifadesi yer almaktaydı.

    Samsun'un Atakum ilçesinde yer alan "Ali Gaffar Okkan Caddesi"nin tabelası

    Hâlâ Diyarbakırspor'un onursal başkanı olan Ali Gaffar Okkan'ın ismine 2017'de Sakarya'da bir hatıra ormanı yapıldı. İsmi birçok cadde, sokak, bulvar, sağlık ocağı, polis meslek eğitim merkezi gibi lokasyonlara verildi; bunlar arasında Atakum, Altınordu, Başakşehir, Buca, Büyükçekmece, Ceyhan, Çiftlikköy, Derince, Esentepe, Fethiye, Gebze, Gölbaşı, Gürsu, Hendek, Kirazpınar, Salihli, Tepebaşı, Turgutlu ile Balıkesir, Kars ve Siirt yer almaktadır. İstanbul'un Küçükçekmece ve Kartal ilçelerinde ve Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde onun adını taşıyan halka açık parklar bulunmaktadır. Eskişehir'in Odunpazarı ilçesindeki bir polis karakoluna ve Kars'taki bir spor tesisine de onun adı verilmiştir. Ayrıca Türk Polis Teşkilatı'nın 177. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Gaffar Okkan'ın bir balmumu heykeli yaptırılıp 2022'de Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü içerisinde oluşturulan bölümde anısına sergilenmeye başlanmıştır. Bunların yanı sıra, günümüzde Adana'da (Yüreğir), Diyarbakır'da (Yenişehir), Eskişehir'de (Odunpazarı) ve Sakarya'da (Hendek) "Gaffar Okkan" adını taşıyan, ilkokuldan liseye kadar çeşitlilik gösteren okullar da mevcuttur.

    Diyarbakır'da görev yaptığı dört yıl boyunca kent halkının gönlünde önemli bir yer edinen Gaffar Okkan, günümüzde kentte her yıl çeşitli etkinliklerle anılmaya devam etmekte ve kent esnafı tarafından iş yerlerine fotoğrafları asılmaktadır.

    Kişisel yaşamı

    Gaffar Okkan, 1974'te öğretmen Fehime Zerrin Şen ile evlendi. Bu evlilikten Sezin ve Can adında iki çocuk sahibi oldu.[78] Okkan, suikasta uğradığı sırada annesi ve babası hayattaydı. Annesi İmran Okkan 28 Eylül 2002'de, babası Fikri Okkan da 28 Ekim 2005'te öldü.

    Popüler kültürdeki yeri

  • Araştırmacı gazeteci Emrah Gürkan'ın, Okkan'ın çocukluğunun geçtiği ve görev yaptığı illerdeki 100'den fazla canlı tanıkla yüz yüze görüşerek kaleme aldığı 3310 Öldürüldü isimli kitabı, 1 Ekim 2001 tarihinde yayımlanmıştır.
  • Yönetmenliğini Osman Sınav'ın yaptığı 2001 yapımı Deli Yürek: Bumerang Cehennemi filminde Gaffar Okkan'ın, uğradığı suikastın ve faillerinin konuşulduğu sahneler bulunmaktadır.
  • Gaffar Okkan, 2014 yılında TRT 1'de yayımlanan Tanıklar isimli dizide Orhan Kılıç tarafından canlandırılmıştır.
  • Yapımcılığını Osman Sınav'ın üstlendiği ve 2022 yılında atv'de yayımlanan Yalnız Kurt dizisinin 15. bölümünde "Gaffar Okkan ve uğradığı suikast" işlenmiştir. Okkan'ın nasıl suikasta uğradığı detaylı bir şekilde gösterilmiş ve Okkan'ı Volkan Ünal canlandırmıştır. İlgili sahneler, Okkan'ın aracına binip makam yerinden ayrılması ve yolda pusuya düşürülüp kafasından ve vücudundan kurşunlar yemesi şeklinde çekilmiştir.
  • Gaffar Okkan'ın hayatından esinlenerek çekilen ve onun yolunda giden bir emniyet müdürünü canlandıran Hakan Meriçliler'in başrolde olduğu 3310'dan Tüm Birimlere isimli sinema filmi 12 Ocak 2024 tarihinde vizyona girmiştir. Filmin senaristliğini ve yönetmenliğini Mazlum Yiğit yapmıştır.
  •  
  • 2004 - NASA'nın Opportunity adlı aracı, ikizi Spirit'ten iki hafta sonra Mars yüzeyine indi.
  • 2008 - Gaziantep'te, El-Kaide'ye yönelik eşzamanlı on sekiz ayrı operasyonda bir polis öldü, yedi polis ile bir vatandaş yaralandı. Operasyonda, dört kişi ölü ele geçirildi, on dokuz kişi gözaltına alındı.
  • 2009 - Oca Koum, Kaliforniya'da WhatsApp'ı kurdu.
  • 2020 - Elazığ'da, Merkez üssü Sivrice-Kalaba olan Richter Ölçeğine göre 6.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.[1]

Doğumlar

  • 76 - Hadrianus, Roma İmparatoru; "Beş İyi İmparator"un üçüncüsü (ö. 138)
  • 1540 - Edmund Campion, İngiliz cizvit rahip (ö. 1581)
  • 1679 - Christian Wolff, Alman filozof (ö. 1754)
  • 1712 - II. Friedrich, Prusya Kralı (ö. 1786)
  • 1746 - III. Gustav, İsveç kralı (ö. 1792)
  • 1912 - Naşide Saffet Esen, Türk model ve 1931 Türkiye güzeli (ö. 1988)
  • 1917 - Ali Yaramancı, Türk asker, mühendis ve bilim insanı (ö. 2008)
  • 1933 - Kadir Mısıroğlu, İslamcı yazar ve komplo teorisyeni (ö. 2019)
  • 1937 - Arsev Eraslan, Türk mühendis, yazılım geliştirici ve akademisyen
  • 1940 - Fatoş Balkır, Türk ses sanatçısı (ö. 1986)
  • 1946 - Güven Hokna, Türk tiyatro, sinema ve dizi sanatçısı
  • 1946 - Şahin Yenişehirlioğlu, Türk yazar, düşünür ve oyuncu
  • 1982 - Resul Dindar, Türk halk müziği ses sanatçısı
  • 1989 - Serdar Kesimal, Türk futbolcu
  • 2005 - Cihan Çanak, Türk asıllı Belçikalı futbolcu

Ölümler

  • 41 - Caligula (Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus), Roma İmparatoru (d. 12)
  • 817 - IV. Stephanus, 816 yılının Haziran ayından öldüğü 817 yılına dek papalık yapmış Katolik din adamı (d. 770)
  • 1125 - IV. Davit, Gürcü kralı (d. 1073)
  • 1595 - II. Ferdinand, Avusturya dükü (d. 1529)
  • 1822 - Tepedelenli Ali Paşa, Osmanlı Yanya Valisi (d. 1744)
  • 1962 - Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk yazar ve şair (d. 1901)
  • 1973 - Ali Haydar Yıldız, Türk devrimci ve TKP/ML-TİKKO kurucularından (d. 1953)
  • 1993 - Uğur Mumcu, Türk gazeteci ve yazar (suikast) (d. 1942)
  • 2001 - Ali Gaffar Okkan, Türk polis ve Diyarbakır Emniyet Müdürü (suikast) (d. 1952)
  • 2003 - Aysel Baykal, Türk siyasetçi ve Devlet Bakanı (d. 1939)
  • 2006 - Mümtaz Sevinç, Türk tiyatro ve seslendirme sanatçısı (cinayet) (d. 1952)
  • 2007 - İsmail Cem, Türk siyasetçi, gazeteci ve Dış İşleri Bakanı (d. 1940)
  • 2010 - Erdinç Dinçer, Türk sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu (d. 1944)
  • 2010 - Nedim Doğan, Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu (d. 1945)
  • 2010 - Şakir Eczacıbaşı, Türk eczacı, fotoğraf sanatçısı ve iş insanı (d. 1929)
  • 2022 - Fatma Girik, Türk oyuncu, senarist, yapımcı ve siyasetçi (d. 1942)
  • 2022 - Ayberk Pekcan, Türk sinema ve dizi oyuncusu (d. 1970)
  • 2023 - Sabiha Tansuğ, Türk halkbilimci ve koleksiyoner (d. 1933)
  • 2025 - Deniz Arman, Türk gazeteci ve haber koordinatörü (d. 1961)
  • 2025 - Halil Güngördü, Türk eski futbolcu, teknik direktör ve spor yazarı (d. 1942)

 

Wikipedia.org

Türkçe Vikipedi - Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.